YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/27709
KARAR NO : 2013/19078
KARAR TARİHİ : 17.09.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Taraflar arasındaki, kıdem Tazminatı, ücret, yıllık izin, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı sebeplerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalılar avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.09.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılar adına Avukat kimse gelmedi. Karşı taraf adına Avukat … geldi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi … Karakülüh tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesini ücretlerinin ödenmemesi haklı sebebiyle feshettiğini, işçilik alacaklarının işveren tarafından ödenmediğini beyanla, kıdem tazminatı, aylık ücret, yıllık izin, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalılar vekili, davacının müvekkillerinden Tunay Madencilik Ltd. Şti’ye ait işyerinde 2009 yılının aralık ayına kadar çalıştığını, diğer müvekkili şirkete ait işyerinde ise 01.01.2010 tarihinde işe girdiğini, müvekkili şirketler arasında hukuki veya fiili bir bağlantı olmadığını, iş sözleşmesinin davacının devamsızlığı sebebiyle haklı sebeple feshedildiğini, işçilik alacağı bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı işçinin iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu, davalıların müşterek ve müteselsil sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında, davacının aylık ücret alacağının ödenip ödenmediği ve bir kısım ücret alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktalarında uyuşmazlık vardır.
Ücretin ödendiğinin ispat yükü işverene aittir. İşçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Somut olayda, davalılar vekili, “her türlü yasal delil” ifadesiyle yemin deliline de dayanmış olup, 07.09.2012 havale tarihli dilekçesiyle işçiye aylık ücret alacağının ödenip ödenmediği hususunda yemin teklif edilmiştir. Ödeme hususunda davalılar vekilinin yemin teklifi gereğince, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 225 ve devamı maddeleri uyarınca işlem yapılması, neticeye göre anılan alacak hakkında karar verilmesi gerekirken, yemin teklifinin nazara alınmaması hatalıdır.
3-4857 sayılı İş Kanunu’nun 32. maddesinin sekizinci fıkrasına göre, işçi ücretleri beş yıllık özel bir zamanaşımı süresine tabidir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 7. maddesinde, iş mahkemelerinde sözlü yargılama usulü uygulanır. Ancak 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447 inci maddesi ile sözlü yargılama usulü kaldırılmış, aynı yasanın 316 ve devamı maddeleri gereğince iş davaları için basit yargılama usulü benimsenmiştir.
Sözlü yargılama usulünün uygulandığı dönemde zamanaşımı def’i ilk oturuma kadar ve en geç ilk oturumda yapılabilir. Ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde 319. madde hükmü uyarınca savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı defi cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. 01.10.2011 tarihinden sonraki dönemde ilk oturuma kadar zamanaşımı definin ileri sürülmesi ve hatta ilk oturumda sözlü olarak bildirilmesi mümkün değildir.
Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı defi de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Ancak 6100 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 317/2 ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı definde bulunulabileceği kabul edilmelidir.
Cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmemiş ya da süresi içince cevap dilekçesi verilmemişse ilerleyen aşamalarda 6100 sayılı Kanun’un 141/2. maddesi uyarınca zamanaşımı defi davacının açık muvafakati ile yapılabilir.
1086 sayılı Kanun’un yürürlükte iken süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı define davacı taraf süre yönünden hemen ve açıkça karşı çıkmamışsa (suskun kalınmışsa) zamanaşımı defi geçerli sayılmakta iken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun uygulandığı dönemde süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı definin geçerli sayılabilmesi için davacının açıkça muvafakat etmesi gerekir. Başka bir anlatımla 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamalar bakımından süre geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı define davacı taraf muvafakat etmez ise zamanaşımı defi dikkate alınmaz.
Somut olayda, 01.08.2012 tarihinde dava ıslah edilmiş olup, ıslah dilekçesi davalılar vekiline 27.08.2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalılar vekili 07.09.2012 havale tarihli dilekçesiyle, ıslaha karşı süresinde zamanaşımı defini ileri sürmüştür. Mahkemece, ıslaha karşı zamanaşımı definin nazara alınması talebinin reddine karar verilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplanan, bir kısım fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil
ücretlerinin definin ileri sürülmesinden etkilenerek zamanaşımına uğradığı anlaşılmaktadır. Anılan sebeple, süresinde yapılan ıslaha karşı zamanaşımı def’inin nazara alınarak, gerekirse bilirkişiden ek rapor alınması suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Yukarıda yazılı sebeplerden, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 17.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.