YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11085
KARAR NO : 2012/14930
KARAR TARİHİ : 12.06.2012
MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 2200 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı dilekçesinde; davalıya ait arsayı 35000 TL’ye satın almak üzere anlaştığını, 1500 TL peşin verdiğini, daha sonra da 700 TL verdiğini; ancak, davalı 7 ay geçmesine rağmen arsanın tapusunu devretmediğini, haksız zenginleştiğini ileri sürerek; ödediği 2200 TL’nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı, cevap vermemiştir.Mahkemece; davanın kabulü ile, 2200 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.Davalı temyiz dilekçesinde; tarafına dava dilekçesinin tebliğ edilmediğini, davadan kararla haberdar olduğunu ileri sürmektedir.
HUMK.nun 73.maddesi hükmüne göre, mahkeme, tarafları dinlemeden, onları, iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Bu bakımdan davetin ve bunun yazılı şeklinin (davetiyenin) davadaki önemi büyüktür.
Asıl olan, tarafların huzurunda yargılamanın yürütülmesi olmakla birlikte, hukuk mahkemelerinde, taraflar yargılamaya katılmasalar bile mutlaka duruşmadan haberdar edilmelidirler. Davalıya, davetiyenin tebliğ edilmesinden ve yasaya uygun biçimde taraf teşkilinin tamamlanmasından sonra işin esasına girilmesi, deliller toplanarak bir sonuca ulaşılması gereklidir.Değinilen işlemleri nedeniyle tebligat, bilgilendirme yanında, belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Bu nedenle, tebliğ ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve Tüzüğün amacı, tebliğin muhatabına ulaşması, konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır.6100 sayılı HMK’nun 27.md. hükmü ile “Hukuki Dinlenilme Hakkı” Anayasanın 36.maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının en önemli unsurudur. Bu hak, taraflar dışında müdahiller ve yargılama ile ilgili olanları da kapsamına almaktadır.Hal böyle olunca, kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur. Tebliğin yapıldığına ilişkin, tebligat parçasında; tebliğin, Kanun ve Tüzük hükümlerinde aranan şekil şartlarına uyulmadığı anlaşılmaktadır. Zira, muhatabın evde bulunmama sebebini bildiren komşunun ismine ve imzasına rastlanılamamıştır. Bu haliyle tebligat usulsüzdür. Mahkemece yapılacak iş; davalılara yeniden usulüne uygun davetiye çıkartıp, tebliğ etmek olmalıdır. Dava dilekçesinin yukarıda açıklanan ilkeler gereği davalıya yöntemince tebliğ edilip taraf teşkili sağlanmadan, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.