YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15592
KARAR NO : 2016/6620
KARAR TARİHİ : 27.04.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki eşya alacağı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkili olan … ile davalılardan …’ın evli oldukları ve boşanma davalarının derdest olduğunu, düğün töreninin ilk haftası çeyiz senedinde yazılanlar ve düğünde takılanlar dahil davacıya ait tüm ziynetleri davalıların düğün borçlarını ödemek için alıp bozdurduklarını ve geri vermediklerini, en son 2010 Ağustos ayında davacıya, davalı … tarafından şiddet uygulandığını, müvekkilinin babasının da gelip durumu düzeltmeye çalıştığını, ancak davalının zor kullanarak davacıyı ve babasını kapı dışarı attığını iddia ederek, müvekkiline ait ve davalı tarafından el konulan altın ve çeyiz eşyalarının bedeli olan şimdilik 25.000TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesi ile; ziynet eşyalarının davalılarda kaldığı ve evden zorla atıldığı iddiasının iftira olduğunu, davacının kendi rızası ile evdeki tüm eşyalarını da alarak evden ayrıldığını, ziynet eşyalarının hiçbirinin davalılara verilmediğini, davacının üstünde taşıdığını, çeyiz eşyalarının ise istendiği takdirde iade edileceğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilince temyizi üzerine; Dairemizin 17.09.2013 tarih 2013/10568 E.-12800 K. sayılı ilamı ile; ” Somut olayda davacı kadın, ziynet eşyalarının tümünün (çeyiz senedinde bulunanlar ve düğünde takılanlar) düğünden 1 hafta sonra davalılarca düğün borçları için alındığını ve geri verilmediğini ileri sürmüş olup, bu husustaki iddiasını ispat yükü davacıdadır. Olayda her iki taraf tanıkları birbiriyle çelişkili beyanlarda bulunmuştur. Bununla birlikte davacı, dava dilekçesinde ‘vs. tüm deliller’ demek suretiyle yemin deliline de dayanmış olduğundan; davacıya, ziynet eşyalarının tümünün düğün borçlarının ödemesi için elinden alındığı konusunda yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyma kararı verilerek yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyma kararı verilmiş ise de bozmaya uygun karar verilmemiştir. Şöyle ki;
Kural olarak; yemin teklif eden taraf karşı tarafa hangi vakıalar hakkında yemin önerdiğini mahkemeye bildirir, yemin sorusunu ve formulünü ise hakim hazırlar. Yemin sorusunun hazırlanmasında, hakim yemin teklif edenin belirttiği hususlardan yararlanır. Hakim, yemin sorusunun hazırlanması bakımından yemin teklif edene kısa ve kesin bir mehil verebilir.
Yemin delilinin kesin bir delil olması yani, hakimi bağlaması ve uyuşmazlığı kesin bir şekilde çözmesi nedeni ile yemin sorusunun yeteri kadar açık bir şekilde tespit edilmesi gerekir. Hakim, yemin metnini hazırlarken yemin metninin olaya uygun olmasına dikkat eder. Hakim, yemin metnini hazırlarken yemin teklif edenin iradesi çerçevesinde hareket etmeli, karşı taraf da yemini kendisine teklif edilen yemin çerçevesinde eda etmelidir. (Prof.Dr. Ejder Yılmaz, YEMİN, , 2012)
Tüm bu bilgiler ışığında somut olaya bakıldığında; davalılar cevap dilekçelerinde, davacının ziynet eşyalarını üzerinde taşıdığını evden ayrılırken de yanında götürdüğünü belirtmiş, yargılama aşamasında da ziynetlerin bozdurulduğuna dair herhangi bir beyanda bulunmamışlardır. Ancak, mahkemece davalılara; ”davacının ziynet eşyalarının tümünün düğün borçlarının ve diğer borçların ödenmesi için elinden alınıp alınmadığı” hususunda yemin teklif edilmesi üzerine, davalılar tarafından davaya konu ziynet eşyalarının bozdurulduğu ve nerelerde kullanıldığına dair beyanda bulunularak yemin edilmiş, ancak; mahkemece davalılar tarafından eda edilen yemin beyanında bazı hususların açıklattırılmadığı gerekçesi ile sonraki celse davalılara; ”davacının ziynet eşyalarının iade edilmemek üzere davalı kocaya verilip verilmediği, ziynet eşyaları konusunda bozdurulması bakımından kadın isteği ve onayı alınıp alınmadığı” hususunda yemin teklif edilmiş, davalılar tarafından davaya konu ziynet eşyalarının davacı kadının rızası ile bozdurulduğu ve nerelerde kullanıldığına dair beyanda bulunularak yemin edilmiştir. Buna göre; davalılar tarafında eda edilen yemin, kendi içinde çelişkili olduğu gibi, yemin metnine de uygun değildir.
O halde mahkemece; öncelikle yemin metninin hazırlanması bakımından yemin teklif edene kısa ve kesin bir mehil vererek, yemin sorusu yeteri kadar açık bir şekilde tespit edip, karşı tarafın da yemini kendisine teklif edilen yemin metni çerçevesinde eda etmesi sağlandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, usulüne uygun olmayan şekilde eda edilen yemin çerçevesinde hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.