Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/16673 E. 2013/17051 K. 10.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/16673
KARAR NO : 2013/17051
KARAR TARİHİ : 10.07.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, ücret alacağı, genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti ve sefer primi alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 01.11.2006-23.02.2010 tarihleri arasında davalı şirkette uluslararası tır şoförü olarak asgari ücret ve sefer primi esasına göre çalıştığını, aylık ortalama üç seferi başarı ile gerçekleştirdiğini, davacıya sefer başına 400 Euro sefer primi verildiğini, davacının iş sözleşmesinin işverence haksız sona erdirildiğini, fesih tarihine kadar 1700 Euro sefer primi kesintisi yapıldığını, ayrıca davalı şirket tarafından davacı adına tahakkuk eden asgari ücret maaş alacaklarından da son altı aylık dönem dışındakilerin ödenmediğini iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret alacağı, genel tatil ücreti alacağı ücretli izin alacağı, sefer prim alacaklarının faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının asgari ücret ile çalıştırıldığını, ayrıca davacıya yurt dışına çıktığı zaman yabancı ülkede yapacağı masrafları karşılamak üzere yol harcırahı verildiğini, davacını hak etmiş olduğu yıllık izinleri kullandığını, davalı şirkette bayramları çalışma yapıldığı takdirde bu izinlerin daha sonra kullandırıldığını, davacının iş yerine mazeretsiz olarak gelmemesinden dolayı iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı işçinin iş sözleşmesinin davalı işverence haklı bir neden yokken feshedildiği, davacının diğer alçak taleplerinin de yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin ücret alacağı olup olmadığı taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 37. maddesine göre, işçiye ücretin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan “ücret hesap pusulası” verilmesi zorunludur. Uygulamada çoğunlukla “ücret bordrosu” adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir.
Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.
Somut olayda; davacı işçinin ücretinin banka kanalıyla ödendiği savunulmaktadır. Diğer taraftan davacı tanıklarının ücretin asgari ücrete ilişkin kısmının işverence bankaya yatırılıp bankamatik kartlarını elinde bulunduran şirket görevlisi tarafından maaşların çekilerek şirkete iade edildiğini ifade ettikleri görülmektedir. Öncelikle banka kanalıyla ödeme yapılıp yapılmadığı tespit edilmelidir. Bundan sonra yapılan ödemenin gerçek olup olmadığı ortaya konulmalıdır. Bu amaçla davacı işçi ile davacı tanıklarının ve gerek görülürse işyerinde çalışan yeteri kadar işçinin talep dönemini kapsayan hesap ekstreleri dosya kapsamına dahil edilmelidir.
Mahkemece belirtilen eksiklikler giderildikten sonra davacı tanıklarının beyanları doğrultusunda gerekli araştırma ve incelemenin yapılarak işverence yapılan ödemenin gerçek olup olmadığı, aldatma amacıyla ve sadece görüntü oluşturmak için yapılıp yapılmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Bu araştırma ve incelemenin sonucuna göre de davacının ücret talebi hakkında karar verilmelidir. Bunun yapılmayarak eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Dosya kapsamına göre, davacı vekilinin ıslah dilekçesine karşı davalı vekilince zamanaşımı savunmasında bulunulduğu görülmektedir. Mahkeme tarafından davalının zamanaşımı savunması değerlendirilmeksizin karar verilmesi isabetsizdir. Bu husus ayrıca bozma sebebi yapılmıştır.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 10.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.