YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2980
KARAR NO : 2011/1681
KARAR TARİHİ : 21.02.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı Bursa İl Özel İdaresi Müdürlüğü aleyhine 09/07/2009 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptalinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 17/11/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Davacı, 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Mineralli Sular Yasası uyarınca arama izin belgesi (ruhsatı) istemi ile davalı idareye yaptığı başvurunun kabul edildiğini; daha sonra arama ruhsatı verilen yerin, baraj ve hidroelektrik santrali su toplama alanı içinde kaldığı gerekçesiyle arama izin belgesi iptal edilerek güvence mektubu geri verildiği halde geri verilmeyen başvuru bedelinin ödetilmesi amacıyla başlattığı icra takibine itiraz edildiği belirtilerek, itirazın iptalini istemiştir.
Yerel mahkemece, başvuru bedelinin Yasa gereğince geri verilemeyeceği gerekçesiyle istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacının, “müracaat bedeli” adı altında yatırdığı paranın niteliğinin ve geri verilmesine ilişkin koşullarının 5686 sayılı Yasada yer alan düzenlemeler uyarınca belirlenmesi gerekir. Davalı, Yasa gereğince görevlendirilmiş bir kamu kurumu niteliğinde olup eylem ve işlemleri de kamusal nitelik taşımaktadır. Arama izni başvurularının koşulları, kapsamı ve sonuçları Yasa ile düzenlendiğinden buna ilişkin sorunların da, idare hukuku ilkeleri çerçevesinde ve idari yargı yerinde çözümlenmesi gerekir. İtirazın iptali davası sırasında, icra takibine dayanak oluşturan ve aslı da idari olan “müracaat bedeli”nin niteliğinin ve geri verilmesine ilişkin koşullarının adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği düşünülemez.
Öte yandan, idari yargı yerinde “itirazın iptali” biçiminde bir dava yolu düzenlenmediğinden yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine de karar verilemez. Bu durumda, “müracaat bedeli”ne ilişkin istemin idari yargı yerinde dava konusu edilmesi ve sonucuna göre icra takibi yapılması gerekir. Böyle bir yola başvurulmaksızın icra takibi başlatılarak buna itiraz üzerine adli yargı yerinden itirazın iptali istenemez.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, istemin dinlenilebilir nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle dava dilekçesinin reddedilmesi gerekirken uyuşmazlığın esasının incelenmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA; bozma nedenine göre öteki yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 21/02/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.