Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/39645 E. 2017/22706 K. 24.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/39645
KARAR NO : 2017/22706
KARAR TARİHİ : 24.10.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, davalıya ait işyerinde 03/03/2007- 23/03/2012 tarihleri arasında çalışan müvekkilinin iş akdinin haksız nedenle feshedildiğini, günde oniki saat çalıştırıldığını iddia ederek, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma, genel tatil, izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili , davacının müvekkile ait şirkette 26.06.2008 – 05.04.2012 tarihleri arasında çalıştığını, 23.03.2012 günü işyeri mutfak sorumlusu … ile yine aynı işyeri çalışanı …’e vermiş olduğu işi yapmaması nedeniyle aralarında tartışma çıktığını, bu tartışmada …’ün…’e sinkaflı küfür ettiğini ve …’ün işyerini terk ettiğini, işyerini terk eden … ile birlikte çalışmakta olan …, …, … isimli işçiler ile davacı …’un hiçbir haklı sebep olmaksızın işyerini terk ettiklerini, haklı ve geçerli sebep olmadan işyerini terk eden davacıya işe dönmeleri için ihtar yapıldığını, buna rağmen gelip çalışmaması sebebiyle iş akdinin işveren tarafından haklı nedenle feshedildiğini, davacının fazla çalışması bulunmadığını, alacakların zaman aşımına uğradığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması halinde ise, varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde 4857 sayılı İş Kanunu’nun 68. maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin dikkate alınması gerekir.
Somut olayda, Mahkemece, davacının haftanın 6 günü 15.00-03.00 saatleri arasında çalıştığı haftalık 18 saat fazla mesai yaptığı kabulü ile fazla çalışma alacağı hesaplanıp hüküm altına alınmıştır. Dinlenen davacı tanıklarının da işverene karşı dava açtığı anlaşılmakta olup, salt husumetli tanık anlatımlarına itibarla fazla çalışma ücreti alacağında sonuca gidilmesi mümkün değildir. Tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, davalı tarafın tanık beyanları dikkate alındığında davacının davalı işyerinde haftanın üç günü 08.00-19.00 , üç günü de 08.00-21.00 saatleri arasında çalıştığının kabulü ile fazla mesai ücret alacağı hüküm altına alınmalıdır. Anılan yön gözetilmeksizin husumetli tanık beyanları hesaplamaya esas alınmak suretiyle karar verilmiş olması hatalıdır.
Diğer taraftan, davacının gerçek ücretinin bordroların aksine olduğu, bordroların asgari ücret üzerinden düzenlendiği ve fazla çalışma alacaklarının da asgari ücret üzerinden tahakkuk ettirildiği görülmektedir. Davacı imzalı ücret bordrolarında görünenden daha fazla çalıştığını yazılı belge ile ispatlayamamıştır. Bu durum karşısında imzalı bordrolardaki fazla çalışma tahakkuklarının, gerçek ücret üzerinden hesaplanacak fazla çalışma alacağından mahsubu yapılarak fazla çalışmaya hükmedilmesi gerekir.
Yukarıda belirtilen esaslara aykırı olacak şekilde yapılan hesaplamaya itibarla fazla mesai ücretinin kısmen kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmektedir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.