YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/10983
KARAR NO : 2021/10216
KARAR TARİHİ : 18.10.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki birleştirilerek görülen sözleşmeden dönme nedeni ile tapu iptal – tescil, alacak ve tazminat davalarının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde asıl ve birleşen davalar yönünden taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı asıl davada; … Merkez … Mahallesi 641 ada 52 parsel B Blok Kat:7 14 nolu bağımsız bölümü kar- koca olan davalılardan emlakçı aracılığıyla satın aldığını ancak evin satın alma esnasında boyalı olması ve tahrip olunan malzemelerinin yenilenmesi sebebiyle ayıplarının farkedilemediği, havanın yağmurlu olduğu günlerde tavan akması ve küflenmesi gibi kusurlarının ortaya çıktığını, bu kusurlar sebebiyle sağlık ve maddi yönden zarar gördüğünü, çevreden yaptığı araştırmalara göre taşınmazın su sızdırma sorunun davalılar tarafından sürekli tadilatla giderilmeye çalışıldığını ancak sonuç alamadıklarını öğrendiğini, taşınmazdaki ayıpların tespiti için … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/63 Değişik İş sayılı dosyası ile tespit yaptırıldığını ve evin duvarlarında, tavanında ve kartonpiyerlerinde meydana gelen zarar için 5.024,97 TL, betonarme olan çatının akmaması için yapılması gereken su yalıtımının maliyetinin ise 8.903,10 TL olmak üzere toplam 13.928,07 TL miktarında zarar ve ziyanın tespit edildiği, davalılara zararlarının giderilmesi için ihtarname çektiğini ancak davalıların hiç bir girişimde bulunmadığını, işbu kusurları bilseydi dava konusu evi almayacağını ileri sürerek; öncelikle satışın iptali ile yaptığı 93.500 TL’nin ticari faiziyle birlikte tarafına ödenmesini, kabul edilmediği takdirde ise evin kusurlu halinin değerinin 50.000 TL olması sebebi ile 40.000 TL alacağının ticari faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı bozma sonrası birleşen davada, evin tavanındaki sızıntısının meydana getirdiği zararlarının tahsilini talep etmiştir.
Davalılar, asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.
Davanın açıldığı tüketici mahkemesince; davanın 11.916 TL üzerinden kabulü ile bu meblağın dava tarihindeki faiziyle davalılardan tahsiline dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 29/04/2013 tarihli ve 2013/2082 E. 2013/10631 K. sayılı ilamıyla, davalara bakma görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğu gerekçesi ile bozulmuştur.
Bozma sonrasında verilen görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine dava dosyasının gönderildiği asliye hukuk mahkemesinde yapılan yargılama neticesinde; satılan dairenin mevcut tespit edilen nakisenin mahiyeti itibariyle ayıplı mal sayılamayacağı, mevcut durumun bilinmesi halinde satış tarihine göre verilen meblağın 11.916 TL eksik olacağı kanaatiyle, fazlaya ilişkin talebin reddi ile 11.916 TL nin dava tarihindeki faiziyle davalılardan tahsiline dair verilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 25/11/2015 tarihli ve 2014/40648 E. 2015/34505 K. sayılı ilamıyla; hükmü değiştirecek nitelikte tashih kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, bu sebeple tashih şerhinin kaldırılması suretiyle düzeltilerek onanmasına karar verilmiş, taraf vekillerinin karar düzeltme talebinde bulunması üzerine, anılan Dairenin 12/10/2016 tarihli ve 2016/5924 E. 2016/18373 K. sayılı ilamıyla; taraf vekillerinin sair karar düzeltme taleplerinin reddi ile davacının satın aldığı evde gizli ayıpların mevcudiyetinin ve işbu ayıpların davalılara zamanında bildirildiğinin sabit olduğu ancak mahkemece hükme esas alınan raporda değer kaybı hesabının nısbi metoda uygun olmadığı gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan mahkemece; davanın kısmen kabulü ile 4.500 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalılardan tahsiline dair verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 22/05/2019 tarihli ve 2017/9379 E. 2019/6437 K. sayılı ilamıyla; bozma sonrası birleştirilen davada farklı istemlerde bulunulduğu ve mahkeme tarafından tek dava varmışcasına hüküm kurulmasının hatalı olduğu gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; asıl davada davacının bedel iadesi talebinin reddine, terditli açılan davada taşınmazda oluşan değer kaybı talebinin kabulü ile 5.400 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davada davacının davasının kabulü ile tavan akması nedeniyle oluşan zarar bedeli olan 5.024,97 TL, daire içi masraf bedeli ile 635,03 TL çatı tamir masrafı olmak üzere her malikin kendi hissesine düşen toplam 5.660 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davalılar tarafından satışı yapılan taşınmazda ortaya çıkan ayıplardan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, birleşen davada “Mahkememizin iş bu dosyası ile birleşen 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/104 esas sayılı dosyasında davacının davasının kabulü ile tavan akması nedeniyle oluşan zarar bedeli olan 5.024,97 TL daire içi masraf bedeli ile 635,03 TL çatı tamir masrafı olmak üzere her malikin kendi hissesine düşen toplam 5.660,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine,” şeklinde karar verilmekle, davada taraf sıfatına haiz olmayan malikler adına hüküm kurulmuş olması usul ve Kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması HUMK’nın 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının (2) numaralı bendi çıkartılarak yerine “2-Mahkememizin işbu dosyası ile birleşen 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/104 esas sayılı dosyasında davacının davasının kabulü ile tavan akması nedeniyle oluşan 5.024,97 TL daire içi masraf bedeli ile 635,03 TL çatı tamir masrafı olmak üzere davalıların hissesine düşen toplam 5.660 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine,” ifadesinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 4,90 TL bakiye temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 6100 sayılı HMK’nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 18/10/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.