Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/11396 E. 2013/5119 K. 12.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11396
KARAR NO : 2013/5119
KARAR TARİHİ : 12.03.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Taraflar arasındaki, kıdem, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı sebeplerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalılar avukatınca istenilmesi ve davalı E.G. Müh. Müşv. İnş. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 12.03.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı …. Müh. Müşv. İnş. ve Tic. Ltd. Şti. adına Avukat … geldi. Karayolları Genel Müdürlüğü adına kimse gelmedi. Karşı taraf adına Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, asıl işveren olan davalı … Karayolları Genel Müdürlüğüne ait iş yerlerinde, alt işveren olan diğer davalı şirkete bağlı olarak 15.06.1991- 07.12.2008 tarihleri arasında teknik ressam olarak çalıştığını, son olarak aylık net 1.000,00 TL ücret aldığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini, hak kazandığı yıllık izinlerinin kullandırılmadığını, ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı şirket vekili; davacının müvekkili firmada 1992 yılında çalışmaya başladığını, aylık ücretinin Brüt 640,00 TL olduğunu, davacının iş takipçisi olarak çalıştığını, fiilen teknik ressam olarak hizmet vermediğini, müvekkili firmanın ekonomik sıkıntı sebebi ile tüm işlerinin sonlandığını, diğer tüm işçilerle birlikte davacının da iş yerinden ayrıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı … Karayolları Genel Müdürlüğü vekili, ayrıca davacının ihale ile müvekkilinden iş alan diğer davalı firma işçisi olduğun ancak müvekkili idareden alınana ihaleler kapsamında çalışmasının bulunmadığını belirterek davanın husumet yönünden reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalılar temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir .
2- Davalı … Karayolları Genel Müdürlüğünün temyiz itirazları yönünden; davalı kurum ile diğer davalı şirket ile asıl işveren- alt işveren ilişkisi bulunup bulunmadığı ve davacının davalı kuruma ait işte çalıştırılıp çalıştırılmadığı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Alt işveren; bir iş yerinde yürütülen mal ve hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir bölümünde veya yardımcı işlerde, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren alanlarda iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini, sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren olarak tanımlanabilir. Alt işverenin iş aldığı işveren ise asıl işveren olarak adlandırılabilir. Bu tanımlamalara göre asıl işveren – alt işveren ilişkisinin varlığından söz edebilmek için iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı, işçilerin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılması ve tarafların muvazaalı bir ilişki içine girmemeleri gerekmektedir.
Davacı iş sözleşmesinin başlangıç tarihinden itibaren asıl işverenin … Karayolları Genel Müdürlüğü olduğunu ileri sürmektedir, ancak davalı kuruma ait hangi iş kapsamında çalıştığını açıklamamıştır.
Davalı şirketin, belirli dönemlerde … Karayolları Genel Müdürlüğüne ait yol yapım işlerini üstlendiği yönünde uyuşmazlık yok ise de; mahkemece davalılar arasında imzalanan sözleşmeler celp edilmemiş ve davalılar arasındaki sözleşmelerin niteliğine göre davalılar arasında asıl işveren- alt işverenlik ilişkisi kurulup kurulmadığı belirlenmemiştir. Ayrıca, davalı şirketin hangi yıldan itibaren davalı kuruma ait yol yapım işlerinde faaliyet gösterdiği, davacının tüm çalışma süresi boyunca Karayolları Genel Müdürlüğünden alınan ihaleler kapsamında çalıştırılıp çalıştırılmadığı araştırılmamıştır. Belirtilen bu hususlarda gerekli inceleme yapılmaksızın davalı kurumun asıl işveren olarak kabul edilmesi ve işçilik alacaklarından diğer davalı şirket ile birlikte müteselsilen sorumlu tutulması hatalı olup, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
3- Davalı şirketin temyiz itirazları yönünden ise ;
a-) İşçi ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Kanun maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 323. maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka iş yerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı iş yerinde teknik ressam olarak aylık net 1.000,00 TL ücret karışılığında çalıştığını ileri sürmüştür. Davalı ise, davacının fiilen teknik ressam olarak görev yapmadığını, iş takipçisi olarak çalıştırıldığını ve aylık brüt ücretinin 640,00 TL Olduğunu savunmaktadır.
Taraflar arasında 02.07.2003 tarihinde imzalanan iş sözleşmesinde davacının görevi Teknik ressam olarak gösterilmiş ancak ücret belirlenmemiştir.
Davacı tanığı …davacının teknik ressam olarak çalıştığın beyan etmiş ise de, diğer davacı tanığı Cemal Gültekin davacının, şirketin hak edişlerini ve diğer işlerini takip ettiği yönünde ifade vermiştir. Davacının ücrete ilişkin iddiası davacı tanıklarının beyanı ve davacının teknik ressam olduğu kabul edilerek yapılan emsal ücret araştırması sonucunda doğrulanmış ise de; davacı tanıklarının iş yerinde çalışıp çalışmadıkları, çalışmışlarsa ne kadar süre görev yaptıkları, davanın ücretin ve görevine ilişkin ne şekilde bilgi sahibi oldukları, iş yerinde çalışmışları var ise, bunun hangi dönemde gerçekleştiği hususlar aydınlatılmaksızın, davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilmesi isabetsizdir,
b-) Davacı işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı hususu diğer uyuşmazlık noktasını oluşturmaktadır. Davacının onaltı yıllık hizmet süresi boyunca hak kazandığı yıllık izinlerinin kullandırıldığına ilişkin belge ibraz edemeyen davalı işveren, davacıya çalışma süresi yıllık izin kullanıp kullanmadığı, kullanmış ise hangi yıllarda ne kadar kullandığı hususunda yemin teklif etmiştir.
Davacı 01.12.2011 tarihli celsede; iş yerindeki çalışma süresinde toplam altı yıllık iznini kullandığını, on yıllık çalışma süresine ait izinlerini ise kullanmadığını beyan ederek yemin etmiştir. Mahkemece, davacının ilk altı yıllık çalışma süresinde hak kazandığı yıllık izinlerinin kullandırıldığı kabul ederek hüküm kurulmuştur. Ancak, davacının yıllar itibari ile hak kazandığı yıllık izin süreleri farklılık arz etmekte olup, hangi yıllarda toplam kaç gün izin kullandığına ilişkin ayrıntılı beyanın alınması gerekir. Bu alacak talebi yönünden eksik incelemeye dayalı karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir
c-Yukarıda belirtildiği üzere, davalılar arasında asıl işveren – alt işverenlik ilişkisi bulunup bulunmadığı yönünden yeterli araştırma yapılmadan davalıların işçilik alacaklarından müteselsilen sorumlu oldukları kabul edilmiş ve her iki davalı yönünden de, davacının işçilik alacaklarının ödenmesi talebini içerir ihtarnamesinin davalı Karayolları Genel Müdürlüğüne tebliğ edildiği tarihten itibaren ihbar tazminatı ile yıllık izin ücret alacağına faiz yürütülmüştür.
Davalılar arasında tam teselsül hükümleri geçerli olsa dahi, müteselsil sorumlulardan birinin temerrüde düşürüldüğü tarih, diğer sorumlu yönünden de temerrüt tarihi olarak kabul edilemez . Her ne kadar davalı şirket vekilinin bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi içeriğinden, davacının dava açmadan önce işçilik alacaklarının davalı şirketten de ayrıca talep ettiği anlaşılmakta ise de davalı şirketin hangi tarihte temerrüde düşürüldüğü belirlenmeksizin karar verilmesi de hatalıdır.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 990,00 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 12.03.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.