Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/17793 E. 2013/4810 K. 18.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17793
KARAR NO : 2013/4810
KARAR TARİHİ : 18.03.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, kesilen yetim aylığının tekrar bağlanması gerektiğinin tespitiyle, aksi yöndeki kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

KARAR

Dava; davacının eşinden boşandığı halde birlikte yaşadığı gerekçesi ile davalı Kurum tarafından yetim aylığının kesilmesi işleminin iptali ile aylığın yeniden bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 26.02.2010 tarihinde boşandığı, kontrol memurunun 31.05.2010 tarihli raporunda; davacının ev sahibi ve eşinin bir yıldan uzun süredir davacının kiracı olduğunu, evi tutarken yanında eşinin bulunmadığını, ancak daha sonra davacının eski eşinin davacı ile birlikte yaşadığını, davacı ve boşandığı eşi ile zorunlu haller dışında ilişkileri olmadığını, davacının boşandığı eşini ara sıra gördüklerini, Nisan ayı kirasını davacının boşandığı eşinin verdiğini, davacının boşandığını daha sonra annesinden öğrendiklerini beyan ettiklerini, davacının annesinin de davacı ile eski eşinin birlikte yaşadığını beyan ettiğini belirterek davacının almakta olduğu aylığın iptali yönünde görüş bildirdiği, davacının ev sahiplerinin mahkemede alınan ifadelerinde davacının boşandığı eşi ile yaşamadığını beyan ettikleri, kontrol memurunun rapor düzenlediği tarihte davacı ile eski eşinin nüfus kayıtlarında görünen adreslerinin aynı olduğu, davacı ve eski eşi ile davacının annesinin hakaret suçundan ayrı ayrı müşteki sanık olarak yargılandıkları … 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2010/446 esas ve 2010/623 karar sayılı dosyasında suç tarihinin 27.03.2010 olduğu, olayda davacının ve eski eşinin davacının annesine hakaret ettikleri, dosya kapsamından davacı ile boşandığı eşinin olay sırasında aynı evde yaşadıklarının anlaşıldığı, davacı tanıklarının ise davacı ile boşandığı eşinin birlikte yaşamadıklarını, eski eşin ortak çocuklarını görmek amacı ile ara sıra davacının evine geldiğini beyan ettikleri anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 59/2. maddesinde “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda; davacı boşandığı eşi ile birlikte yaşamadığını iddia etmekteyse de davacının ev sahibi olan çiftin beyanlarından; davacının oturduğu evi tek başına tutmasına rağmen bir süre sonra boşandığı eşinin de evde yaşamaya başladığı anlaşılmaktadır. Bir an için eski eşin ortak kızlarını görmeye geldiği düşünülse bile hayatın olağan akışı içerisinde, aynı binada yaklaşık bir yıldır kiracıları olan davacının ev sahiplerinin kiracılarının evine girip çıkan bir yabancının kimliğini merak etmeleri gerekeceği açıktır. Ancak davacı boşanmış olduğunu ev sahiplerine söylemediği gibi eski eşi ile olan ilişkilerinden boşanmış olduklarının da farkedilmediği, ev sahiplerinin davacının boşanmış olduğunu anlamadıkları, bu durumu sonradan öğrendikleri anlaşılmaktadır. Davacının ev sahibi olan çiftin kontrol memuruna verdikleri ifadeden farklı olarak mahkemede verdikleri ifadelerinde davacı ile boşandığı eşinin birlikte yaşamadıklarını beyan etmelerinin de davacıyı korumaya yönelik olduğu açıktır. Ayrıca, davacı ve boşandığı eşi ile annesinin hakaret suçundan ayrı ayrı müşteki sanık olarak yargılandıkları dosyadan da davacı ile boşandığı eşinin olay sırasında aynı evde yaşadıkları ve bu olayın boşanma tarihinden sonra meydana geldiği de anlaşılmaktadır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduğunda, Kurum kontrol memurunun 31.05.2010 tarihli raporun aksi davacı tarafından ispatlanamadığından, boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı anlaşılan davacının davasının reddi gerekirken mahkemece … şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.