YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/9536
KARAR NO : 2020/13481
KARAR TARİHİ : 13.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) 5271 sayılı CMK’nin 231/5. maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılan hükmün, aynı Kanun’un 231/11. maddesi gereği, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde açıklanabilmesi için; 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesinde yer alan “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle sanığın bilinen en son adresi esas alınarak, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki (MERNİS) adresine tebligat çıkarılması, gelmediği takdirde yokluğunda yargılamaya devamla hüküm kurulması gerekirken, sanığın dosyada bilinen son adresine duruşma gününü bildirir tebligat çıkartılmadan, doğrudan MERNİS adresine duruşma gününü bildirir tebligatın tebliğ edilmesi neticesinde, usulsüz tebligatla sanığın yargılama konusu suça ilişkin savunması tespit edilmeden, sanık hakkında hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet kararı verilerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (Correia de Matos/Portekiz, No: 48188/99, 15.11.2001; Foucher/Fransa, No: 22209/93, 18.03.1997,P.36) kararlarında belirtildiği üzere sanığa kendini savunma hakkının tanınmaması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 193. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
Kabul ve uygulamaya göre;
2) Soruşturma aşamasında kolluk tarafından alınan sanıklar, mağdur beyanları ile doktor raporu ve soruşturma aşamasına ait diğer evrakların aslı veya onaylı örneklerinin denetime imkan verecek şekilde dosya arasında bulundurulmadığı anlaşılmakla, ilgili evrakların fotokopilerinin hükme esas alınması suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 209/1. maddesine aykırı davranılması,
3) Sanık hakkında verilen hükmün Uşak 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.06.2012 tarih, 2011/19 Esas – 2012/342 Karar sayılı ilamıyla açıklanmasının geri bırakıldığı, gerekçeli kararın sanık ve mağdur tarafından tebellüğ edildiğine dair tebligat parçalarının dosyasında bulunmadığı anlaşılmakla, bu hususun araştırılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleşmesinin denetlenebilmesi için Yargıtay denetime elverişli olacak şekilde tebliğ- tebellüğ belgelerinin dosya arasına alınması gerektiğinin gözetilmemesi,
4) Gerekçeli karar başlığında mağdurun ad, soyad ve açık kimlik bilgilerinin yazılmaması suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 232/2-b. bendine muhalefet edilmesi,
5) Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 sayılı Kararında belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
6) Mahkeme tarafından, olayın oluşmasından önce mağdur …’ın sanık savunmaları doğrultusunda tüm sanıklara ana avrat küfür etmek suretiyle olayı başlattığı gerekçesiyle haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasına göre 5237 sayılı TCK’nin 3. maddesi uyarınca orantılılık ilkesi dikkate alınarak sanığın cezasından asgari (1/4) oranda indirim yapılması yerine yazılı şekilde (3/4) oranda indirim yapılmak suretiyle eksik ceza tayini,
7) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,CMUK’un 326/son maddesi gereğince sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına,13.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.