YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/12536
KARAR NO : 2016/12516
KARAR TARİHİ : 08.11.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkilinin kız kardeşinin eşi olduğunu, davalının müvekkiline ait evde bir kısım tadilatlar yaptırdığı müvekkiline karşı … 1. İcra Müdürlüğü’nün 7239 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalının eşi olan … (müvekkili davacının kız kardeşi) ve diğer tüm kardeşlerin aileleri ile birlikte zaman zaman köye geldiklerinde müvekkiline ait bu evde kaldıklarını, müvekkilinin kendisine ait olan bu evde tadilat yapmak üzere davalıdan bir talebi olmadığı gibi davalıya bu konuda yetki de vermediğini belirterek, … 1. İcra Müdürlüğü’nün 7239 esas sayılı takip dosyasında borçlu olmadığının tespitine, davalının %20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu taşınmazı, müvekkilinin eşi (davacının kız kardeşi) olan …’a sattığını ancak vekaletnamedeki bazı eksiklikler nedeniyle resmi devir işleminin yapılamadığını, müvekkillinin ailesi ile birlikte bu taşınmazı 12 yıl boyunca kullandığını ve her türlü tadilatı yaptırdığını ancak davacının bu bedelleri ödemeksizin 2011 yılında evi yıktırdığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, … İcra Müdürlüğünün 2011/652 esas sayılı dosyası iken devren … 1. İcra Müdürlüğünün 2012/7239 esas numarasını alan dosya nedeniyle davacının davalıya işlemiş faiz olan 17.600,00-TL’lık bedel yönünden borçlu olmadığının tespitine, bakiye bölüm yönünden talebin reddine karar verilmiş hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının tüm, davacının ise sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Dava, davacıya ait taşınmazda davalı tarafça yapılan imalat ve onarımların bedellerinin sebepsiz zenginleşme kuralları gereğince davalıdan tahsili talep edilmektedir.
Medeni Kanunun 722.maddesi gereğince; bir kimse kendi arazisindeki yapıda başkasının malzemesini ya da başkasının arazisindeki yapıda kendisinin veya bir başkasının malzemesini kullanırsa, bu malzeme arazinin bütünleyici parçası olur. Ancak, sahibinin rızası
olmaksızın kullanılmış olan malzemenin sökülmesi aşırı zarara yol açmayacaksa, malzeme sahibi, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere bunların sökülüp kendisine verilmesini isteyebilir. Aynı koşullar altında arazinin maliki de, rızası olmaksızın yapılan yapıda kullanılan malzemenin, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere sökülüp kaldırılmasını isteyebilir.
Aynı Kanunun 723.maddesi gereğince; malzeme sökülüp alınmazsa arazi maliki, malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür. Yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyi niyetli değilse, hâkimin hükmedeceği miktar bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri geçmeyebilir.
Somut olayda; davalının davacıya ait olan taşınmazı uzunca bir süre davacının bilgisi ve rızası dahilinde kullandığı ve bu taşınmaza masraf yaptığı, davalının yaptığı imalat bedeli kadar da davacının sebepsiz zenginleştiği açıktır. Bu durumda davalı TMK’nun 723.maddesi gereğince yaptığı zorunlu ve faydalı masraf bedelini talep edebilecektir.
Zorunlu giderler, bir şeyin muhafaza ve işletilmesinin gerektirdiği, diğer bir deyimle muntazam bir idare veya işletmenin, malın yada veriminin korunması, telef ve ziyanının önlemesi için yapılmasında zorunluk duyduğu giderler olup (örneğin evin çatısının tamiri gibi), buna karşılık faydalı giderler ise sadece şeyin değerini artıran giderlerdir. Bu giderler şeyin muhafazası ile ilgili değildir. Yani, bu giderler yapılmasa da o şeyde eksilme olmayacaktır.
Ne var ki, mahkemece; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı tarafından yaptırılan imalatların yapıldığı (1999-2000) tarihteki bedellerinin hesaplamakla yetindiği, davalı tarafından dava konusu taşınmaza yapılan masrafların hangilerinin zorunlu hangilerinin faydalı masraf olduğu ayrıntılı olarak belirlenmediği, ayrıca bu bedelden yıpranma payının düşülmediği anlaşılmakla, bilirkişi raporu bu hali ile hükme esas alınabilecek nitelikte değildir.
Buna göre, mahkemece; dosyanın konusunda uzman bir bilirkişi veya kuruluna tevdii ile, davacının dava konusu taşınmaza yaptığı imalatların hangilerinin zorunlu ve faydalı masraf olduğunun tespiti ile bu masrafların icra takip tarihi itibari ile bedellerinin belirlenmesi ve belirlenen bu bedelden imalatların yıpranma payı da düşülmek suretiyle, davacının sorumlu olacağı bedelin belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan 1.bend gereğince davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan kararın 2.bendinde açıklanan nedenle davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.