YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13106
KARAR NO : 2012/17299
KARAR TARİHİ : 15.10.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVALILAR :
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 28/08/1991-05/09/2002 tarihleri arasında aldığı ücretin asgari ücretin 1,81 katı olduğunun tespitiyle, emeklilik tarihi olan 01/10/2002 tarihinden itibaren almış olduğu emekli aylıklarının bu kayıtlara göre düzeltilerek doğacak farkların ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava; davacının 28.01.1991 – 05.09.2002 tarihleri arasındaki ücretinin asgari ücretin 1.81 katı olduğunun tespiti ve 01.10.2002 tarihinden itibaren almış olduğu emekli aylıklarının düzeltilerek doğacak farkların ödenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kabulü ile davacının çalışmalarındaki gerçek ücretinin 1,81 katı tutarında brüt ücret olduğunun ve sigorta primlerinin bu gerçek ücret üzerinden tahsil edilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 1991-2002 tarihleri arasındaki çalışmaları nedeniyle davalı … … San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne karşı işçilik alacaklarına ilişkin olarak Karaman İş Mahkemesi’nde açtığı davada 2005/93 esas, 2006/119 karar sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, söz konusu dosyada bilirkişi tarafından brüt ücret üzerinden hesaplamalar yapıldığı, kararın Yargıtay onamasından geçerek kesinleştiği, mahkemece Karaman İş Mahkemesi’nin anılan dosyasında mevcut olan bilirkişi raporu esas alınarak davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hizmet tespiti davalarında davanın niteliği gereği çalışma olgusu, her türlü delil ile ispatlanabilmesine karşın, ücretin ispatında bu denli bir serbestlik söz konusu değildir. Hukuk Genel Kurulunun 2005/21-409 esas, 2005/413 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 288. maddesindeki (Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 200. maddesi) yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır.
Ücret miktarı, Yasa’da düzenlenen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe haiz olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle ispatı mümkündür.
Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinletilebilir. Tespiti istenen miktar sınırı aşıyor olsa bile, varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinletilmesi mümkündür (HMK m. 202).
506 sayılı Yasa’nın 78. maddesinde prime esas günlük kazançların alt ve üst sınırlarının ne olacağı gösterilmiştir. Günlük kazancın alt sınırı, HUMK’nın 288. maddesinde belirtilen sınırı aşıyorsa ücretin yazılı delille saptanması gereğinin pratikte bir önemi kalmayacaktır. Zira, 506 sayılı Yasa’nın 78. maddesine göre, günlük kazançları alt sınırın altında olan sigortalılar ile, ücretsiz çalışan sigortalıların günlük kazançları alt sınır üzerinden hesaplanacaktır.
Somut olayda; Karaman İş Mahkemesi’nin 2005/93 esas, 2006/119 karar sayılı hükmü esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de her şeyden önce bu hüküm temyize konu dava dosyası yönünden tarafları farklı olduğu için kesin hüküm teşkil etmeyecektir. Ancak güçlü delil niteliği taşır. Dayanak dosyada mevcut olan ve davacının imzasını içeren ücret bordroları da dikkate alınarak asgari ücretin üzerinde bulunduğu iddia edilen gerçek ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde araştırılıp belirlenmesi gerekir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum’un bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 15/10/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.