YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10341
KARAR NO : 2011/12955
KARAR TARİHİ : 05.12.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 03/12/2009 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 29/12/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız haciz sebebi ile maddi ve manevi tazminata ilişkindir.
Davacı, davalının talebi üzerine iş yerinde haciz yapıldığını, borçlunun kardeşi olduğunu, ancak haczedilen eşyaların tamamının kendisine ait olup mesleki faaliyetlerinin yürütülmesi için gerekli olduğunu, haksız haciz sebebi ile mağdur duruma düştüğünü belirterek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Davalı ise haczin haksız olmadığını, icra takip dosyasındaki mevcut deliller dolayısı ile mülkiyet karinesinin İİK’nun 97/A maddesine göre alacaklı lehine olduğunu, davacının istihkak davası açmadığını, davacı ve borçlunun kardeş olup, aynı yerde aynı işi yaptıklarını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Yerel mahkemece, haczin borçlunun adresinde yapıldığı, bunun aksinin davacı tarafından iddia edilmiş ise de ispat edilemediği, ayrıca haczedilen eşyaların kendisine ait olduğu hususunda dava açarak lehine herhangi bir ilam almadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyaya getirtilen … 6. İcra Müdürlüğünün 2009/6400 esas sayılı dosyasına göre; alacaklı …’nin dava dışı kişiler aleyhine iki adet senede dayanarak ilamsız icra takibinde bulunduğu, borçlu …’ın takip dayanağı bonoda yazılı … Pazarı … Sokak no: … adresi yerine; kardeşi olan davacıya ait … Pazarı … Sokak no: … adresinde haciz yapıldığı, hazır bulunan davacının, dükkanın kendisine ait olduğuna ilişkin vergi levhası ibraz etmesine rağmen, adreste bulunan borçluya ait telefon faturasına istinaden hacze devam edilerek, bir kısım menkullerin haczedilip muhafaza altına alındığı anlaşılmaktadır.
İstihkak iddia eden davacının talebi üzerine Konya 2. İcra Hukuk Mahkemesi kararı ile mahcuzların üçüncü şahıslara ait olduğuna dair kayıt olmadığından İİK’nun 97/A maddesi gereğince takibin devamına, üçüncü şahsa tebliğinden itibaren 7 gün içinde ait olduğu mahkemeye dava açmakla muhtariyetine karar verilmiş, yerel mahkemece de davacının verilen sürede istihkak iddiası ile ilgili dava açmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda haczin borçlu …’ın takip dayanağı bonoda yazılı adresi yerine; kardeşi olan davacının adresinde yapılması, davacının işyerinin kendisine ait olduğuna dair vergi levhası sunmuş olmasına göre; İİK hükümlerine göre işlem yapması gereken icra memurunun İİK 99. maddesine göre işlem yaparak haczedilen menkuller borçlunun elinde olmayıp, üzerinde mülkiyet hakkı iddia eden davacının elinde bulunduğundan, davacı aleyhine İcra Hakimliğine müracaat için alacaklıya 7 gün süre tanıması gerekirdi. İcra Müdürü ve İcra Hakimliği tarafından bu işlemin yanlış yapılmış olması ve davacı tarafından istihkak davası açılmamış olması haczin haklılığını göstermez. Davacı sadece İİK 97/6 maddesi gereğince alacaklıya karşı istihkak iddiasından vazgeçmiş sayılır. Bu nedenle mahkemece maddi tazminatın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. Ancak manevi tazminat yönünden haczin haksızlığı konusunda mahkemece taraf delilleri toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle manevi tazminat istemin reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın BOZULMASI gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 05/12/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.