Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/13887 E. 2013/3345 K. 26.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13887
KARAR NO : 2013/3345
KARAR TARİHİ : 26.02.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01/09/1986 – 01/09/1990 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, davacının 1.9.1986 – 1.9.1990 tarihleri arasında davalı işverene ait iş yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile; davacının davalı işverene ait iş yerinde 1.9.1986 – 1.9.1990 tarihleri arasında kesintisiz ve aralıksız olarak 1440 gün süre ile asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
506 sayılı Yasanın 2’nci maddesinde tanımını bulan “sigortalı” tabiri ile, bir hizmet akdine dayalı olarak işveren tarafından çalıştırılan kişi ifade edilmektedir. Hizmet akdinin temel unsurları ise, zaman ve bağımlılıktır. Başka bir deyişle, davacı belirli bir zaman içinde işverene bağımlı olarak çalışıyor ve emeğini işverene tahsis ediyor ise, bu durumda aralarındaki ilişki bir hizmet akdi ilişkisidir. Aynı Yasa’nın 3’üncü maddesinde ise işverenin ücretsiz çalışan eşinin sigortalı sayılamayacağı belirtilmiştir.
506 Sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. İşe giriş bildirgesinin verildiği ancak yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 1.12.2004 gün 2004/21-629-641, 09.02.2005 gün ve 2004/21-734 Esas, 2005/49 Karar ve 30.05.2007 gün 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 1979 ve 1980 doğumlu iki çocuk annesi olduğu, davalı işverenin, davacının eşi ve avukat olduğu, davacı adına 1.9.1986 tarihli işe giriş bildirgesinin verildiği, ancak davalı işverene ait işyerinden davacıya ait hiç çalışma bildirilmediği, davalı işyerinin 1.9.1986 – 31.12.1997 tarih aralığında 506 sayılı Kanun kapsamında olduğu, dinlenen tanıkların yerleşik Yargıtay içtihatlarında belirtilen tanık niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda; ihtilaflı dönemde davacının, davalı işverenin eşi ve iki çocuk annesi olduğu, yaşları ve okula başlayacak çağda olmaları nedeniyle çocukların annenin bakım ve ihtimamına muhtaç olduğu, çalıştığı ve karşılığında da ücret aldığına ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı,, buna göre mahkemece karar altına alınan şekilde ücret karşılığı çalışmanın ispat edilemediği görülmüştür.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda davayı reddetmesi gerekirken … şeklilde kabul kararı vermesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.