YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/17157
KARAR NO : 2021/1036
KARAR TARİHİ : 13.01.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık hakkında TCK’nin 106/1. maddesi 1.cümlesi gereğince tehdit, 125/1. maddesi gereğince hakaret ve TCK’nin 86/1. maddesi gereğince kasten yaralama suçlarından kamu davaları açıldığı, suç tarihinde tehdit suçunun uzlaşma kapsamında bulunmaması ve 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesi gereğince hakaret ve kasten yaralama suçunun da tehdit ile birlikte işlenmeleri nedeniyle, her üç suç yönünden de uzlaştırmanın mümkün olmadığı anlaşılmış ise de sanığın üzerine atılı TCK’nin 106/1. maddesi 1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesine göre uzlaşma kapsamında kaldığı, ayrıca sanık hakkında tehdit suçundan beraat, hakaret suçundan düşme hükümleri verildiği ve kesinleştiği, bu nedenle CMK’nin 253/3. maddesinin uygulanma koşullarının ortadan kalktığı, sanığın mahkumiyetine karar verilen ve temyiz incelemesine konu edilen kasten yaralama suçunun uzlaşmaya tabi hale geldiği anlaşılmakla; sanık ile mağdur arasında 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması lüzumu,
2) Tarafların kavganın çıkış sebebini ve gelişimini farklı şekilde anlatmaları, olaya ilişkin tarafsız tanık beyanının bulunmaması ve dosya arasında bulunan doktor raporlarına göre sanığında yaralandığı olayda, kavgayı başlatan ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespit edilememesine göre, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarihli, 2002/4-238 Esas – 2002/367 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde şüpheli kalan bu hal nedeni ile sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
3) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 13.01.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.