Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/19870 E. 2010/21850 K. 28.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/19870
KARAR NO : 2010/21850
KARAR TARİHİ : 28.12.2010

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde kira parasının 02.03.2010 gününden başlayarak aylık 250 TL olarak tesbiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 169 TL tesbiti cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde, 2.3.2010 dönemine ait kira parasının aylık 250 TL olarak tespit edilmesini talep etmiş, mahkemece; taraflar arasında 1.1.2009 başlangıç tarihli kira sözleşmesi gereğince 2010 yılı kira parasının aylık 169 TL olması gerektiği, emsal bedellerle karşılaştırıldığında ise 2010 yılı kira parasının aylık 500 TL olması gerektiğinin tespitine karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 1.1.2009 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesi gereğince aylık kiranın 165 TL olduğu anlaşılmaktadır. Davacının iddiasına göre davalının eski kiracı olduğu açıklanmış, ancak dosyaya eski kira sözleşmeleri veya belgeleri ibraz edilmemiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalının yeni kiracı olması halinde endekse göre, eski kiracı olması durumunda ise emsallere göre olmak üzere iki farklı rakam açıklanmış, mahkemece; kurulan hükümde iki farklı kira parasının (talebin aşılması suretiyle) tespitine karar verilmiştir.
HUMK’nun 388/son maddesinde, hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt oluşturmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği, aynı kanunun 389.maddesi gereğince, karar ile iki tarafa tahmil ve bahşedilen vazife ve haklar şüphe ve tereddüdü mucip olmayacak surette sarih ve açık yazılması gerektiği belirtilmiştir. Hükümde, tespitine karar verilen ve davalıdan tahsili talep edilebilecek kira parasının miktarı konusunda tereddüt oluşmaktadır. Hüküm fıkrasının terditli olması, açık ve infaz edilebilir nitelikte bulunmaması nedeniyle usul ve yasaya aykırı kurulan hüküm bu nedenle bozmayı gerektirmiştir.
Ayrıca, davanın esası yönünden incelendiğinde taraflar arasında ilk kira ilişkisinin başlangıç tarihi araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. Eğer davalı 2009 tarihli sözleşme ile yeni kiracı ise, kural olarak şartlar değişmediği ve özel nedenlerin bulunmadığı takdirde önceki kira parasının ÜFE artış oranında artırılması suretiyle bulunacak kira parasının hak ve nesafete uygun olduğu kabul edilerek ÜFE oranlarına göre kira parasının tespit edilmesi gerekir.
Davalının eski kiracı olduğu ve 2009 tarihli kira sözleşmesinin eski sözleşmelerin devamı niteliğinde olduğu anlaşıldığı takdirde, bu durumda dava konusu yeni dönem kira parasının 18.11.1964 gün ve 2/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararına göre hakim tarafından “hak ve nesafet” ilkesine göre tesbit edilmesi gerekir. Bunun için öncelikle tarafların tüm delilleri, varsa emsal kira sözleşmeleri aslı veya onaylı örnekleri dosyaya alınmalı, bilirkişi marifetiyle kiralanan taşınmaz ve taraf emsalleri tek tek görülüp incelenmeli, böylece elde edilen veriler somutlaştırılarak, dava konusu yer ile ayrı ayrı karşılaştırılarak dava konusu taşınmazın yeniden kiraya verilmesi halinde getirebileceği kira parası belirlendikten sonra hakim tarafından hak ve nesafete uygun makul bir kira parasına karar verilmelidir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan yönleri içermeyen genel ifadeli bilirkişi raporuna itibar edilerek, infazda güçlük yaratacak şekilde terditli hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.