YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5990
KARAR NO : 2012/24164
KARAR TARİHİ : 20.12.2012
MAHKEMESİ :… Mahkemesi
Davacı, bağlanan yaşlılık aylığının 01/03/2009 tarihinden itibaren kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptaline, ödenmiş olan yaşlılık aylıkları, sağlık yardımları ve sigortalılığının başlatılması nedeniyle tahakkuk ettirilen primlerden ötürü Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, 3201 sayılı Yasaya göre yurtdışı hizmetlerini borçlanarak bağlanan yaşlılık aylığının, vergi mükellefi olması nedeniyle iptal edildiğini belirterek Kurum işleminin iptalini ve Kuruma borcu olmadığının tespiti ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, davacıya bağlanan yaşlılık aylığının 01/03/2009 tarihinden itibaren kesilmesine ilişkin davalı Kurum işleminin iptali ile, davacıya 01/10/2008 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığının geçerli olduğunun tespitine, davalı Kurumun 04/10/2010 tarih ve 15110925 sayılı ayrıca 11/10/2010 tarih ve 15221286 sayılı işleminin iptali ile davacının davalı Kuruma yaşlılık aylığı prim ve sağlık yardımı borcu bulunmadığının tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacıya 1479 sayılı Yasa kapsamında 8467 gün ve 3201 sayılı Yasa kapsamında 536 günlük yurtdışı borçlanması ile birlikte toplam 9003 prim ödeme günü karşılığında 01/10/2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının 03/02/2009 tarihinden itibaren vergi kaydı bulunduğu, 5754 sayılı Yasa ile değişik 3201 sayılı Yasanın 6/B maddesine göre; bu Kanuna göre aylık bağlananlardan yeniden çalışmaya başlayanların aylıklarının çalışmaya başladıkları tarihten itibaren kesilmesi gerektiğinden Kurum tarafından davacıya bağlanan yaşlılık aylığının bağlandığı tarih itibariyle iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, yurtdışında geçen çalışmaların borçlanılması sonucu sigortalıya yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra, sigortalının Türkiye’de Sosyal Güvenlik Kurumlarına tabi olacak şekilde çalışması durumunda 3201 sayılı Yasanın 6/B maddesi uyarınca yaşlılık aylığının kesilip kesilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Davanın yasal dayanağını oluşturan ve uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 3201 sayılı Yasanın 5754 sayılı Yasanın 79. maddesi ile değişik 6/B maddesine göre; “bu Yasa hükümlerinden yararlanmak suretiyle
aylık bağlananlardan tekrar yurt dışında yabancı ülke mevzuatına tabi çalışanlar, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği alanlar ile Türkiye’de sigortalı çalışmaya başlayanların aylıkları tekrar çalışmaya başladıkları veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesilir.” 5997 sayılı Yasanın 15. maddesi ile 3201 sayılı Yasanın 6/B maddesi değiştirilerek “Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan tekrar yurt dışında yabancı ülke mevzuatına tabi çalışanlar, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği alanların aylıkları, tekrar çalışmaya başladıkları veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesilir. Türkiye’de sigortalı olarak çalışmaya başlayanlar hakkında 31/05/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Sosyal Güvenlik Destek Primine tabi olarak çalışılmasına ilişkin hükümleri uygulanır.” hükmü getirilmiş, madde hükmü 19/06/2010 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Mahkemece, 5997 sayılı Yasa’nın 15. maddesi ile 3201 sayılı Yasa’nın 6/B maddesinde yapılan değişikliğin, yürürlüğe girdiği 19/06/2010 tarihinden önceki uyuşmazlıklara uygulanmasının mümkün olmadığı gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.