YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4784
KARAR NO : 2012/17520
KARAR TARİHİ : 16.10.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 21/05/1997-20/06/1998 tarihleri arasındaki prim borcunun zamanaşımı nedeniyle iptaline, kabul edilmediği takdirde 08/09/2008 tarihindeki başvurusu nedeniyle 5510 sayılı Kanundan yararlandırılarak borçlarının yapılandırılmasına ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, geçmiş aylıklarının yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı vekilince süresi dışında davalı vekilince de süresinde temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Davacının temyizi yönünden;
Hüküm, İş Mahkemesi sıfatıyla verilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesi hükmüne göre ise İş Mahkemelerinden verilmiş bulunan nihai kararların 8 gün içinde temyiz olunması gerekir.
Olayda hüküm davacıya 8.3.2011 tarihinde tefhim edilmiş temyiz ise 29.3.2011 tarihinde vuku bulmuştur. Şu duruma göre davada 8 günlük temyiz süresi fazlası ile geçmiştir.
O halde, 1.6.l990 Tarih ve l989/3 E. 1990/4 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı da gözönünde tutularak davacının temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden reddi cihetine gitmek gerekmiştir.
2-Davalının temyizine gelince;
a) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
b) Dava, davacının 21.5.1997-20.6.1998 tarihleri arasındaki prim borcunun zamanaşımı nedeniyle iptaline, kabul edilmediği taktirde 8.9.2008 tarihindeki başvurusu nedeniyle 5510 sayılı Kanun’dan yararlandırılarak borçlarının yapılandırılmasına ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile geçmiş aylıklarının faizi ile tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, “davanın kabulü ile; davacının 21.5.1997-20.6.1998 dönemine ait prim borcu ve gecikme zammının peşin olarak yapılandırılması için 8.9.2008 tarihli başvurusunun geçerli olduğu ve bu döneme ait prim borcu ve gecikme zammının 5510 sayılı Yasanın geçici 25. maddesine göre yapılandırılması ve aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline, davacının 24.4.2009 tarihinde yaşlılık aylığına hak kazandığına, davacının 21.5.1997-20.6.1998 dönemine ait prim borcu ve gecikme zammının 5510 sayılı Yasanın geçici 25. maddesine göre peşin ödeme esasına göre yapılandırılması sonucu davacıya verilen önel süresi içinde yapılandırılan prim borcunu ödemesi halinde 1.5.2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması ve aksi yöndeki kurum işleminin iptaline” karar verilmiştir.
Gerek yargılama sırasında yürürlükte olan 1086 sayılı H.U.M.K.’un 388/son maddesi gerekse de 1.11.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı H.M.K.’ nın 297/son maddesi gereğince, hüküm kısmında istek sonuçlarından her biri hakkında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, 1086 sayılı H.U.M.K’ un 389. maddesi uyarınca verilen karar ile iki tarafa yükletilen yükümlülüklerin kuşku ve duraksamayı gerektirmeyecek surette çok açık olarak yazılması gerekmektedir.
Tüm dosya kapsamından; avukat olan davacının 1997/5. ay ile 1999/5. ay arası 107,89 TL prim borcu ve 2.048,00 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 2.155,89 TL borcunun olduğu, 18.5.1999 tarihinde düzenlenen ödeme emrinin tebliğine ilişkin belge olmadığı, davacınının dava konusu dönemdeki hizmetinin iptali için Ankara Barosuna başvuruda bulunduğu, Ankara Barosu tarafından 24.7.2009 tarihli yazı ile “topluluk sözleşmesi gereği davacının 21.05.1997- 20.06.1998 tarihleri arasındaki hizmetinin iptali talebi ile ilgili işlem yapılmasının mümkün olmadığının” belirtildiği, davacının 9.8.2008 tarihinde Kurum kayıtlarına giren Topluluk Sigorta Prim Borçlarının İhyasına ve Ödeme Kolaylığı Sağlanmasına Dair Başvuru Formu verdiği, Kurumca hangi süreye ait olduğu belirtilmeksizin 4.801,17 TL borç çıkarıldığı, davacının ödeme yaptığı (her ne kadar ödeme yaptığına dair fatura olmasa da, Kurumca ödeme yapılmadığına dair itirazın olmamasından anlaşılıyor.), mahkemece bilirkişi raporu dayanak gösterilerek hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
506 sayılı Yasa’nın 80. Maddesinde 3917 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik uyarınca, Kurumun süresi içerisinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gereği öngörülmüş; 3917 sayılı Kanun’la yapılan bu değişiklik aynı Kanun’un 8.maddesi hükmüne göre 8.12.1993 tarihinde yürürlüğe girmiş; daha sonra, 24.6.2004 tarih ve 5198 sayılı Kanun’la aynı maddede yapılan değişiklik sonucunda Kurum alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun’un 102. maddesinin de uygulanma olanağı bulunmadığı düzenlemesi getirilmiş ve düzenleme 6.7.2004 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu durumda, zamanaşımı süresi bakımından 3917 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 8.12.1993 tarihinden önceki dönemle, 5198 sayılı Kanun’un yürürlüğü sonrasına ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden … Kurumu’nun alacak hakkı, Borçlar Kanunu’nun 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Giderek, zamanaşımının başlangıç tarihi ise yine Borçlar Kanunu’nun 128. maddesi gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir ve zamanaşımının kesilmesi ve durdurulmasına ilişkin Borçlar Kanunu’nun 132. ve ardından gelen maddeleri de burada aynen geçerlidir. 8.12.1993 tarihinde yürürlüğe giren 3917 sayılı Kanun’un getirdiği düzenlemenin geçerli olduğu döneme ilişkin prim ve gecikme zammı alacakları yönünden ise, 6183 sayılı Kanun’un zamanaşımına ilişkin 102. ve ardından gelen maddeleri geçerlidir. Bu yönde 102. madde hükmüne göre zamanaşımı süresi 5 yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı ise alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yılbaşıdır. 6183 sayılı Kanun’un 103.maddesinde zamanaşımını kesen haller sayılmış olup kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar.
Dava konusu borç, 1997/5. ay ile 1999/5. ay arası döneme ilişkin prim borcu olduğundan 5 yıllık zamanaşımına tabidir ve talep tarihinde zamanaşımına uğramıştır. Bu nedenle bu döneme ilişkin ödeme emrinin zamanaşımı nedeniyle iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur. Ancak davacının temyizi süresinde olmadığından bu husus davalı için usulü kazanılmış hak meydana getirmiş olup hüküm bu sebepten dolayı bozulmamıştır.
Mahkemece yargılama sonucunda kurulan hükmün, “davacının 21.5.1997-20.6.1998 dönemine ait prim borcu ve gecikme zammının 5510 sayılı Yasanın geçici 25. maddesine göre peşin ödeme esasına göre yapılandırılması sonucu davacıya verilen önel süresi içinde yapılandırılan prim borcunu ödemesi halinde 1.5.2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması ve aksi yöndeki kurum işleminin iptaline” şeklindeki c bendinin öneri niteliğinde olduğu, infaz kabiliyetinin olmadığı anlaşılmıştır.
Yapılacak iş; davacının 21.5.1997-20.6.1998 dönemine ait prim borcu ve gecikme zammının 5510 sayılı Yasanın geçici 25. maddesine göre peşin ödeme esasına göre yapılandırılması için davacıya önel vermek, davacının süresi içinde yapılandırılan prim borcunu ödemesi halinde oluşan şartlara göre yaşlılık aylığı ile ilgili karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 16/10/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.