Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/16812 E. 2013/16722 K. 05.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/16812
KARAR NO : 2013/16722
KARAR TARİHİ : 05.07.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

İş sözleşmesinin haklı neden olmadan davalı işveren tarafından feshedildiğini belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren, davacı işçi ile davalı şirket arasında 09.11.2009 başlangıç tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile 10.11.2009 tarihinden itibaren iş sözleşmesinin fesih tarihine kadar SPA Resepsiyonisti olarak görev yaptığını, davacının personellerden Burcu Peker’e otopark kullanımı için ücretsiz olarak verilen otopark giriş çıkış kartını, usulsüz ve işverenin güvenini kötüye kullanacak şekilde davacı tarafından bilerek kullanıldığını, başka bir personele ait ücretsiz otopark kartını defalarca kullandığını, ücret ödemesi gerekirken ödemediğini, maddi kaybı bir yana bıraktıklarında yapılan eylemin etik olmadığını, bunun da iş sözleşmesinin devamını imkansız kıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacıya tahsis edilen kartın kullanım kuralları ile ilgili yazılı bilgilendirme ve talimat tesbiti yapılamadığını, emsal dosyadaki başka bir işçinin savunmasında belirttiği üzere çalışanların, bu yönde bir talimat almadıkları için işyeri çalışanları olarak otopark olanaklarından yararlanma hakkına sahip olduklarını düşündüklerinin de anlaşıldığını, bu itibarla söz konusu otopark kartının bir başka işçi tarafından kullanılmasının haklı feshe dayanak yapılacak nitelik ve ağırlıkta olmadığının değerlendirildiğini, bir an için geçerli fesih sebebi yapılabileceği düşünülse bile, geçerli feshe başvurmadan önce işçinin davranışları ile ilgili yazılı savunmasının alınması gerektiğini, ancak davacının davranışlarının 25. maddede haklı fesih için öngörülen ağırlıkta olduğu kabulünden hareketle savunması da alınmadığını, bu nedenle feshe dayanak yapılan gerekçe, geçerli sebebe de dayansa, savunması alınmadığı için geçerli fesih kabul edilmesinin mümkün görülmediği, feshe son çare olarak da başvurulmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.
İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin II. bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığında işverenin haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine aynı maddenin II. bendinin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkanı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkanı tanımaktadır.
Somut olayda, SPA Resepsiyonisti olarak çalışan davacının davalı işverence otel personelinin otopark kullanımı için her bölüme sınırlı sayıda dağıtılmış otopark kartlarını usulsüz olarak kullandığı güvenlik raporu ve kamera kayıtları ile tespit edilmiştir. Otelin genel kurallarına aykırı olan ve gelir kaybına sebebiyet veren bu davranışları sonucunda iş ilişkisine devam etmek işveren açısından çekilmez hale gelmiş, diğer bir anlatımla güven temeli çökmüştür. Öte yandan, 4857 sayılı Kanun’un 26. maddesinde öngörülen sürenin geçtiği de iddia ve ispat edilmemiştir. Fesih haklı nedene dayanmaktadır. İşe iade isteğinin reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 210,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 05.07.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.