Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/6567 E. 2020/12827 K. 06.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6567
KARAR NO : 2020/12827
KARAR TARİHİ : 06.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanıkların yokluğunda verilen kararın, savunmalarının alındığı sırada bildirdikleri bilinen en son adreslerine doğrudan mernis şerhiyle tebligat çıkarılıp, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesindeki usule de riayet edilmeden muhtara tebliğ edilmesi usulsüz olup, öğrenme üzerine temyiz istemlerinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanıkların 5237 sayılı TCK’nin 86/1-3-e. maddeleri gereğince cezalandırılmaları istemiyle haklarında kamu davası açıldığı, mahkeme tarafından sanıkların temel cezasında TCK’nin 86/3-e bendi gereğince arttırım yapılmamış ise de bıçakla katılanı basit tıbbi müdahale ile giderilemez nitelikte yaraladıklarının kabul edildiği anlaşılmakla, sanıkların eyleminin 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesinde düzenlenen uzlaştırma kapsamında bulunmadığı nedenle tebliğnamenin (2) numaralı bozma istemli görüşüne iştirak edilmemiştir.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Katılanın yaralanması hakkında İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 07/01/2016 tarihli raporunda ”… sol göğüs bölgesinde üzerinde 15×1 cm kesici alet yarası olduğu, göğüs orta hatta 5×1 cm lik kesici alet yarası, sol çene altında 15×1 cm lik kesici alet yarası olduğu, 241 promil alkollü olduğu, hayati tehlikesinin olmadığı …. çene sol tarafta angulus mandibula önünde 6 cm lik hafif hipopingmente yara tamir dokusu, göğüs ön duvarı solda 3.kosta hizasında 7 cm lik pembe sütür izleri olan yara tamir dokusu, göğüs ön duvarı orta hatta 4,5 cm lik sütür izleri olan pembe yara tamir dokusu …Yüzde sabit iz niteliğinde olup olmadığı yönünden değerlendirmenin olay tarihinden en az 6 ay sonra tarafımızca kontrol muayenesi ile yapılabileceği kanaatini bildirir rapordur.” şeklinde tespitlere yer verildiği, katılanın olayın üzerinden en az altı ay geçtikten sonra tüm tedavi evrakları, geçici ve kat’i raporları temin edilip en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğü’ne gönderilerek, söz konusu yaralanmanın yüzde sabit ize neden olup olmadığına ilişkin hususu gösterir şekilde, 5237 sayılı TCK’nin 86 ve 87. maddelerinde belirtilen ölçütlere göre yaralanmasının niteliği konusunda duraksamaya yer vermeyecek kati raporu alındıktan sonra, sanıkların hukuki durumunun tespit ve tayini gerektiği gözetilmeksizin yetersiz rapora dayanılarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre;
2) Gerekçeli karar başlığında sanıkların sıfatının müşteki sanık olarak gösterilmesi,
3) İddia, mahkemenin kabulü ve tüm dosya kapsamından; sanıkların katılana yönelik eylemini 5237 sayılı TCK’nin 6/1-f.4 maddesine göre silahtan sayılan bıçak ile gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, sanıkların cezalarında TCK’nin 86/3-e. maddesine göre arttırım yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde uygulama yapılarak sanıklar hakkında eksik ceza tayin edilmesi,
4) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sonuç ceza miktarı açısından sanıkların kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 06.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.