YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7410
KARAR NO : 2010/8014
KARAR TARİHİ : 06.07.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, karardaki gerektirici nedenlere göre davalıların tüm davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Uyuşmazlık iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacının iş kazası sonucu % 17 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda davacının % 40 oranında, davalıların % 60 oranında kusurlu oldukları dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
B.K’nun 47. Maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 26.6.1966, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle hakiminin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına 13.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 10.000 TL’sına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ayrıca talep olunan maddi tazminatın SGK’ca bağlanan gelirin peşin sermaye değeri ile karşılanmış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verildiği anlaşıldığına göre davacının maddi zararının karşılanacağını bilmesi mümkün olmamakla davalı vekili lehine vekalet ücreti taktir olunması yanlış olup kararın bozulması gerekir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinerek yerine,
“1-Maddi tazminat davasının davacının maddi zararının S.G.K.’ca bağlanan aylığın peşin sermaye değeri ile karşılanması nedeniyle REDDİNE, davalılar yararına avukatlık ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
Başlangıçta alınmayan 10,10 TL başvuru harcının davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
Peşin alınan harcın mahsubuyla kalan 11,50 TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
Davalı Astaldi SPA tarafından yapılan toplam 11,20 TL. yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davalı Taşyapı İnşaat Taahhüt A.Ş tarafından yapılan toplam 58,45 TL. yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
2-13.000,00 TL manevi tazminatın 14.10.2002 olay tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin REDDİNE,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 1.560,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, aynı tarife gereğince reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 1.440,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından manevi tazminat davasında yapılan toplam 24,55 TL yargılama gideri ile kusur bilirkişi heyetinden rapor alınması için karşılanan toplam 1.300 TL nin yarısı olan 650 TL ki toplam 674,55 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafından karşılanan bakiye yargılama giderinin ve davalılar tarafından karşılanan bakiye yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5-Alınması gereken 772,20 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 337,50 TL’ nin mahsubuyla bakiye 434,70 TL. nisbi harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak alınarak Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından peşin yatırılan 337,50 TL nisbi harç ile 14,00 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 351,50 TL. harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 06.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.