Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2023/290 E. 2023/478 K. 07.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/290
KARAR NO : 2023/478
KARAR TARİHİ : 07.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/689 E., 2019/1125 K.
KARAR :Direnme kabul

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince önceki kararda direnilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.11.2022 tarihli ve 2021/(13)3-140 E., 2022/1429 K. sayılı kararı ile direnme olarak adlandırılan kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, ilk karardan farklı yeni bir gerekçe ve değerlendirmeye dayandığı, böylelikle yeni bir gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olduğu, yeni hükme ilişkin temyizen incelemesinin yapılması amacıyla dosya Dairemize gönderilmiştir.

Mahkeme kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı, Zümrüt Emlak sahibi … aracılığıyla Denizli Merkez Göveçlik Mahallesi 516 parsel sayılı taşınmazı 1/2’sini davalı …’dan 1/2’sini de kardeşi Esat Çoban’dan satın aldığını, ancak davalının konumu daha iyi olan bir yeri göstererek 516 parseli sattığını, taşınmazın devrinden sonra aldığını zannettiği taşınmazın, kendisine devredilen yer olmadığını öğrendiğini, bunun üzerine davalının yaptığı yanlışı kabul ederek satışın iptali yerine bedelden indirim yapma konusunda anlaştıklarını, buna göre aldığı taşınmazın diğer 1/2 hissedarının 25.000,00 TL’lik ödemeyi kabul ettiğini ve buna ilişkin protokol yapıldığını, davalının anılan prokotokole rağmen ödeme yapmaması nedeniyle

başlatılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek; davanın haksız itirazının iptaline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı, taşınmazın satış işlemlerinin emlakçı tarafından yapıldığını, kendisinin hasta olması nedeniyle devrin de oğlu tarafından yapıldığını, kendisine satıştan dolayı 90.000,00 TL ödendiğini, davaya konu protokolde imzasının bulunmadığını, taşınmazın emlakçı tarafından gösterildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davalının 14.01.2014 tarihinde vefatı sonrası davaya dâhil edilen mirasçıları, vekilleri aracılığıyla davanın reddini savunmuşlardır.

III. MAHKEME KARARI
Denizli 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.12.2015 tarihli, 2013/289 E., 2015/864 K. sayılı kararı ile; keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda taraflar arasındaki satışa konu taşınmazın satış tarihindeki toplam değerinin 90.000,00 TL, yarı pay değerinin 45.000,00 TL olarak belirlendiği, satışın ise 180.000,00 TL üzerinden yapıldığı ve davalıya 90.000,00 TL ödendiği, buna göre taşınmazın gerçek bedelinin çok üzerinde bir bedel ile satıldığı, taraflar arasında yapılan görüşmeler sonucu satışın iptal edilmeyip bedelde indirim yapılması hususunda anlaşıldığı, davacı tarafça indirim bedeli olan 25.000,00 TL’nin tahsili için başlatılan icra takibine davalı tarafça hakkaniyet ve nesafet ilkelerine aykırı şekilde itiraz edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaliyle asıl alacak üzerinden takibin devamına karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 20.05.2019 tarihli ve 2016/17897 Esas, 2019/6325 Karar sayılı kararı ile; davacının sunduğu protokolün davacı ile taşınmazın diğer hissedarı olan dava dışı Esat Çoban arasında yapıldığı, davalının imzasının olmadığı, anılan protokolde, dava dışı Esat Çoban’ın 1/2 hissesi üzerinden iskonto yaparak 25.000,00 TL iade edeceğinin taahhüt ettiğinin anlaşıldığı, bu duurmda davacının, takip dayanağı olan, davalının imzasının olmadığı protokole dayanarak davalıdan talepte bulunamayacağı gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.

3. Mahkemesince Bozma Sonrası Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile; davacının dava dışı diğer hissedar Esat Çoban ile imzaladığı protokole dayanarak davalılar hakkında icra takibi başlatma hakkı bulunmamakta ise de maddi olayları açıklamanın taraflara, ilgili hukuk kuralını uygulamanın ise hâkime ait bir ödev olduğu, somut olayda davacı tarafın iddiasını ileri sürüş biçimine göre 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun hata hukuksal nedenine dayanıldığının anlaşıldığı, davacının dava konusu taşınmazdan farklı bir taşınmazı satın aldığı inancıyla hareket ederek, gerçek bedelinden çok daha yüksek bir bedel ödemek suretiyle dava konusu taşınmazı satın aldığının dosya kapsamında toplanan deliller ile sabit olduğu, zira aynı şekilde diğer hissedar Esat Çoban ile de bir araya gelerek protokol yapıldığı ve satış bedelinden 25.000,00 TL indirildiği, aynı hususun eldeki uyuşmazlık yönünden de geçerli olduğu ve davacının esasında başka bir taşınmazın satışı için irade açıklamasına rağmen dava konusu taşınmazı satın aldığı, bu suretle hataya düştüğünün kabul edildiği, edimler arasında davacı aleyhine fahiş derecede fark bulunmasının davacının hataya düştüğünü gösterdiği, davacının iradesi sözleşmenin ayakta tutulması ancak satış bedelinden indirim yapılmasına yönelik olduğundan çoğun içerisinde az da vardır görüşünden hareketle bu talep bakımından değerlendirme yapıldığı, taşınmazın gerçek bedeli ile satış fiyatı arasındaki dengesizliğin 25.000,00 TL’den daha fazla olduğu, bu durumda davacı tarafça talep edilen 25.000,00 TL’lik alacağın makul ve ölçülü bulunduğu sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilerek direnme kararı verilmiştir.
V. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Direnme kararı süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

2. Temyiz Nedenleri
Davalılar; mahkemenin ilk yargılama aşamasındaki davacı ve davalı iddia ve savunmaları ile toplanan deliller dışında bambaşka gerekçeler ortaya koyduğunu, mahkemenin ilk kararından farklı olarak yeni bir gerekçe oluşturamayacağını, bozma gerekçesinden faklı olarak hata hükümlerine dayandırılarak oluşturuşan gerekçeyle önceki karada direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

VI. DİRENME KARARININ HUKUK GENEL KURULUNCA İNCELENMESİ
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.11.2022 tarihli ve 2021/(13)3-140 E., 2022/1429 K. sayılı kararı ile direnme olarak adlandırılan kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, ilk karardan farklı yeni bir gerekçe ve değerlendirmeye dayandığı, böylelikle yeni bir gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olduğu, yeni hükme ilişkin temyizen incelemesinin yapılması amacıyla dosya Dairemize gönderilmiştir.

VII. TEMYİZ İNCELEMESİ
1.Gerekçe
1.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; taraflar arasında gerçekleşen taşınmaz satışı sonrasında “satıştan kaynaklanan fiyat indirimi” açıklamasıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasında, mahkemenin diğer hissedarın imzaladığı protokole ve taşınmazın satış tarihi itibariyle keşfen belirlenen değerinin çok daha az olduğu yönündeki tespite dayanarak davalıyı 25.000,00 TL tutarındaki bedelden sorumlu tutmasının dosya kapsamı itibarıyla mümkün olup olmadığına ilişkindir.

1.2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 36 ncı maddesinde “Taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir. Üçüncü bir kişinin aldatması sonucu bir sözleşme yapan taraf, sözleşmenin yapıldığı sırada karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması hâlinde, sözleşmeyle bağlı değildir.
” düzenlemesi mevcuttur.

1.3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararın bozulması 6100 sayılı Yasa’nın geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 437 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

2.Dosya kapsamının incelenmesinde; davaya konu taşınmazın gerçek değeri ile davacının ödediği bedel karşılaştırıldığında, davacının davaya konu taşınmazı satın alırken kendisine başka bir yer gösterilmek suretiyle aldatıldığı gözetildiğinde; temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları, bozma ilamı ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VIII. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan mahkeme kararının ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,

07.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.