Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/17099 E. 2013/4325 K. 11.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17099
KARAR NO : 2013/4325
KARAR TARİHİ : 11.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı ile davalılaradn … vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalı … A.Ş. yönünden kusuru bulunmadığından davanın reddine, davalı işveren … yönünden kısmen kabulü ile, davacının %7.2 oranında iş görme gücünü kaybettiğinden tedavi sürecinden doğan 3.046,72 TL alacağın ve 800,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 25.12.2004 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; dava dilekçesinde iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulduğu, mahkemece verilen maddi tazminata ilişkin alacak kalemlerinin açıklanmasına dair ara kararlar gereği, davacı vekilinin muhtelif tarihli açıklama dilekçelerinde maddi tazminatın iş gücü kaybı nedeniyle uğradığı maddi zararlar ve tedavi amacı ile yaptığı harcamalar olduğunu beyan ettiği, davacı vekili tarafından sunulan 22.06.2007 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebinin 13.09.2011 tarihli hesap raporu doğrultusunda artırıldığı, SGK Maluliyet Daire Başkanlığı raporunda davacının sürekli iş göremezlik oranın % 7.2 olduğunun belirtildiği, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu’nun 07.07.2010 tarihli raporunda sürekli iş göremezlik oranın % 14.2 olduğunun belirtildiği, SGK Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından olayın iş kazası olduğunun tespit edildiği, hükme esas alınan 14.03.2008 tarihli bilirkişi kusur raporunda davalı işveren …’nün % 75 oranında, davacı işçinin % 25 oranında kusurlu bulunduklarının, davalı … A.Ş.’nin kusurunun bulunmadığının belirtildiği, 13.09.2011 tarihli hesap raporunda davacının % 14.2 sürekli iş göremezliği nedeniyle 23.552,65 TL maddi kazanç kaybının bulunduğunun belirtildiği, hükme esas alınan 28.11.2011 tarihli hesap raporunda, davacının tedavi amacı ile harcama giderleri toplamı olan 4.026,30 TL alacağından davalı işveren …’nün % 75 oranındaki kusuru nedeniyle 3.046,72 TL miktarından sorumlu olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
T.C. Anayasası’nın 141. maddesinin 3.fıkrasında; bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli yazılması gerektiği vurgulanmıştır. 6100 sayılı HMK’nun 297. maddesine(HUMK.’nun 388. maddesi) göre ise; hükmün kapsamında iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep gösterilir. Gerekçe hakimin tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Hakim gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendi kendini denetler. Yargıtayda, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir.
Gerçekten, mahkemece 12.06.2012 tarihinde tefhim edilen kısa karara uygun olarak yukarıda açıklanan hüküm oluşturmuş ise de; kısa karar sonrasında yazılan gerekçenin hüküm fıkrası ile çelişkili olduğu, gerekçede “davacının talebinin içeriğini bundan sonra çalışamayacak olmasından dolayı uğrayacağı kayıp olarak belirttiği, dosyada bulunan maluliyet raporları dikkate alındığında önce çalışma gücünün % 14’ünü kaybettiği, süreç içerisindeki iyileşme ile bu oranın % 7.2’ye indiği ve kaza nedeniyle malul ve yardıma muhtaç bir durumunun bulunmadığı anlaşılmakla bu konuda alınan son hesap raporuna itibar edilerek maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir” yazılmak suretiyle gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratıldığı bu yönü ile de kararın HMK’nun 297. maddesine(HUMK’nun 388.maddesine) uygun düzenlenmediği ortadadır.
Yapılacak iş; maddi tazminat talebinin kabulüne ilişkin kararın, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle maddi zararların giderilmesine yönelik mi olduğu, yoksa tedavi nedeniyle harcama giderlerine yönelik mi olduğu hususunda, HMK’nun 297. ve devamı maddeleri gereğince(HUMK’nun 388. maddesi) gerekçe ile hüküm fıkrası arasındaki çelişkiyi giderecek bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın … şekilde çelişkili karar oluşturulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı ile davalılardan …’nün bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle, sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 11.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.