Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/1606 E. 2013/4668 K. 14.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1606
KARAR NO : 2013/4668
KARAR TARİHİ : 14.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 01/04/1984 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının sigortalılık başlangıcının 01.04.1984 tarihi olarak tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, işe giriş bildirgesinin verildiği 01.04.1983 tarihinde işyeri 506 sayılı Yasa kapsamında olmadığından davanın reddine karar verilmiş ise de, bu sonuca eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak varılmıştır.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli değildir.Aynı zamanda o kimsenin Yasa’nın belirlediği biçimde (506 sayılı Yasa’nın 2. maddesi ve 5510 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Yasa’nın 6. maddesi ile 5510 sayılı Yasa’nın 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır. Bu tür hizmet tesbit davasının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında, resmi belge veya … delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olur. Ne var ki bu tür kanıtlar salt bu nedene dayanarak istemin reddine neden olmaz; aksi durumun ispatı olanaklıdır. Somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordro tanıkları ve komşu işyerinin kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Mahkemenin bu tür davaların kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olması ve kamu düzenini ilgilendirdiğini göz önünde tutarak gerektiğinde; doğrudan soruşturmayı genişletmek suretiyle ve olabildiğince delilleri toplaması gerekmektedir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Davacı vekili, dava dilekçesinde davacının davalı işyerinde 01.04.1984 tarihinde 1 gün çalıştığının ve sigortalılık başlangıcının 01.04.1984 olduğunun tespitini talep etmesine rağmen 01.04.1984 tarihli işe giriş bildirgesinin bulunmadığı, SGK nezdindeki kayıtlarda 01.04.1983 tarihli işe giriş bildirgesinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacı vekilinin talebi açıklattırılarak bu çelişkili durum giderilmeden davaya devam edildiği ve … şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmış olup bu nedenlerle verilen hüküm usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Yapılacak iş, davacı vekilinin talebi açıklattırılmak suretiyle talep sonucunun tereddüte mahal vermeyecek şekilde tespit edilmesinden sonra, davacı 01.04.1983 tarihinde 1 gün çalıştığının tespitini talep ediyor ise, davacının çalışması ile igili işe giriş bildirgesinin verildiği iş yerinin, bildirge tarihinde faal olup olmadığı araştırılarak, faal ise, Belediyeden ve Vergi Dairesinden sorulmak suretiyle veya zabıta araştırması ile işyerinin tespit edilecek komşu işyerlerinde benzer işi yapan işlerle uğraşan işverenler veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanların beyanlarına başvurmak, çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/8. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra davacının 18 yaşını doldurduğu tarih de göz önüne alınarak, sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın … şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 14/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.