YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6972
KARAR NO : 2019/6263
KARAR TARİHİ : 17.10.2019
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : … İş Mahkemesi
K A R A R
A) DAVACININ İSTEMİ :
Dava; … numaralı sigorta sicil numarası ile … numaralı sigorta sicil numarasının kendisine ait olduğunu beyan eden davacının, her iki sigorta sicil numaralarındaki emekliliğe esas prim ödeme gün sayısının (sigortalılık süresinin) tespiti istemine ilişkindir.
B) DAVALI CEVABI :
Davalı … vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi ile; dava açılmadan önce Kuruma müracaat edilmesinin zorunlu olduğu, davacı tarafından Kuruma yapılmış herhangi bir başvurunun bulunmadığı, beş yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
C) İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI :
İlk derece Mahkemesince, “davanın reddine” karar verilmiştir.
D) BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNİN KARARI :
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece Mahkemesinin olay ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
E) TEMYİZ TALEPLERİ :
Davacı vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesi ile davalı … nın hatalı işlemleri nedeniyle davacı sigortalıya iki adet sicil numarası verildiği, bir sigortalıya iki adet farklı sicil numaraları verilemeyeceği, Kurumun 07/11/2017 tarihli cevabi yazısı ile her iki sicil dosyasının da davacıya ait olduğunun kesin olarak kanıtlandığı, istinaf gerekçeli kararında değerlendirilmeyen tanık anlatımının niçin değerlendirmediğinin açıklamadığı, davanın reddinden dolayı davacının yargılama masrafları ile vekalet ücretini ödemeye mahkum edilerek haklı davasında zarara uğratıldığı özet olarak belirtilerek kurulan hükmün bozulmasına karar verilmesi talep olunmuştur.
F) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının nüfusta 01/01/1973 doğum tarihli … ve … oğlu olarak … ili … ilçesinde kayıtlı olduğu, 03/09/1987 tarihli ilk işe giriş bildirgesinin 1962 doğumlu, … ve … oğlu … adına dava dışı “…” ünvanlı fırın işyerince düzenlenmiş olup Kurum kayıtlarına intikal ettiği, bu ilk işe giriş bildirgesinde sigortalılık sicil numarasının … olduğu, yine 05/12/1988 tarihli (tekrar)işe giriş bildirgesinin tamamen davacıya ait nüfus bilgileri ile dava dışı “… Öğrenci Yurdu Lokanta Kantin İşl.”düzenlenmiş olup Kurum kayıtlarına intikal ettiği, bu (tekrar) işe giriş bildirgesinde sigortalılık sicil numarasının … olduğu, davacının her iki sigortalılık girişine ilişkin sigorta sicil kartını dosyaya sunmuş olduğu, 03/09/1987 tarihli işe giriş bildirgesinde yer alan davacı atılı imzası üzerinden yapılan grafolojik inceleme neticesi hazırlanan bilirkişi raporunda imzanın davacının eli olmadığının belirtildiği, …sigorta sicil numarası üzerinden 03/09/1987-10/07/2000 tarihleri arasında 939 gün hizmet bildiriminde bulunulduğu, ilk işe giriş bildirgesini düzenleyen dava dışı işyerince ise 03/09/1987-07/09/1987 tarihleri arasında 5 gün hizmet bildiriminde bulunulduğu, … sigorta sicil numarası üzerinden ise davacı adına 01/04/2004-18/08/2014 tarihleri arasında 2970 gün hizmet bildiriminde bulunulduğu, davacının Kuruma yapmış olduğu 28/09/1995 tarihli isteğe bağlı sigortalılık başvurusunda, 04/08/1998 tarihli isteğe bağlı sigortalılığının durdurulmasına ilişkin başvurusunda ve 21/03/2001 ve 30/07/2008 tarihli sigorta sicil numaralarında yapılan hatanın düzeltilmesi ( güncellenmesi ) başvurularında … sigorta sicil numarasını kullandığı, ilk işe giriş bildirgesini düzenleyen dava dışı işyerine ait dönem bordrolarının getirtildiği, İlçe Nüfus Müdürlüğü’nün 06/06/2016 tarihli yazısı ile 1962 doğumlu … ve … oğlu … isimli kişi kaydına rastlanmadığının Mahkeme’ye bildirildiği, davalı Kurum’un 07/11/2017 tarihli yazısı ile “Kurum kayıtlarının tetkikinde, … sicil numarası ile 03/09/1987 işe girişli …’a ( …- … oğlu, 1962 Doğumlu ) … sicil numarasıyla tescil kaydı ve 05/12/1988 tarihli işe girişli ( … – … oğlu, 01/01/1973 doğumlu ) tescil kaydı tespit edilmiş olup … sicil numarası kayıtlı ( 03/09/1987 tarihli işe ilk girişte ) baba adı, ana adı ve doğum tarihi farklı olduğundan davacıya 05/12/1988 tarihinde yeni numara verildiğinin tespit edildiğinin Mahkemeye bildirildiği, duruşmalarda davacının aynı zamanda amcasının oğlu olup 1964 doğumlu, … ve … oğlu davacı tanığı … ile dava dışı işyerinin bordrolu tanıklarının dinlendiği anlaşılmaktadır.
Dava aidiyet davası olup bu tür davaların kamu düzenini ilgilendirmesinden dolayı çalışmanın başka bir sigortalıya ait olup olmadığı noktasında titizlikle inceleme yapılması ve toplanan delillerle hiçbir kuşku ve duraksamaya yol açmayacak şekilde hizmetin gerçekte kime ait olduğunun saptanması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19/09/2007 gün ve 2007/21-600E,2007/604K. Sayılı kararı da aynı yöndedir.
Somut olayda; İlçe Nüfus Müdürlüğünce ilk işe giriş bildirgesi üzerinde yer alan bilgiler üzerinden ülke genelinde bu isim ile kayıtlı herhangi bir kişinin olmadığının bildirilmesi ve davacının Kurum’a yapmış olduğu tüm başvurularda ilk işe giriş bildirgesi üzerinde yer alan sigorta sicil numarasını kullanması birlikte değerlendirildiğinde Mahkemece duruşmalarda dinlenen tanık beyanları arasındaki çelişki giderilmeksizin her türlü şüpheden uzak bir şekilde gerekli araştırma ve inceleme yapılmaksızın varılan sonuç hatalı olmuştur.
Davada gösterilmesi gereken özen gereğince sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için yapılacak iş, 03/09/1987 tarihli ilk işe giriş bildirgesine istinaden verilen … sigorta sicil numarasının hangi yıl serilerinden olduğunu Kurumdan sormak, uyuşmazlık konusu dönemde ( 03/09/1987 tarihinden itibaren 5 gün ) fırın işyerinde kayıtlara geçmiş sigortalılar dinlendildiğinden anılan fırından alışveriş yapması muhtemel komşu apartman görevlilerini, bakkal ve benzeri komşu işyeri çalışanlarını tespit ederek bu şahısları re’sen tanık olarak seçmek ve dava konusu çalışmaların aidiyeti, gerçek ve eylemli çalışmayla ilgili olarak usulüne uygun şekilde dinlemek ve toplanan tüm delilleri birlikte değerlendirerek sonucuna göre Mahkemece bir karar vermekten ibarettir.
İlk derece Mahkemesince yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın eksik inceleme ve araştırma neticesi istemin yazılı şekilde reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin kararının, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı ORTADAN KALDIRILMASINA, ilk derece Mahkemesi kararının davacı taraf yönünden BOZULMASINA karar vermek gerekmiştir.
G) SONUÇ:
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, ilk derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, dosyanın ilk derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.