YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8539
KARAR NO : 2013/10972
KARAR TARİHİ : 14.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA : Davacı, aidat alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; 50.000,00 TL aidat alacağının ait oldukları aylardan bir ay sonra başlayacak en yüksek işletme kredisi faizi oranında faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini, bu taleplerinin dayanağını 2821 sayılı Kanun’un 61. maddesinin oluşturduğunu, bir ay içinde ödeme sorumluluğunu yerine getirmeyen işveren Belediyeye çekilen 09.04.2010 tarihli ihtara rağmen ödemenin gerçekleşmediğini ifade ederek sendika üyelik ve dayanışma aidatı alacaklarının hüküm altına alınmasını ve ait oldukları aylardan bir ay sonra başlayacak en yüksek işletme kredisi faizi oranında faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; müvekkili Belediyenin davacı sendikaya 07.06.2011 tarihli bir yazı gönderdiğini ve bu yazıda davaya konu aidat borçlarını taksitle ödemek istediğini belirttiğini, davacı sendika başkanlığının 21.06.2011 tarihli yazısı ile taksitle ödeme tekliflerinin Yönetim Kurulu tarafından kabul edildiğinin bildirildiğini, bunun üzerine taksitler halinde 45.316,62 TL aidat borcunun ödendiğini, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu ve borcun kalan kısmının da en kısa zamanda ödeneceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C) Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporlarına dayanılarak, davacının toplam alacağının 166.411,01 TL olduğu, bunun 108.591,00 TL’lik kısmının dava açıldıktan sonra davacıya ödendiği, davacının bakiye 57.850,01 TL sendika aidatı alacağının bulunduğu, ödenmeyen aidat alacakları için dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının sendika aidat alacağı olup olmadığı ile varsa miktarının ne kadar olduğu noktasında toplanmaktadır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 23. maddesinde, “Faaliyeti durdurulmayan sendika ve konfederasyonlara üyelerince ödenecek aidatın miktarı tüzüklerinde belirtilir. İşçi sendikasına işçinin ödeyeceği aylık üyelik aidatı tutarı, bir günlük çıplak ücretini geçemez. İşveren sendikasına işverenin ödeyeceği aylık üyelik aidatı tutarı, işyerinde işçilere ödediği bir günlük çıplak ücretleri toplamını geçemez. Sendika tüzüklerine, üyelik aidatı dışında, üyelerden başka bir aidat alınacağına ilişkin hükümler konamaz.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun’un 61. maddesinde, “İşyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinin tarafı olan işçi sendikasının, toplu iş sözleşmesi yapılmamışsa veya sona ermişse yetki belgesi alan işçi sendikasının yazılı talebi ve aidatı kesilecek sendika üyesi işçilerin listesini vermesi üzerine, işveren sendika tüzüğü uyarınca üyelerin sendikaya ödemeyi kabul ettikleri üyelik aidatını ve Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu gereğince sendikaya ödenmesi gerekli dayanışma aidatını, işçilere yapacağı ücret ödemesinden kesmeye ve kestiği aidatın nevini belirterek tutarını ilgili sendikaya vermeye ve kesinti listesini sendikaya göndermeye mecburdur. Bu aidat dışında sendikaya ödenmek üzere bir kesintinin yapılması toplu iş sözleşmesi ile kararlaştırılamaz.
Yukarıdaki fıkra gereğince sendika tüzüğüne uygun olarak kesilmesi istenilen aidatı kesmeyen işveren ilgili sendikaya karşı kesmediği veya kesmesine rağmen bir ay içinde ilgili kuruluşa göndermediği miktar tutarınca genel hükümlere göre sorumlu olduktan başka aidatı sendikaya verinceye kadar bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek faizi ödemek zorundadır.” düzenlemesi yer almıştır.
Yine dava tarihinde yürürlükte bulunan 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’nun 9. maddesinin 3. fıkrasında ise, “Toplu iş sözleşmesinin imzası sırasında taraf işçi sendikasına üye bulunmayanlar, sonradan işyerine girip de üye olmayanlar veya imza tarihinde taraf işçi sendikasına üye bulunup da ayrılanlar veya çıkarılanların toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmeleri, toplu iş sözleşmesinin tarafı işçi sendikasına dayanışma aidatı ödemelerine bağlıdır. Bu hususta işçi sendikasının muvafakatı aranmaz. Dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanma talep tarihinden geçerlidir.”, aynı maddenin 4. fıkrasında da “Dayanışma aidatı miktarı, üyelik aidatının üçte ikisidir.” hükümleri yer almıştır.
Öte taraftan toplu iş sözleşmelerinin “Sendika Aidatlarının Kesilmesi ve Çalışan İşçilerin Aidat Listesinin Verilmesi” başlıklı 10. maddesinde “A) İşveren 2821 sayılı Kanun’un 61. maddesi hükümlerine uygun olarak sendika üyelerinden aidatı keserek, işçi aylık ücretlerinin ödendiği günü izleyen üç gün içerisinde Sendikanın bildireceği banka hesabın yatırmakla yükümlüdür. Ayrıca, hangi işçilerden ne kadar kesinti yapıldığım gösterir listeyi de aynı süre içerisinde sendikaya göndermekle yükümlüdür. İşveren bu yükümlülüklerini yerine getirmek için sendikadan herhangi bir ücret talep etmez. İşçilerden kesilecek dayanışma aidatı içinde aynı esaslar uygulanır. B) İşveren yukarıda belirtilen süre içinde sendika üyelerinden kesmediği veya kesmesine rağmen, sendikanın hesabına yatırmadığı aidatları ödemesi gereken tarihten itibaren(her ay için takip eden ay sonuna kadar) 2821 sayılı Kanun’un 61. maddesi gereği bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek faizi ile birlikte ödemekle yükümlüdür.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Toplu iş sözleşmelerinin “Ücret Ödemelerinin Yapılması” başlıklı 39. maddesinde ise, toplu iş sözleşmesinde hak edilen ücretlerin ödenmesinin her ayın 15’inde olduğu ve zorunlu sebeplerle ödemelerin ayın 20’sine kadar gecikebileceği ifade edilip müteakip ayın 20’sine kadar ödenmesi gereken sendika aidatlarının 2821 sayılı Kanun hükmüne tabi olduğu belirtilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Öncelikle dosyada davacı sendika üyesi işçilerin üyelik ve ayırılış tarihlerini de gösterir liste ile bu işçilerin talep dönemine ilişkin kesintiye esas çıplak ücretlerini gösterir belgelerin dosyada yer almadığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi tarafından hesaplama tarafların kayıtlarına, özellikle davalı belediyenin emanet defteri ile yevmiye defterine göre yapılmıştır. Bununla birlikte bu defterlerin düzenli tutulmamış olduğu gözlemlenmektedir. Diğer taraftan davalı belediyenin borcun taksite bağlanmasını istediği, davacı sendikanın ise bunu kabul edip derdest dava ile ilgili borcun 125.000,00 TL olduğunu ifade ettiği görülmektedir. Buna karşılık bilirkişice uyuşmazlık dönemine ilişkin 166.411,01 TL aidat borcu hesaplanmıştır. Aradaki farkın nedeni ise açıklığa kavuşturulmamıştır. Şu halde mahkemece belirtilen eksiklikler giderilip taraflar arasındaki anlaşma içeriği netleştirildikten sonra dosyanın bilirkişiye ya da bilirkişi heyetine tevdi edilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Ayrıca dosya bilirkişiye verilecekse bu kişinin muhasebe alanında uzman olması, bilirkişi heyetine verilecekse heyette muhasebe alanında uzman bir bilirkişinin yer alması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
Eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 14.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.