YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11281
KARAR NO : 2012/13479
KARAR TARİHİ : 25.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 16/04/2010 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 07/06/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, davalının açıklamalarının yayınlandığı Akşam Gazetesinin 15.12.2009 günlü sayısındaki beyanların kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu iddia ederek uğradığı manevi zararın ödetilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı, dava konusu edilen haberin kendi açıklaması olmadığını, haber muhabirinin kendisini telefon ile aradığını, “Kahramanmaraş olaylarının katliam sanığı olarak yargılanmış bu şahısla yan yana oturmam mümkün değildir” biçiminde beyanda bulunduğunu, gazetede de yayınlandığı gibi “O katille oturmayız” biçiminde ifadesi olmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece, dava konusu edilen haber muhabirinin yeminli anlatımı ile davalının beyanının gazetede yayınlandığı gibi olduğu kabul edilerek, davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunun kabulü ile istemin bir bölümünün ödetilmesine karar verilmiştir.
Mahkemenin gerekçesinde dava konusu edilen haber muhabirinin yeminli beyanı ile davalının davacı hakkında “O katille yan yana oturmayız” biçiminde açıklamada bulunduğu kabul edilmiş ise de, 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 13. maddesi uyarınca, haberin yazarı olan ve tanık sıfatı ile dinlenen kişinin de davacıya karşı müştereken ve müteselsilen sorumlular arasında olduğu gözetildiğinde, salt bu kişinin beyanı ile davalının davacı hakkındaki açıklamasının gazetede yayınlandığı biçimde olduğunun kabulü doğru olmamıştır. Davacı, iddiasını başka deliller ile de ispat edememiştir.
Şu durumda, davanın, davalı ile birlikte müteselsil sorumlu olan kişinin tanık sıfatı ile alınan beyanı dışında deliller ile ispat olunamamış bulunması nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken istemin bir bölümünün kabulü doğru olmamış, kararın gösterilen nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 25/09/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.