Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2015/32352 E. 2016/13943 K. 13.06.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/32352
KARAR NO : 2016/13943
KARAR TARİHİ : 13.06.2016

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafiileri, müşteki vekili, o yer Cumhuriyet savcısı

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
O yer cumhuriyet savcısının temyiz talebinin sanıklar hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik olduğu anlaşılmakla, bu kapsamla sınırlı yapılan temyiz incelemesinde;
1) Sanık … hakkında 6136 sayılı yasaya muhalefet suçundan kurulan hükme yönelen müşteki vekilinin temyiz itirazlarının yapılan incelemesinde;
Müşteki vekilinin 6136 sayılı yasaya muhalefet suçundan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisi bulunmadığından temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK’ nın 317. maddesince isteme uygun REDDİNE,
2) Sanıklar hakkında kasten yaralama suçlarından kurulan hükümlere yönelen müşteki vekilinin temyiz itirazlarının yapılan incelemesinde;
Müşteki …’ ın 26.12.2012 tarihinde talimatla alınan beyanında davaya katılmak istemediğini açıkça beyan etmiş olması karşısında katılan vekili sıfatı kazanamayan müşteki vekilinin temyiz itirazlarının 5320 sayılı Kanun’un 8/1. ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 317. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak  REDDİNE,
3) Sanık … hakkında 6136 sayılı yasaya muhalefet suçundan kurulan hükme yönelen sanık müdafilerinin temyiz itirazlarının yapılan incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafilerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün isteme uygun ONANMASINA, 

4) Sanık … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelen sanık müdafilerinin ve o yer cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının yapılan incelemesinde;
Olayın tarafların yolda karşılaşmaları üzerine meydana gelen tartışma sonucunda aniden gelişmesi, sanığın elindeki bıçak ile eylemine devam etme imkanı varken devam etmemesi, akraba olan sanık ile müşteki arasında kasten öldürmeyi gerektirecek derecede ve mahiyette husumetin bulunmaması, sanığın olay yerinden kendiliğinden kaçması ve yerinde görülen mahkeme kabulü karşısında tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Ayrıca Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’ nın 53. maddesindeki 1., 2., ve 4. fıkralarındaki bazı hükümlerin iptal edildiği ancak bu hususun infaz aşamasında dikkate alınabileceği anlaşılmakla bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafilerinin ve o yer cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının reddiyle hükmün isteme aykırı ONANMASINA, 
5) Sanık … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelen sanık müdafilerinin ve o yer cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının yapılan incelemesinde;
Olayın tarafların yolda karşılaşmaları üzerine meydana gelen tartışma sonucunda aniden gelişmesi, sanığın yakın mesafeden ateş etmesine rağmen müştekinin hayati önem arz eden organlarına daha fazla ateş etme imkanı bulunduğu halde ateş etmemesi, sanık ile damadı olan müşteki arasında kasten öldürmeyi gerektirecek derecede ve mahiyette husumetin bulunmaması, sanığın olay yerinden kaçması ve yerinde görülen mahkeme kabulü karşısında tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
a) Baba-oğul olan sanıkların olay günü karşılaştıkları müşteki ile aralarında meydana gelen tartışma sonucunda, sanık …’ in silahla, diğer sanık …’ nın ise bıçakla aynı zamanda ve aynı suçu işleme kararı kapsamında, fikir ve eylem birliği içerisinde müştekiyi yaralamaları karşısında sanık …’ in de diğer sanık … ile birlikte müştekiye yönelik hayati tehlikeye neden olacak şekilde kasten yaralama suçundan sorumlu olması gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde eksik ceza tayini,
b) Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’ nın 53. maddesindeki 1., 2., ve 4. fıkralarındaki bazı hükümlerin iptal edilmesi karşısında TCK’ nın 53. maddesinin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk  bulunması,

Bozmayı gerektirmiş sanık müdafilerinin ve o yer cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.06.2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Katılan …, Sanık …’in damadı ve sanık …’nın eniştesidir. Katılanın eşi ile aralarında geçimsizlik bulunduğu ve eşini darp edip, baba evine gönderdiği, bu nedenle tarafların aralarının açık bulunduğu, olay günü bu nedenle tartışıp kavga ettikleri, Sanık …’in tabanca ile katılanın hayati bölgesini hedef alıp, yakın mesafeden iki el ateş ettiği, Katılanın karın nahiyesinde iki adet tabanca mermi giriş deliğinin mevcut bulunduğu , iki adet boş kovanın olay yerinde ele geçtiği, Sanık …’nın ise aynı anda kesici aletle katılanın sol koluna şiddetli bir şekilde vurup 25 cm arter ve tendonların kesilmesine ve mağdurun yaşamsal tehlike geçirmesine neden olduğu,hayati bölgeye iki kez ateş edilmesi nedeniyle kastın öldürmeye yönelik olduğu net ortadadır. Çoğunluk görüşü gibi bu darbelerin yaralama düzeyinde kaldığı kabul edilse bile, araya girenlerin müdahalesi nedeniyle eylemi tamamlayamadıkları dolayısıyla mani engelin de oluştuğu dosya içeriğinden anlaşılmıştır.
Sanıkların birlikte suç işleme kararının yanı sıra, fiil üzerinde ortak hakimiyet kurup her ikisinin birlikte müşterek fail olarak eyleme katıldıkları anlaşıldığından her iki sanık hakkında TCK’nın 37.maddesi delaletiyle aynı yasanın 81/1, 35/2, 29/1 ve 62/1.maddeleri gereğince tecziyeleri gerektiği görüşünde bulunduğumdan, tebliğnamedeki düşünce gibi çoğunluk görüşünün 5 numaralı bozma düşüncesine katılmamaktayım.