Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/7887 E. 2013/4669 K. 14.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7887
KARAR NO : 2013/4669
KARAR TARİHİ : 14.03.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01/06/2007-01/07/2008 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı, davalı işverene ait işyerinde 01.06.2007-01.07.2008 tarihleri arasında kesintisiz olarak sigortalı çalışmasının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Kimi ayrık durumlar dışında, resmi belge veya … delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olur. Ne varki bu tür kanıtlar salt bu nedene dayanarak istemin reddine neden olmaz; aksi durumun ispatı olanaklıdır. Somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordro tanıkları ve komşu işyerinin kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Mahkemenin bu tür davaların kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olması ve kamu düzenini ilgilendirdiğini göz önünde tutarak gerektiğinde; doğrudan soruşturmayı genişletmek suretiyle ve olabildiğince delilleri toplaması gerekmektedir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda; davacının davalı işyerinden SGK’na bildirilen çalışması yoktur. Davalı tanıkları davacıyı tanımadıklarını beyan etmişler ise de, davacı tanıkları davacının çalışmasını doğruladıkları gibi, yapılan teknik ressamlık işinin daimilik arzettiği; davalı şirketin 29.08.2007 tarihi itibariyle Ticaret Siciline tescil edildiği, 11.10.2007 tarihi itibariyle de 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, davacının bu işyerinde çalıştığına dair antetli kartvizitlerinin bulunduğu, davalı şirkete ait şişeleme sistemlerine ilişkin muhtelif parçaların çizimlerinde davacının adının kısaltılmış haliyle (MUB) yer aldığı görülmekle; davacının davalıya ait işyerinde fiilen çalıştığı sabittir. Ancak davacının ihtilaflı dönemle çakışan, dava dışı başka işverenlere ait işyerlerinde (1252765.35 ve 1196753.35 nolu işyerlerinde) geçen 01.06.2007-28.06.2007 döneminde 28 gün, 12.06.2008-04.07.2008 döneminde 20 gün çalışması mevcuttur.
Yapılacak iş; davacının ihtilaflı dönemle çakışan dava dışı işyerindeki çalışmaları dışlanarak, davalı şirketin ticaret siciline tescil tarihi olan 29.08.2007 tarihinden 30.04.2008 tarihine kadarki döneme ilişkin istemin kabulüne karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın … şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 14/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.