Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/3029 E. 2011/7537 K. 04.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3029
KARAR NO : 2011/7537
KARAR TARİHİ : 04.10.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı,davalılardan işverene ait işyerinde 1.3.1996-20.6.2005 tarihleri arasında çalıştığının tesbitiyle,işçilik alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalılar vekillerince istenilmesi ve davalılardan… Uluslararası Taş Tic İth İhr Ltd Şti’de duruşma talep edilmesi üzerine,dosya incelenerek,işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 4.10.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti.Duruşma günü davalılardan… Uluslararası Taş Tic İth İhr Ltd Şti vekili Avukat … … Kurumu vekili Av…. ile davacı asil ve vekili Avukat Erdal … geldiler.Duruşmaya başlanarak hazır bulunan asil ve Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya sonra verilerek aynı gün tetkik Hakimi B… tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davalı SGK’nun tüm, diğer davalı… Uluslararası Taş İhr. İth. Tic Ltd Şti’nin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 01.03.1999 ile 20.06.2005 tarihleri arasında davalı işverene ait işyerinde şoför olarak geçen çalışmaların tespiti ile iş akdinin haksız feshi nedeniyle işçilik haklarının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının 12.12.2001 ile 20.06.2005 tarihleri arasında davalı Kuruma bildirilenler dışında davalı işyerinde geçen çalışmaların kesintisiz olduğunun tespiti ile anılan dönem için davacı tarafça talep edilen, kıdem ve ihbar tazminatı ile prim ve ücret alacağına dair istemlerin kabulüne, karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemenin hizmet tespitine ilişkin kararı isabetlidir.
İşçilik alacakları ile ilgili olarak kurulan hükme yönelik davalı işverenin temyiz itirazlarına gelince: Davacının dava dilekçesi ile fazlaya ilişkin haklarına saklı tutmak suretiyle işçilik alacaklarına ilişkin dava açtıktan sonra 26.11.2010 tarihinde davasını ıslah ederek, kıdem ve ihbar tazminatı ile prim ve ücret alacağına dair istemlerini artırdığı ve davalı işverence davanın ıslahı üzerine süresinde zaman aşımı def’i inde bulunulduğu, kıdem ve ihbar tazminatına ilişkin istemlerin 10 yıllık zaman aşımı süresi içerisinde bulunulduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık ücret ve pirime yönelik istemler bakımından bu tür davalarda uygulanmakta olan zaman aşımı süresinin ne kadar olduğuna ve bu sürenin hangi tarihte başlatılması gerektiği ile dava konusu edilen bu alacakların zaman aşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır

Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalabilmesini ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu “eksik bir borç” haline dönüştürür ve “alacağın dava edilebilme özelliği”ni ortadan kaldırır. Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu da incelemesi mümkün değildir. Genel olarak savunma nedenlerinin ve bu arada zamanaşımı savunmasının esasa cevap süresi içinde bildirilmesi gereklidir. Ancak davalının cevap dilekçesini ıslah sureti ile değiştirmesi ve zamanaşımı defini bu şekilde ileri sürmesi mümkündür.
4857 Sayılı kanundan daha önce yürürlükte bulunan 1475 sayılı kanunda ücret alacaklarıyla ilgi olarak özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediği halde, 4857 sayılı İş Kanunun 32/8 maddesinde işçi ücretinin 5 yıllık özel bir zamanaşımı süresine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir. Ancak bu kanundan önce tazminat niteliğinde olmayan, ücret niteliği ağır basan işçilik alacaklarının, Borçlar Kanununun 126/1 maddesi uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabi olacağı tartışmasız öğreti ve uygulama tarafından kabul edilmiştir
Kanundaki zamanaşımı süreleri, BK’nun 127.maddesi gereğince “tarafların iradeleri ile değiştirilemez.
Sözleşmeden … alacaklarda zamanaşımı alacağın muaccel olduğu tarihten başlar. (BK. m. 128). BK.nun 101. maddesince, borcun muaccel olması, ifa zamanının gelmiş olmasını ifade eder. Borcun ifası henüz istenemiyorsa muaccel bir borçtan da söz edilemez.
Borçlar Kanununun 128. maddesi ile zamanaşımının nasıl hesaplanacağı belirtilmiştir. Bu maddenin birinci fıkrası, zamanaşımının alacağın muaccel olduğu zamanda başlayacağı esasını kural olarak getirmiştir. Belirtmek gerekir ki, borç belirli bir vadeye bağlanmış ise bu vadenin bittiği tarihte muacceliyet kesbedeceğinden aynı Yasanın 130. maddesi hükmü göz önünde tutularak zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının hesap edilmesi gerekir. Kanun koyucu burada borçlunun temerrüde düşürülmesi esasından ayrılarak alacağın muaccel olmasını kafi görmüştür. Zamanaşımının başlaması için ayrıca borçlunun sözü geçen Yasanın 101. maddesinde yazılı şekilde temerrüde düşürülmesine lüzum yoktur. Ücret ve ücretin uzantısı niteliğindeki prim alacakları bakımından zaman aşımının ücrete ve prime hak kazanılan tarihten itibaren başlatılması gerektiği açıktır.
Kısmi bir dava açılması halinde alacağın yalnız o kısmı için zamanaşımı kesilir. Dava dışı kalan bölümü hakkında, zamanaşımı işlemeye devam eder. Yargılama sırasında kalan kısmın ıslah sureti ile istenmesi ve davalının ıslah edilen miktara zamanaşımı defini ileri sürmesi halinde, zamanaşımı itirazının dikkate alınması gerekir.
Somut olayda davacı: ıslah dilekçesi olarak nitelendirdiği istem dilekçesi ile kıdem ve ihbar tazminatı ile prim ve ücret alacağına dair asıl dava dilekçesindeki talep sonucunu artırmıştır. Davacının ıslah dilekçesinde ileri sürdüğü, istemin sonucunun artırılması şeklinde olsa da, yeni bir dava niteliğindedir. O halde ıslah dilekçesiyle artırılan talep için yeni bir dava da ileri sürülmesi gereken tüm itiraz ve defiilerin ileri sürülmesi mümkündür. Kıdem ve ihbar tazminatına ilişkin olarak akdin feshi tarihinden itibaren 10 yıl içerisinde istemde bulunulduğundan zaman aşımı söz konusu değildir. Ücret ve uzantısı niteliğindeki prim alacağına gelince, anılan alacaklar yukarıda açıklandığı üzere alacağın muacceliyet kesbettiği tarihten itibaren 5 yıllık zaman aşımına tabi olup, bu alacakların en son 20.06.2005 akdin feshi tarihinde muaccel olacağı ortadadır. Islah ise 26.11.2010 tarihinde yapılmıştır. Akdin feshinden sonra ücret ya da prim alacağının söz konusu olmadığı, giderek fesih tarihinden itibaren 5 yıldan fazla süre geçtikten sonra ıslah yoluna gidildiği ortadadır. Hal böyle olunca, ıslah dilekçesine karşı süresi içerisinde davalı işveren tarafından ileri sürülen zamanaşımı def’i nin kabul edilerek ıslahen artırılan prim ve ücret alacağı miktarına dair istemlerin reddine karar verilmesi gerekirken, ıslahen artırılan miktarları da kapsar biçimde prim ve ücret alacağına dair istemlerin kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı… Uluslararası Taş İhr. İth. Tic Ltd Şti’nin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davalılardan … ltd şti’ne iadesine,davalılardan … Ltd Şti yararına takdir edilen 825.00 TL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, 04.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.