Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/11977 E. 2012/16728 K. 03.07.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11977
KARAR NO : 2012/16728
KARAR TARİHİ : 03.07.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 150.000 TL tazminatın yasal faizi ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde, dava konusu taşınmazda kiracı iken harici senet ile taşınmazı davalıdan satın aldığını,taşınmazı kiralarken depozit olarak verdiği 80.000 TL.’yi peşinata saydıklarını, bakiye 70.000 TL.’yi ise elden ödediğini, ancak tapu devrini vermediğini beyan ederek, ödenen 150.000 TL.’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı savunmasında, davacı ile aralarında sadece kira ilişkisi bulunduğunu, satış protokolü adlı belgenin içeriğini kabul etmediğini, bu protokoldeki, kiraların alındığına ilişkin bölüm altındaki imzanın kendisine ait olduğunu, protokolün altındaki imzanın ise kendisine ait bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosyada mevcut 03.12.2010tarihli bilirkişi raporunda, satış protokolü adlı belgede sadece kiraların alındığına ilişkin bölümdeki imzaların davalıya ait olduğu protokol altındaki imzanın ise davalının eli ürünü olmadığı anlaşılmıştır.
Gene dosyanın incelenmesinden, davacı hakkında özel belgede sahtecilik suçundan ceza mahkemesinde dava açıldığı, davacı hakkında mahkumiyet kararı verildiği, ancak bu kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır.Her ne kadar ceza hakiminin mahkumiyet ve beraate ilişkin olarak verdiği karar, kusurun varlığı, nispeti, zarar miktarı gibi konularda hukuk hakimini bağlamaz ise de, gerek öğretide ve gerekse de Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, her mahkumiyet kararının, o fiilin hukuka aykırılığını tespit etmesi bakımından, hukuk hakimini bağlayıcı vasıfta olduğu kabul edilmektedir.Diğer yandan, satış protokolü adlı belgedeki imza incelemesi yapan bilirkişi (Halk sağlığı ve Adli Tıp Uzmanı), bu konuda uzman olmayıp, verdiği rapora dayanarak hüküm kurulması da doğru değildir.Öyle ise mahkemece, satış protokolü adlı belgedeki imzaların davalının eli ürünü olup olmadığı konularında Adli Tıp Kurumundan rapor alınıp, asliye ceza mahkemesinin davacı hakkındaki mahkumiyet kararının da kesinleşmesinin beklenerek, yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.