Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/25878 E. 2013/16245 K. 02.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/25878
KARAR NO : 2013/16245
KARAR TARİHİ : 02.07.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı-karşı davalı kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla mesai, genel tatil, hafta tatili, yakıt gideri, kötüniyet tazminatı, yemek ücreti ve ürün satış bedeli alacaklarının ödetilmesine, davalı-karşı davacı ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, asıl davanın kabulüne karşı davanın reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı – karşı davalı vekili, 15.01.2011 tarihinde iş sözleşmesinin haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından feshedildiğini, satış temsilcilerine her yıl “satış temsilcileri karşılıklı taahhüdü” belgesi imzalatıldığını, 2011 yılında daha önce verilen sözlerin tutulmaması ve satış şartları ve kazanç durumunda iyileştirme yapılmaması üzerine taahhütnameyi imzalamadığını, bunun üzerine gerçek dışı iddialarla taahhütnameyi imzalamaya zorlandığını, 2011 yılının başında Afyon ili, Aydın/Söke, Davutlar bölgesinin elinden alındığını, bunun yerine tahsilat oranlarının düşük, icra takiplerinin yoğun olduğu Tire, Ödemiş ve Bayındır bölgesinin kendisine verildiğini, bu sebeple aylık primlerinin önemli ölçüde azaldığını, bu şekilde tazminatsız olarak işi bırakmasının hedeflendiğini, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, davalı işvrenden kıdem – ihbar tazminatı ile yıllık izin, fazla mesai, genel tatil, hafta tatili, ücretten kesilen araç tamir, yakıt vs. gideri, yemek ücreti, ücretten kesilen ürün satış bedeli alacağı, kötüniyet tazminatının ödetilmesini istemiştir.
Davalı – karşı davacı ise davacı işçinin 15.01.2011 tarihinde zimmetindeki eşyaları teslim ederek işi bırakmak istediğini beyan ederek işi kendisinin bıraktığını, daha önce de tazminatlarının ödenerek işten ayrılmak istediğini beyan ettiğini ancak talebinin kabul edilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, “…. özel kesintiler adı altında yasal ve akdi dayanağı açıklamayan şekilde kesintiler yapılması, her yıl prim kotaları ve yemek ücretleri ile ilgili olarak taahhütname alınması, her yıl alınan taahhütnamede önceki yıla göre olumsuz koşulların taahhütnameye konulması ve davacının bu nedenle son 2011 yılında ki taahhütnameyi imzalaması, davacının prime esas satışların yoğun olduğu bölgelerden daha az satış ve prim ödemesine yol açan satış bölgelerine kaldırılması sebepleri ile taraflar arasında çıkanuyuşmazlıkta her iki tarafça fesih iradesinin açıkça ortaya konulmadığı, ancak gelişen bu olaylar sonucu,davacının görevi gereği kullandığı araç ve diğer işyerine ait belge ve sair eşyaların tesliminin istenmesi ve davacının da bunları teslim etmek zorunda kalması nedeniyle akdin eylemli olarak davalı tarafından feshedildiği…” gerekçesiyle ve bilirkişi raporu doğrultusunda davacı – karşı davalının taleplerinin kısmen kabulüne, davalı – karşı davacının ihbar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık hükmedilen fazla mesai alacağında talebin aşılıp aşılmadığıdır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının işyerinde fazla çalışmalarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple talebin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı, dava dilekçesinde 500,00 TL fazla mesai ücreti alacağında bulunmuş olup, bilahare alacağı ıslahla artırmamıştır. Mahkemece bilirkişi raporunda hesaplanan miktar ile ayrıca dava dilekçesinde talep edilen fazla mesai ücreti ayrı ayrı hüküm altına alınmıştır. Davacı talebini ıslah etmediği gibi, bilirkişinin hesapladığı fazla mesai ücreti içinde davacının talep ettiği miktar da bulunmakla, talep aşılarak ve ayrıca aynı taleple ilgili olarak mükerrer ödemeye yol açacak şekilde birden fazla hüküm kurulması hatalı görülmüştür.
3-Taraflar arasındaki bir diğer uyuşmazlık, davacının ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığıdır.
Davacı, 15.01.2011 tarihinde iş sözleşmesinin işveren tarafından sona erdirildiğini, Karşıyaka 5. Noterliği’nin 31.01.2011 tarihli ihtarnamesinde ayrıca belirttiği üzere, şirkete gönderdiği 10.01.2011 tarihli ihtarnamenin şirkete tebliğinden sonra şirket yetkilisinin kendisini arayarak şirkete ait araç ve diğer zimmetlerin şirkete en geç 15.01.2011 tarihinde yazılı tutanakla teslimi için emir ve talimat verdiğini, talimat üzerine üzerinde bulunan zimmetli malları teslim etmek zorunda kaldığını ileri sürmüş, davalı ise davacının iş sözleşmesini üzerindeki zimmetli malları teslim etmek suretiyle kendisinin feshettiğini savunmuştur. Davacı, davalı işverene keşide ettiği 10.01.2011 tarihli ihtarnamesinde haklarını kaybedeceğinden bahisle 2011 yılı “satış temsilcileri karşılıklı taahhüdü” belgesini imzalamadığını, bunun üzerine satış yaptığı sorunsuz bölgelerin elinden alınarak yerine sorunlu bölgelerin verildiğini, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını, fazla mesai, resmi bayram ve hafta tatili ücretlerinin ödenmediğini vs. belirterek eski satış bölgelerinin kendisine verilmesini ayrıca yukarıda adı geçen alacaklarının ödenmesini, taleplerinin verilen sürede yerine getirilmediği takdirde iş sözleşmesini 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/II-a-e- f ve 38. maddesine göre haklı olarak feshedileceğini ifade etmiştir.
Somut olayda, davacı, işyeri yetkilisinin kendisini arayarak zimmetli eşyalarının teslim edilmesinin istendiğini ispatlayamadığından, 10.01.2011 tarihli ihtarname de dikkate alındığında iş sözleşmesinin davacı tarafından feshedildiği kabul edilmelidir. Davacı iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğinden ihbar tazminatı alacağına hak kazanamaz. Talebin reddi gerekirken, kubülü hatalıdır.
4-Taraflar arasındaki bir diğer uyuşmazlık ücretten kesilen araç tamir yakıt vs. alacağının eksik belirlenip belirlenmediğidir.
Dosya içerisinde bulunan bordroların bir kısmında davacının ücretinden, sebebi açıklanmayan ve haklı bir sebeple kesildiği davalı tarafça ispatlanamayan özel kesinti adı altında mahsup yapıldığı görülmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının ücretlerinden 2007/Ocak, Aralık, 2008/Ağustos, Eylül, Kasım ayında toplam 742,36 TL özel kesinti adı altında mahsup yapıldığı belirtilmiştir. 2006 yılı Aralık ayında da davacının ücretinden 500,00 TL özel kesinti yapılmış olup, bu husus bilirkişi tarafından dikkate alınmamıştır. Mahkemece, 2006 yılı Aralık ayı bordrosunda gözüken 500,00 TL özel kesinti adı altında yapılan kesinti dikkate alınmadan hüküm kurulması hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, 02.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.