YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/21275
KARAR NO : 2017/14323
KARAR TARİHİ : 27.09.2017
MAHKEMESİ : …İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Davacının davalıya ait işyerinde 19/11/2014 çalışmaya başladığını, çalışmaya başladığı tarihten bu yana tam anlamıyla görevlerini yerine getirdiğini, davalı işveren tarafından 9 yıllık çalışma döneminde 3 kez görev yerinin değiştirildiğini, çalışmış olduğu dönemde önce … Tapu Müdürlüğü, ardından … … Tapu Müdürlüklerinde en son olarak da … ve … Tapu Müdürlüklerinde çalıştığını, … ve … Tapu Müdürlüklerinin çok yoğun olduğunu , işlerin zamanında yapılmasının çok zor olduğunu ancak davacının işlerini zamanında yaptığını, … ve … Tapu Müdürlüklerinin çok yoğun olmasından dolayı 3-4 ay sabrettiğini, ancak aradan 6-7 ay geçmesine rağmen tek avukat görevlendirileceğinin söylendiğini, davacının bu durumdan şikayet etmediğini, işveren tarafından 31/08/2015 tarihinde gönderilen ihtarnameyle artık işe gelmemesini ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi nedeniyle iş akdine son verildiğini, ancak ihtarda belirtilen gerekçelerin gerçeğe uygun olmadığı gibi işverenin kötü niyetli olduğunu, şube ziyaretlerinin verimli geçmediğini şirkete bildirdiğini, diğer personelin de şube ziyaretlerini yapmadığını davacının 2 eğitime katılmadığını bunun nedeninin de her gün gelen 80-90 mailin arasında eğitim mailinin gözden kaçması olduğunu ayrıca mesai saatleri dışına koyulan eğitime katılmamasının fesih nedeni olmadığını iddia ederek davacının işe iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili 19/10/2015 tarihli cevap dilekçesi ile; davacının kanuna, işveren talimat ve uyarılarına aykırı hareket ettiğini, davacının görevlerinden olan şube ziyaretlerini gerçekleştirmemeyi alışkanlık haline getirdiğini, görevini lakıyla yerine getirebilmesi için zaruri olan ve davalı şirketin büyük önem verdiği eğitimlere mazeretsiz olarak katılmadığını, şubelerden davacı yaklaşımları hakkında şikayetler alındığını, kendisine tahsis edilen aracı 30 günlük maaşı ile karşılanamayacak şekilde ağır ihmali ile zarara uğrattığını, davacının bazı günler hiç bir iş yapmadan boş geçirdiğini, davacının iddia ettiği gibi diğer çalışanlarla kıyaslandığında çok fazla işlem gerçekleştirilmediğine dair iddiasının doğru olmadığını, davacının çalıştığı dönem boyunca işlem sayısının ortalamada yer aldığını, davalı şirketin çalışanlara bölge tahsisi yapmadığı gibi şirkettin de böyle bir kuralı olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece; “toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, Davacının sunulan belgelere göre katılmadığı 2 eğitim söz konusu olup, 1.si hakkında; 12 kişiden 5 kişinin eğitime katıldığı bildirilerek 15.12.2014 tarihinde mail ile davacıdan açıklama istendiği, 2.si hakkında ise davacıya katılmama nedeniyle savunma isteminde bulunulmadığı gibi herhangi bir ihtar-uyarı yapılmadığı, davacı hakkında şubelerden şikayet geldiği iddia edilmiş ise de bu şikayetlerin belgelendirilmediği, davacıya şikayetler hakkında bilgi verildiğine bu konuda uyarıldığına, savunmasının alındığına dair bir belge sunulmadığı, davacının işlem adedi sıralaması göz önüne alındığında söz konusu şikayetlerin iş akışına ve işleyişine ne şekilde yansıdığı hususunun somut olarak ispatlanamadığı, akdin feshine son çare olarak başvurulmadığı, dosyada mevcut yazışma ve belge tarihleri ve içeriklerine göre; kiralık şirket aracında meydana gelen hasar, hasar nedeniyle zarar miktarı ve hasar sebebinin öğrenilmesinden itibaren 6 günlük hak düşürücü süre içerisinde fesih yoluna gidilmediği, makul sürenin de geçtiği bu haliyle fesih işleminin geçerli nedene dayanmadığı ” gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/II.c.1 maddesinde açıkça, feshin geçerli yada haklı nedenlere dayandığının ispat yükü davalı işverene verilmiştir.
İşveren ispat yükünü yerine getirirken, öncelikle feshin biçimsel koşullarına uyduğunu kanıtlayacaktır. Buna göre fesih işlemini yazılı yapmış olması, belli durumlarda işçinin savunmasını istediğini belgelemesi, yazılı fesih işleminin içeriğinde dayandığı fesih sebeplerini somut ve açık olarak göstermiş olması gerekir. İşverenin biçimsel koşulları yerine getirdiği anlaşıldıktan sonra, içerik yönünden fesih nedenlerinin geçerli (veya haklı) olduğunun kanıtlanması aşamasına geçilecektir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması olasılığından kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez.
İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
İspat yükü kendisinde olan işveren, geçerli ve haklı nedende davacının davranışının veya yetersizliğinin işyerinde olumsuzluklara yol açtığını ve iş ilişkisinin çekilmez hal aldığını da ispat etmelidir.
Diğer taraftan, 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 26. maddesinde düzenlenen 6 iş günlük nispi ve bir yıllık mutlak hak düşürücü süre aynı yasanın 25. maddesinde ki haklı nedenlerle bildirimsiz fesihlerde uygulanacak olup, 18 ve devamı maddelerinde düzenlenen geçerli fesih hallerinde uygulanacağına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Kısaca 26. maddedeki hak düşürücü süre, işçinin 24. maddenin 2. fıkrasına ve işverenin 25. maddenin 2. fıkrasına dayanan fesihler yönünden aranmalıdır. Yoksa işverenin geçerli nedene dayanan fesihlerinde 26. maddede öngörülen hak düşürücü sürelerin işlemesi düşünülemez. Altı günlük hak düşürücü süre içinde fesih hakkı kullanılmadığı takdirde, fesih haksız hale gelir, ancak geçersiz hale gelmez.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının görevlerinden olan şube ziyaretlerini gerçekleştirmemeyi alışkanlık haline getirdiği, eğitimlere mazeretsiz olarak katılmadığı, şubelerden davacı hakkında şikayetler alındığı, kendisine tahsis edilen aracı 30 günlük maaşı ile karşılanamayacak şekilde ağır ihmali ile zarara uğrattığı, 6 iş günlük hak düşürücü sürenin geçmesinin haklılığı ortadan kaldırmakla birlikte geçerliliği ortadan kaldırmayacağı, bu tespit edilen hususlar nedeniyle davalı işverenden iş yerinde olumsuzluklara yol açan davacının iş akdini devam ettirmesinin beklenemeyeceği, feshin haklı olmamakla birlikte geçerli nedene dayandığı anlaşıldığından, davanın reddi yerine kabulü hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasası’ nın 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davanın REDDİNE,
3. Alınması gereken 31,40 TL. karar-ilam harcından davacının yatırdığı 27,70 TL. peşin harcın mahsubu ile bakiye 3,70 TL. harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4. Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 1.980,00 TL. ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine,
Kesin olarak 27.09.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.