YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9249
KARAR NO : 2011/13079
KARAR TARİHİ : 07.12.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … tarafından, davalı … Belediye Başkanlığı aleyhine 15/07/2008 gününde verilen dilekçe ile haksız eyleme dayalı maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 11/06/2009 günlü kararın temyizen incelenmesi davacı tarafından istenmiş ancak mahkemece 17/05/2010 günlü ek karar ile temyiz isteminin reddine karar verilmiş olmakla 17/05/2010 günlü ek kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı … tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi.
Mahkemece, 17/05/2010 tarihli ek karar ile süresinde yapılmadığı gerekçesiyle temyiz isteminin reddine karar verilmiş ise de; dosya kapsamından, davacıya yapılan karar tebliğinin Tebligat Kanununa uygun olarak yapılmadığından ve bu nedenle tebligatı yapan PTT görevlisi ile davacı adına tebligatı alan kişi hakkında Tebligat Kanununa Muhalefet Etmek suçundan Pazarcık Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı anlaşılmakla, davacının temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek Mahkemenin 17/05/2010 gün ve 2008/444 Esas-2009/529 Karar sayılı temyiz isteminin süre yönünden reddine ilişkin ek kararının kaldırılmasına karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava haksız eyleme dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, kendisine ait taşınmazında meyve fidancılığı yaptığını, Köy Hizmetleri tarafından yaptırılan beton sulama kanalının davalı İdarenin ilçeye içme ve sulama suyu getirmek için boru döşemek istediği sırada beton kanalı iş makineleriyle tahrip ettiğini, arazisinin sulanamaması sonucu bütün meyve ağaçlarının kuruduğunu beyan ederek zararının tazminini talep etmiştir.
Davalı … davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, kanalın yıkılması ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağı bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
11.2.1959 günlü ve 17/15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının I. bendinde açıkça belirtildiği gibi, bir kamu kurumu tarafından verilen kararlar üzerine plan ve projesine göre bir yol yapılması dolayısıyla evinin duvarı yıkılan veya bodrum katını sel basan, bir su tesisi yapılması neticesinde tarlasındaki sular çekilip ağaçları ve mahsulleri kuruyan veya tarlası ekilemez hale gelen yahut tarlasının kenarından geçen derenin kuruması yüzünden tarlası susuz kalan veya su tesisinin bozukluğu yahut bakımındaki ihmal yüzünden tarlasını sular basıp bu suların getirdiği kumlardan dolayı tarlası artık ekilemeyecek duruma düşen kimsenin uğradığı zararlar gibi zararlar idari kararın ve fiilin neticesinde meydana gelen zararlardır. Zira, bir kamu kurumunun görevlerinden olan bir işi yapmayı kararlaştırması idari bir karar olduğu gibi, bu kararı yerine getirmek üzere plan ve projeler yapıp o plan ve projeler gereğince işi görmesi de verilen kararın neticesi olan birer idari eylemdir. O halde sözü edilen kararda örnek olarak belirtilen bu eylemlerden doğan zararların ödettirilmesi istekleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesi hükmünce bir tam yargı davasıdır ve bu davalara bakma görevi idari yargı yerine aittir.
Temyize konu edilen davada davacı, davalı idarenin ilçeye içme ve sulama suyu getirme çalışmaları sırasında boru döşemek için iş makineleriyle yapılan çalışmalar sırasında taşınmazını suladığı beton kanalın kırılması sonucu uğradığı zararının tazminini istediğine göre, dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddi gerekirken, işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 07/12/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.