YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/27052
KARAR NO : 2013/22684
KARAR TARİHİ : 30.10.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin alacağı, fazla mesai ücreti, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı isteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı şirketin yurt içi ve yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını, 3 öğün yemek yardımı, barınma ve ısınma gibi ihtiyaçlarının işveren tarafından karşılandığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini, izin kullandırılmadığını belirterek, kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacakların davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, zamanaşımı ve husumet itirazında bulunarak, davacının davalı şirkette çalışmadığını, davacıya hak ettiği tüm ödemelerin yapıldığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosya içerisinde bulunan ve hükme esas alınan bilirkişi raporundaki işçilik alacaklarının hesaplaması ile ilgili yargılama aşamasında davalı vekili tarafından somut itirazlarda bulunulmuş olup, mahkemece bu itirazlar karşılanmamıştır. Davalı vekilinin bilirkişi raporuna ilişkin itirazı karşılanmak üzere yeniden rapor alınarak bir karar verilmelidir.
Mahkemece davalı yanın itirazı kapsamında yeniden ek bilirkişi raporu alınmalı ve taraflardan rapora karşı diyecekleri sorularak bu yönde usulü işlemler tamamlandıktan sonra bir karar verilmelidir. Eksik incelemeyle hüküm kurulması hatalı olup kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
2-Davacı, mahkemece alman bilirkişi raporuna göre hesaplanan işçilik alacakları yönünden davasını ıslah yapmıştır. Davalı işveren, ıslaha karşı süresinde verdiği yazılı itiraz dilekçesinde zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Bu konuda mahkemece bir karar verilmemesi hatalıdır.
3-Davalı tarafça, işçilik alacaklarının davacıya ödendiği savunulmuş ve dosyaya bir kısım evrak fotokopileri sunulmuştur. Mahkemece davacı işçiden davalının ödemeye ilişkin savunmasına ve sunulan belgelere diyecekleri sorulup, ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılmadan eksik inceleme ile karar verilmiş olması hatalıdır.
4-Davalı işveren tarafından davacıya yıllık izinleri kullanıp kullanmadığı ile ilgili yemin teklifi hakkında mahkemece bir karar verilmemesi de hatalı olmuştur.
5- 1475 sayılı Kanun’un 14/2 maddesi, işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceğini hükme bağlamıştır. O halde kıdem tazminatına hak kazanmaya dair bir yıllık sürenin hesabında, işçinin daha önceki fasılalı çalışmaları dikkate alınır. Bununla birlikte, her bir fesih şeklinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde gerçekleşmesi, hizmet birleştirmesi için şarttır. İşçinin önceki çalışmaları sebebiyle kıdem tazminatı ödenmişse, aynı dönem için iki defa kıdem tazminatı ödenemeyeceğinden, tasfiye edilen dönemin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması mümkün olmaz. Yine, istifa etmek suretiyle işyerinden ayrılan işçi kıdem tazminatına hak kazanmayacağından, istifa yoluyla sona eren önceki dönem çalışmaları kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmaz. Ancak aynı işverene ait bir ya da değişik işyerlerinde çalışılan süre için kıdem tazminatı ödenmemişse, bu süre aynı işverende geçen sonraki hizmet süresine eklenerek son ücret üzerinden kıdem tazminatı hesaplanmalıdır. Zamanaşımı def’inin ileri sürülmesi halinde, önceki çalışma sonrasında ara verilen dönem on yılı aşmışsa önceki hizmet bakımından kıdem tazminatı hesaplanması mümkün olmaz.
İşçinin iş sözleşmesi feshedilmediği halde çeşitli sebeplerle kıdem tazminatı adı altında yapılan ödemler avans niteliğinde sayılmalıdır. İşçinin iş sözleşmesinin feshinde kıdem tazminatına hak kazanılması durumunda, işyeri ya da işyerlerinde geçen tüm hizmet sürelerine göre kıdem tazminatı hesaplanmalı, daha önce avans olarak ödenen miktar kanuni faiziyle birlikte mahsup edilmelidir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre davacı işçi davalı işverenin değişik şantiyelerinde aralıklarla çalışmıştır. Davalı işveren iş ilişkisinin her defasında sona erdirildiğini ve yasal hakların ödendiğini savunmuştur. Bu yönde bazı ödeme belgeleri ile ibranameler sunulmuşsa da davacı vekili belge asıllarının getirtilmesini talep etmiş ve fotokopi olan belgeler üzerinden değerlendirme yapılamayacağı bildirilmiştir. Mahkemece belge asılları getirtilmemiştir. Dosyaya işverence fotokopi olarak sunulan ödeme, ihbar süreli tanıma, ibraname gibi belgelerin geçerliliğinin denetlenebilmesi için asıllarının getirtilmesinin ardından davacı taraftan diyecekleri sorulmalı ve mahkemece geçerlilik denetimi yapılmalıdır. İşçinin imzasını taşımayan belgelere değer verilmemelidir.
İşçinin imzasını taşıyan, fesihten sonra düzenlenen ve savunma ile çelişmeyen, davaya konu hakların sayıldığı ibranamelere değer verilmeli, salt miktar içermemiş oluşu ibranamenin geçersizliği sonucunu doğurmamalıdır. Miktar içeren ibranameler ise makbuz olarak değerlendirilmelidir.
Davacının aralıklı çalışmalarının her birinin iş sözleşmesinin feshi ile sonlanıp sonlanmadığı belirlenmeli ve bu feshe göre işçiye kanuni haklarının ödenip ödenmediği tespit olunmalıdır. Feshe göre işçilik haklarının ödendiği belirlendiğinde, önceki çalışmalarının tasfiye edildiği kabul edilmeli ve tazminat hesabı açısında daha sonraki çalışma süresine eklenmemelidir. Ancak yapılan ödemelerin yasal hakların altında kaldığının
anlaşılması halinde yine tasfiye esası benimsenmekle birlikte zamanaşımı defi sebebiyle zamanaşımına uğramamış dönem için belirlenen fark alacaklar, her bir dönem ücretine göre belirlenmeli ve istekler yönünden karar verilmelidir.
İşçinin iş sözleşmesinin feshinde işçilik alacaklarının hiç ödenmediği anlaşıldığında bu defa aralıklı çalışma süreleri birleştirilmeli ve en son tazminata hak kazanacak şekilde gerçekleşen feshe göre son ücret üzerinden hesaplama yapılarak sonuca gidilmelidir.
Mahkemece, eksik hususlar tamamlanarak bilirkişiden yukarıda belirtilen esaslar dahilinde denetime elverişli rapor alınmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
6-Davacı işçinin tazminat ve yıllık izin alacağında davacının yurda giriş ve çıkış kayıtları dikkate alınmadan bu sürelerde ücret ödenerek izinli olup olmadığı, izin kullanıp kullanmadığı, izinli değilse bu sürelerin kıdemden sayılıp sayılmayacağı araştırılmadan hüküm kurulmuştur. Oysa davalı davacının yurda geldiğinde izinli olduğunu veya çalışmadığını savunmaktadır.
Davacının bu savunması üzerinde durulmalı, yurda girişler ve çıkışlar ücretli izinli ise davacının izin kullandığı kabul edilerek, yıllık ücretli izin alacağı hesaplanmalı, aksi halde ise bu sürelerde fiilen çalışma olmaması sebebi ile bu süreler tazminat ve alacağa esas sürelerden düşülerek tazminat ve izin alacağı belirlenmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alman temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 30.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.