Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2015/11814 E. 2015/35840 K. 15.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/11814
KARAR NO : 2015/35840
KARAR TARİHİ : 15.12.2015

Tebliğname No : 3 – 2013/302644
MAHKEMESİ : Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 20/05/2013
NUMARASI : 2012/944 (E) ve 2013/392 (K)

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Katılan sanık H.. Ş..’un vaki temyizinin hakkındaki mahkumiyet hükümleri ile diğer sanık A.. Ş.. hakkındaki mahkumiyet hükümlerine, müşteki sanık S.. Ş..’un vaki temyizinin hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar ile diğer sanık A.. Ş.. hakkındaki mahkumiyet hükümlerine, diğer katılan sanık A.. Ş..’in vaki temyizinin ise hakkındaki mahkumiyet hükümleri ile sanık H.. Ş.. hakkındaki mahkumiyet hükümleri ve ceza verilmesine yer olmadığına dair hükme, S.. Ş.. hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve ceza verilmesine yer olmadığına dair hükümlere yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemede:
1) Sanık S.. Ş.. hakkında katılan A.. Ş..’i kasten yaralama suçu nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı sanık S.. Ş.. ve katılan A.. Ş..’in temyiz itirazları hakkında yapılan incelemede:
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı 5271 sayılı CMK’nin 231/12. maddesi gereğince itiraz yasa yolu açık bulunduğundan itiraz merciince karar verilmek üzere dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
2) Sanık H.. Ş.. hakkında katılan A.. Ş..’e karşı kasten yaralama ve tehdit suçları nedeniyle verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik katılan A.. Ş..’in temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Sanık hakkında tayin olunan cezaların, karar tarihindeki miktar ve türü itibariyle hükümlerin, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanunun 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna eklenen geçici 2. madde uyarınca kesin nitelikte olup temyizleri mümkün olmadığından, katılan A.. Ş..’in temyiz isteminin CMUK’un 317. maddesi gereğince REDDİNE,
3) Müşteki S.. Ş..’un sanık A.. Ş.. hakkında verilen hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Müşteki S.. Ş..’un 28.05.2012 tarihli oturumda sanık hakkında şikayetçi olduğunu ancak davaya katılmak istemediğini beyan etmesine göre, katılan sıfatı bulunmayan müştekinin 5271 sayılı CMK’nin 242/1. ve 260/1. maddeleri gereğince hükümleri temyiz yetkisi bulunmadığından temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
4) Sanık H.. Ş.. hakkında katılan A.. Ş..’e karşı kasten yaralama ve tehdit suçları nedeniyle verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık H.. Ş..’un temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Sanık H.. Ş.. hakkında “yaralama” suçundan doğrudan takdir ve tayin olunan (1.500 TL), “tehdit” suçundan doğrudan takdir ve tayin olunan (500 TL) adli para cezalarının, karar tarihinde yürürlükte bulunan 6217 sayılı Kanunun 26. maddesi ile değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna eklenen geçici 2. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin nitelikte olmaları nedeniyle sanık H.. Ş..’un temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK’un 315. maddesi gereğince reddetmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK’un 322. maddesi gereğince, Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesine ait 30.06.2013 tarihli Ek Kararında yer alan “CMK’nin 296. maddesi gereğince reddine” ibaresinin çıkartılarak yerine “Sanık H.. Ş.. hakkında “yaralama” suçundan doğrudan takdir ve tayin olunan (1.500 TL), “tehdit” suçundan doğrudan takdir ve tayin olunan (500 TL) adli para cezalarının, karar tarihinde yürürlükte bulunan 6217 sayılı Kanunun 26. maddesi ile değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna eklenen geçici 2. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin nitelikte olmaları nedeniyle sanık H.. Ş..’un temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK’un 315. maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine” ibaresi eklenmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
5) Sanıklar H.. Ş.. ve S.. Ş.. hakkında katılan A.. Ş..’e yönelik hakaret suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlar hakkında yapılan temyiz incelemesinde:
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre katılan A.. Ş..’in temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
6) Sanık A.. Ş.. hakkında katılan H.. Ş..’a karşı kasten nitelikli yaralama ve hakaret, tehdit, müşteki Saniye’ye karşı kasten basit şekilde yaralama, mala zarar vermeye teşebbüs ile hakaret suçları nedeniyle verilen mahkumiyet hükümlerinin yapılan temyiz incelemesinde:
a) Sanık A.. Ş.. ile katılan H.. Ş..’un araçları ile seyir halinde iken yol vermeme meselesi nedeniyle aralarında tartışma çıktığı ve tarafların alınan beyanlarında karşılıklı olarak birbirlerini suçladıklarının anlaşılması, olayın hemen akabinde olay yerine gelen kolluk kuvvetlerince düzenlenen 20.02.2011 tarihli saat 19:00 olan tutanakta olaya ilişkin görgüsü bulunan tanık bulunamadığının tespit edilmesi, sanık A.. Ş..’in olayın hemen akabinde alınan ve aşamalarda da tekrar ettiği soruşturma beyanında katılan H.. Ş..’un kendisine karşı “plakanı aldım, sen devam et seninle sonra görüşeceğiz, siktirgit buradan, eşi olan S.. Ş..’un “serseriyi muhatap alma, hadi git orospu çocuğu” dediğini beyan etmesi, sanık Hamit’in kendisine jopla vurduğunu, sanık Saniye’nin ise kolunu cırmaladığını iddia etmesi ve bu iddianın doktor raporuyla da sabit olması, sanık A.. Ş..’in bu iddialarının aksinin dosya kapsamındaki diğer delillerle ispatlanamaması ve katılan tarafından bildirilen tanık A.. İ..’nın olaydan 18 gün sonra alınan soruşturma beyanı ile kovuşturma aşamasındaki birbiri ile çelişen beyanları arasındaki çelişkiler giderilmeye çalışılarak ilk haksız hareketin kimden geldiğinin kesin olarak tespit edilememesi halinde ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238-367 sayılı Kararı da dikkate alınarak, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesi uyarınca haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının denetime imkan verecek şekilde, hangi delile neden itibar edildiği de belirtilerek tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
b) Müşteki S.. Ş..’un 28.05.2012 tarihli duruşma beyanı da gözönüne alınarak sanık hakkında müşteki Saniye ve katılan H.. Ş..’a yönelik hakaret suçları nedeniyle 5237 sayılı TCK’nin 129/3. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
c) Sanığın üzerine atılı mala zarar verme suçu ile ilgili olarak müşteki S.. Ş..’a ait olduğu anlaşılan araçta olay tarihinde kolluk kuvvetleri tarafından
yapılan incelemede “aracın sağ ön kapısında bir adet tozlu ayak izi olduğu, herhangi bir çökmenin ya da hasarın olmadığı” tespit edilmiş olması karşısında, tozlu ayak izinin basit bir temizlemeyle giderilmesi mümkün olduğundan suçun maddi unsuru oluşmadığından sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
d) Sanık A..A..’in katılan H.. Ş..’a yönelik kasten yaralama eylemi sonucu katılanın yüzünde sabit iz oluştuğu ve katılanda kemik kırığı meydana geldiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/1. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
e) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı Kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinde belirilen hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık A.. Ş.. ile katılan H.. Ş..’un temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca sanığın mağdur Saniye’ye karşı işlediği suçlar yönünden CMK’nin 326/son maddesi uyarınca kazanılan haklarının saklı tutulması suretiyle BOZULMASINA, 15.12.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.