YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15855
KARAR NO : 2023/21866
KARAR TARİHİ : 03.10.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/434 E., 2022/542 K.
SUÇLAR : Hakaret, tehdit
HÜKÜMLER : Beraat, düşme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, düşme
Sanık … hakkında kasten yaralama suçundan verilen hükümlerin Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 06.04.2021 tarihli ve 2020/11537 Esas, 2021/11943 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karşın bozma sonrasında sanık hakkında bu suçtan hüküm kurulmadığı ve bu hususta her zaman hüküm kurulacağı belirlenmiştir.
Mağdur …’ün 07.04.2022 tarihli istinabe duruşmasında şikâyetinden vazgeçtiğini belirtmesi karşısında, katılma kararının hükümsüz kaldığı, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılan sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla, mağdur vekilinin aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık … (…) hakkında hakaret suçundan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, mağdur vekilinin temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Sanıklar … ve … hakkında hakaret ve tehdit suçlarından bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 55271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Yukarıda adı belirtilen Mahkemenin 21.01.2015 tarihli, 2014/470 Esas ve 2015/79 Karar sayılı kararı ile;
a. Sanık … hakkında katılan …’e yönelik tehdit suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraat kararı verilmiştir.
b. Sanık … hakkında katılan …’e yönelik tehdit ve hakaret suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraat kararları verilmiştir.
c. Sanık … (…) hakkında mağdur …’e yönelik hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 129 uncu maddesinin üçüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (c) fıkrası uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.
d. Sanık … (…) hakkında mağdur …’e hakaret suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraat kararı verilmiştir.
2. Yukarıda adı belirtilen Mahkemenin 21.01.2015 tarihli, 2014/470 Esas ve 2015/79 Karar sayılı kararının sanık … ve katılanlar … ve … vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 06.04.2021 tarihli ve 2020/11537 Esas, 2021/11943 Karar sayılı kararı ile;
a. Olaya ilişkin görgüye dayalı bilgileri olan ve soruşturma aşamasında dinlenilen … ve …’nin tanık olarak dinlenilmeleri, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle karar verilmesi,
b. Sanık … (…) hakkında, katılan …’e yönelik hakaret suçundan kurulan hükümde; Anayasanın 141, CMK’nın 34 ve 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet Savcısını ve herkesi inandıracak ve Yargıtay denetimine imkan verecek biçimde olması gerekir.
Yargıtay’ın gerekçelerde tutarlılık denetimini yapabilmesi için; kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ile mağdur ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin, hangi anlatımın ne gerekçeyle diğerine üstün tutulduğunun açık olarak hükmün gerekçesine yansıtılması ve mahkemece ulaşılan vicdani kanı sonucunda sanığın hangi fiillerinin suç sayıldığı açıklandıktan sonra kabul edilen bu fiillerin hukuki nitelendirilmesinin yapılması, cezada artırım ve indirim gerektiren nedenlerin kanuni bağlamda tartışılması gerekirken, açıklanan bu hususlara uyulmayarak gerekçesiz hüküm kurulması,
c. Sanık … hakkında hüküm fıkrasında tehdit suçu yerine hakaret, sanık … hakkında hüküm fıkralarında ise hakaret yerine tehdit, tehdit yerine de hakaret suçu yazılması,
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararı ile;
a. Sanık … (…) hakkında mağdur …’e yönelik hakaret suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşme kararı verilmiştir.
b. Sanık … (…) hakkında katılan …’e yönelik hakaret suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
c. Sanık … hakkında katılan …’e yönelik tehdit suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
d. Sanık … hakkında katılan …’e yönelik hakaret ve tehdit suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararları verilmiştir.
II. GEREKÇE
A. Sanık … (…) Hakkında Mağdur …’e Yönelik Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Mağdur …’ün 07.04.2022 tarihli istinabe duruşmasında, sanık … (…)’den şikâyetçi olmadığını beyan ettiği, bu nedenle katılma kararının hükümsüz kaldığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılan sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla, mağdur vekilinin aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, mağdur vekilinin temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sanıklar … (…), … ve … Hakkında katılan …’e Yönelik Hakaret ve Tehdit Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
1. Sanıkların yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci fıkrası ve aynı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezaların türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 04.11.2014 tarihli sorguları olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
III. KARAR
A. Sanık … (…) Hakkında Mağdur …’e Yönelik Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Mağdur …’ün 07.04.2022 tarihli istinabe duruşmasında şikâyetinden vazgeçtiğini belirtmesi karşısında, katılma kararının hükümsüz kaldığı, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılan sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla, mağdur vekilinin aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık … (…) hakkında hakaret suçundan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği resen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, mağdur vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanıklar … (…), … ve … Hakkında katılan …’e Yönelik Hakaret ve Tehdit Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.10.2023 tarihinde karar verildi.