YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/31659
KARAR NO : 2013/22834
KARAR TARİHİ : 30.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, ücret alacağı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … Karakülah tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini beyanla, kıdem tazminatı, yıllık izin, aylık ücret, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında, davacının iş sözleşmesini feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı, fazla çalışma ve hafta tatili ücreti alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı noktasında uyuşmazlık vardır.
Somut olayda, iş sözleşmesi davacı tarafça 01.11.2010 tarihli yazılı fesih bildirimi ile işverence psikolojik baskı yapılması, kooperatif başkanı tarafından sürekli olarak hakaretlerde bulunulması, görevi dışında başka görevlerde keyfi olarak çalıştırılması gerekçeleri gösterilerek feshedilmiştir. Dinlenen davacı tanıkları, davacının babası, eşi ve eşinin kardeşinin eşi olup, gerek davacıyla yakınlıkları gerekse işyerinde çalışmalarının bulunmaması sebebiyle, soyut ve denetlenebilir olmayan beyanlarına tek başına itibar edilemez. Dinlenen davalı tanıklarının ise, yazılı fesih bildiriminde gösterilen nedenlerin varlığına ilişkin bilgileri bulunmamaktadır. Dosya kapsamında, davacının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğunu gösterir başkaca delil de bulunmamakta olup, feshin haklı nedene dayandığı kanıtlanmamıştır. Hal böyleyken, kıdem tazminatı alacağı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle kabulü hatalıdır.
3-Fazla çalışma yaptığını ve hafta tatilinde çalıştığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Anılan çalışmaların yapıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bununla birlikte, işyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de, anılan çalışmaların olup olmadığı araştırılmalıdır.
Somut olayda, mahkemece, davacı tanıkları beyanlarına itibarla, fazla çalışma ve hafta tatili ücreti alacakları hüküm altına alınmıştır. Yukarıdaki bentte de belirtildiği üzere, davacı tanıkları, davalıya ait işyerinde çalışması olmayan davacının yakınları olup, çalışma düzenini bilmeleri beklenemez. Dinlenen davalı tanık beyanlarına göre ise, işyerinde haftalık çalışma süresinin kırkbeş saati aşmadığı ve haftanın bir günü hafta tatili izni kullandırıldığı anlaşılmaktadır. Anılan nedenle, davacının fazla çalışma yaptığını ve hafta tatili günlerinde çalıştığı kanıtlayamadığı anlaşıldığından, anılan alacaklara yönelik taleplerin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalıdır.
4-Davacı vekili, dava dilekçesinde, aylık ücret alacağı talebinde bulunmakla birlikte, 09.03.2012 havale tarihli dilekçesinde, açıkça müvekkilinin davalı işverenden aylık ücret alacağının bulunmadığını beyan etmiştir. Hal böyleyken, aylık ücret alacağına yönelik talebin reddi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi hatalı olmuştur.
5- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2. maddesi uyarınca, hükmün sonuç kısmında, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Somut olayda, dava dilekçesinde sosyal haklardan kaynaklanan alacaklar ifadesiyle yol, yemek ve asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsili isteminde bulunulmuş olup, Mahkemece bu talepler bakımından bir karar verilmemesi, 6100 sayılı Kanun’un 297/2. maddesi amir hükmü uyarınca hatalıdır.
Yukarıda yazılı sebeplerden, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 30.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.