YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/26090
KARAR NO : 2015/15982
KARAR TARİHİ : 08.09.2015
MAHKEMESİ : Bursa 1. İş Mahkemesi
TARİHİ : 05/09/2012
NUMARASI : 2008/644-2012/434
Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle 449.501.82 maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacı ve davalılardan E… Begüm Adi Ortaklığı, M.. K.. tarafından ve B… Yapı Turizm Tic. Ve San. Ltd Şti, B.. A… vekillerince istenilmesi ve davalılardan E…B…Ortaklığı, M.. K.. tarafından ve B..Yapı Turizm Tic. Ve San. Ltd Şti. vekilince duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08/09/2015 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı Begüm Yapı Turizm Tic. Ve San. Ltd Şti. vekili Avukat M…A… ile Eren İnş. Tic. Ve San. Vekili Avukat Ş… geldiler. Karşı taraf ile diğer davalılar adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi B.Mustafa Şimşek tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Davada taraf sıfatı bulunmadığı olmadığı gibi kendisiyle ilgili hüküm kurulmayan bu nedenle de hükmü temyiz etme hakkı olmayan Eren İnş. Tic. San. Ltd. Şti. vekilinin temyiz isteminin reddine.
2- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyizin kapsamına ve temyiz nedenlerine göre, davacılar ile temyiz eden davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
3-Dava 25.02.2008 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş ve bu karar süresinde davacılar vekili ile bir kısım davalılar vekilleri tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemece verilen karar aşağıdaki nedenlerle isabetli değildir.
a-Davacılar dava dilekçesi ile Eren&Begüm adi ortaklığına da dava yöneltmiş ve Mahkemece adi ortaklık aleyhine de hüküm kurulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114’üncü maddenin 1 inci fıkrasının (d) bendi uyarınca; tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması dava şartlarındandır ve bu durum davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Taraflarca ileri sürülmese dahi gerek mahkemece, gerekse Yargıtay’ca tarafların bu yönde bir savunmasının olup olmadığına bakılmaksızın kendiliğinden göz önünde tutulur. Öte yandan, taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir. Taraf ehliyeti, Medeni Hukuktaki medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyetinin Medeni Usul hukukunda büründüğü şekildir. Kimlerin taraf ehliyetine sahip bulunduğu Medeni Kanuna göre belirlenir (HMK m.50, TMK m.8 ve m.48). Buna göre, medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyeti bulunan her gerçek (TMK m.8) ve tüzel (TMK m.48) kişi, davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir. Davalı adi ortaklığın durumuna gelince:
Adi ortaklık; Türk Borçlar Kanunu 620/1. Maddesindeki düzenlemeye göre, “iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir.” Adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığından, adi ortaklık sözleşmesi, yeni bir hukuki varlığa vücut vermez, meydana gelen topluluğun bir bütün olarak medeni hakları kullanma yeteneği yoktur. Ortaklık dava ve taraf ehliyetine sahip olmadığı gibi, ona karşı da, dava açılamaz. Ortaklığı ilgilendiren haklar ve borçlar bakımından bütün ortakların birlikte davacı ve davalı olarak katılmaları gerekir. Hüküm de adi ortaklığa değil, ortaklığı oluşturan ortaklara yönelik olarak kurulur. Somut olayda; birleşen dava ile adi ortaklık ortaklarından, Begüm Yapı Tur. Tic. San. Ltd. Şti. davaya dahil edilmiş ise de diğer ortak Eren İnş. Tic. San. Ltd Şti’nin davaya dahil edilmediği görülmektedir. Hal böyle olunca usulünce taraf teşkili sağlanmadan ve tüzel kişiliği olmayan adi ortaklığın hüküm altına alınan tazminatlardan sorumlu tutulması suretiyle yazıl şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Yapılacak iş adi ortaklığın ortakları tespit edilerek, tüm ortakların davaya dahil edilmesi yoluyla taraf teşkili sağlandıktan ve davaya dahil olanların savunma ve delileri toplandıktan sonra, varılacak sonuca göre bir karar verilmekten ibarettir.
b-Manevi tazminatlara yönelik temyize gelince: Davacıların eşi, babası, çocuğu ve kardeşi olan sigortalı Dursun Taşçıoğlu’nun öldüğü iş kazasında sigortalının % 10 davalı işverenler ile üçüncü kişilerin toplam olarak %90 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Gerek mülga BK’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nun 56. maddesi hükmüne göre Hakim: ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebilir. Hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı eş Satu Taşçıoğlu ile anne Emine Taşçıoğlu’dan her biri yararına hüküm altına alınan 70.000,00’er TL ile davacı kardeşlerden her biri yararına hüküm altına alınan 18.000,00’er TL manevi tazminatın fazla olduğu açıkça belli olmaktadır.
c-Mahkemece davalı sigorta şirketinin tazminattan sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı olduğuna ilişkin karar isabetli ise de zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi manevi tazminatı kapsamadığı halde, manevi tazminatı da kapsar biçimde davalı sigorta şirketinin tazminattan sorumlu tutulması isabetsizdir. Öte yandan sigorta şirketinin poliçe limitleriyle sınırlı olarak tazminattan sorumlu olduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulduğuna göre, sigorta şirketinin yargılama harç ve giderleri ile avukatlık ücretinden sorumluluğunun da aleyhine hüküm kurulan miktar nazara alınarak belirlenmesi gerekirken diğer davalılarla birlikte yargılama harç ve giderleri ile avukatlık ücretinin tamamından sorumluluğu yoluna gidilmesi de isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacılar ile temyiz eden davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalılardan Begüm Yapı Turizm Tic. Ve San. Ltd Şti. yararına takdir edilen 1.100.00 YTL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davacılar ile temyiz eden davalılara iadesine
08/09/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.