YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/20883
KARAR NO : 2017/30198
KARAR TARİHİ : 20.12.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı şirketin Ukrayna’daki işyerinde atölye formeni olarak 02.09.2008-01.11.2011 tarihleri arasında çalıştığını, akdin feshine karşın kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmediğini belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram-genel tatil ücreti, ihbar tazminatı, kıdem tazminatı alacaklarının fesih ve temerrüt tarihlerinden itibaren en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının 01.09.2008-16.11.2011 tarihleri arasında davalı şirketin yurt dışı şantiyesinde net 2.500 USD ücretle çalıştığı, iş akdinin sonlanmasında davalı işverence kıdem tazminatı usulüne uygun olarak hesaplanıp ödendiğinden kıdem tazminatı alacağı talebe hakkı olmadığı, iş akdinin bitiminden önce çalıştığı süreye göre yasal 8 haftalık ihbar öneli verildiğinden ve iş arama iznini toplu olarak kullanmak istemesi nedeniyle iş akdinin bitim tarihi olan 15.11.2011 tarihinden 16 gün önce Türkiye’ye döndüğünden ihbar tazminatı talebinin yerinde olmadığı, tanık beyanlarıyla desteklenen fazla çalışma hafta tatili bayram ve genel tatillerde çalışma alacaklarının dosya kapsamına uygun olarak bilirkişi …’in 07.05.2014 tarihli raporunda hesaplandığı anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş dava ve ıslah dilekçesinde alacaklar için ihtarname tarihinden itibaren faiz talep edilmiş ise de davalı tarafa gönderilen ihtarnamede miktar olmadığından temerrüt ihtarı oluşturabilecek nitelikte olmadığı değerlendirilerek alacaklar için dava ve ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Temyiz:
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının ve davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı ve fazla çalışma ücretinin hesabı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı yasada emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir.
İşçinin günlük iş süresi içinde kesintisiz olarak hiç ara vermeden çalışması beklenemez. Gün içinde işçinin yemek, çay, sigara gibi ihtiyaçlar sebebiyle ya da dinlenmek için belli bir zamana ihtiyacı vardır.
Ara dinlenme 4857 sayılı İş Kanunu’nun 68. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükümde ara dinlenme süresi, günlük çalışma süresine göre kademeli bir şekilde belirlenmiştir. Buna göre dört saat veya daha kısa süreli günlük çalışmalarda ara dinlenmesi en az onbeş dakika, dört saatten fazla ve yedibuçuk saatten az çalışmalar için en az yarım saat ve günlük yedibuçuk saati aşan çalışmalar bakımından ise en az bir saat ara dinlenmesi verilmelidir. Uygulamada yedibuçuk saatlik çalışma süresinin çok fazla aşıldığı günlük çalışma sürelerine de rastlanılmaktadır. İş Kanununun 63. maddesi hükmüne göre, günlük çalışma süresi onbir saati aşamayacağından, 68. maddenin belirlediği yedibuçuk saati aşan çalışmalar yönünden en az bir saatlik ara dinlenmesi süresinin, günlük en çok onbir saate kadar olan çalışmalarla ilgili olduğu kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla günde onbir saate kadar olan (onbir saat dahil) çalışmalar için ara dinlenmesi en az bir saat, onbir saatten fazla çalışmalarda ise en az birbuçuk saat olarak verilmelidir.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının haftalık oniki saat fazla çalışma yaptığı, Yargıtay ilke kararlarında bir işçinin günlük en fazla üç saat fazla çalışma yapacağı kabul edilerek, fazla çalışma ücreti alacağı hesaplanmış ise de; söz konusu kabule esas alınan çalışma saatleri ve ara dinlenme sürelerinin denetime elverişli şekilde gösterilmeden, fazla çalışma süresinin dosya kapsamına göre 3 saatten fazla olduğunun ispatlanması halinde haftalık fazla çalışma süresinin buna göre belirlenerek sonucuna göre alacağın hüküm altına alınması gerektiği düşünülmeden yanılgılı değerlendirme ile günlük fazla çalışma süresini 3 saat ile sınırlayan rapora itibar edilerek hüküm kurulması hatalı olmuştur. Bu sebeple, davacının çalışma saatleri ve ara dinlenme süreleri yönünden denetime elverişli bir değerlendirme ile hesaplamanın buna göre yapılması gerekirken bu hususların gözetilmemesi hatalı olup kararın bozulması gerekmiştir.
3-Dosya içeriğine göre davacı işçi tarafından dava tarihinden önce davalıya gönderilen 05.12.2011 tarihli ihtarnamede kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai, genel tatil ve hafta sonu çalışma alacaklarının ihtarnamenin alındığı tarihten itibaren iki gün içinde ödenmesinin istendiği, ihtarnamenin davalı tarafa 13.12.2011 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece hüküm altına alınan fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili alacaklarına işverenin ihtarname ile temerrüde düştüğü 16.12.2011 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken yazılı gerekçe ile dava ve ıslah tarihinden itibaren faize karar verilmiş olması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 20.12.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.