YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5317
KARAR NO : 2013/9215
KARAR TARİHİ : 30.04.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, ikramiye, fark ücret, sosyal yardım, vardiya zammı, gece zammı, emek zammı ve eşit davranma ilkesine aykırılık tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işveren tarafından kanuna aykırı ve muvazaalı olarak dava dışı taşeron şirkette çalışıyor gösterildiğini, aslında davalı şirket çalışanı olduğunu ve bu şirketin işlerini yaptığını, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.
Davalı vekili, davacının alt işveren işçisi olarak çalıştığını, öncelikle bu davanın husumetten reddi gerektiğini, davacının özel güvenlik görevlisi olduğunu, yüklenici firmada bu sıfatla çalıştığını, davalı şirkette hiç çalışmadığını, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. ve maddesinde ve Alt İşveren Yönetmeliğinde belirtilen muvazaa sebeplerinin bulunmadığını, davacının alt işveren işçisi olduğunu, her türlü tasarruf yetkisinin yüklenici firmaya ait bulunduğunu, alt işverenlerin değiştiği halde, işçilerin değişmemesinin muvazaa sebebi olmadığını, özel güvenlik hizmetlerinin müvekkili şirketin yardımcı işler sınıfından olduğunu, alt işverene ihale yoluyla verilebileceğini, müvekkili şirket ile iş sözleşmesi olmaması sebebiyle bu şirkette örgütlü sendikaya üye olamayacağını ve imzalanan toplu iş sözleşmesinden yararlanamayacağını, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili tarafından temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olup olmadığı ve bunun sonucuna bağlı alt işveren işçisi olarak görünen işçinin asıl işverenin imzaladığı toplu iş sözleşmesinden yararlanıp yararlanamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Alt işveren, bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve görevlendirdiği işçileri sadece bu işyerinde çalıştıran diğer işveren olarak tanımlanabilir. Alt işverenin iş aldığı işveren ise, asıl işveren olarak adlandırılabilir. Bu tanımdan yola çıkıldığında asıl işveren alt işveren ilişkisinin unsurları, iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı, işçilerin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılması ve tarafların muvazaalı bir ilişki içine girmemeleri gerekir.
Yardımcı iş olan güvenlik işinin alt işverene verilmesine engel bir durum bulunmamaktadır.
Davacı işçinin asıl işverenden alınan iş kapsamında alt işveren işçisi olarak çalıştığı dosya içeriği ile sabit olmuştur.
Somut olayda, davacının dava dışı alt işveren şirkette güvenlik görevlisi olarak çalıştığı, davalı asıl işveren işçisi olduğuna dair muvazaa iddiasını ispat edemediği, asıl işveren olan davalı şirket tarafından kendi kadrolu işçilerine uygulanan toplu iş sözleşmesi hükümlerinden alt işveren işçisi olan davacının yararlanamayacağı açıktır. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.