YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7427
KARAR NO : 2012/10256
KARAR TARİHİ : 12.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat …. tarafından, davalı …. Sağlık Hiz. San. ve Tic. AŞ. aleyhine 17/02/2009 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 02/02/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız şikayet nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı tarafından verilen şikayet dilekçesi sonucunda hakkında soruşturma başlatıldığını ancak cumhuriyet savcılığı tarafından takipsizlik kararı verildiğini belirterek, hukuka aykırı şikayet nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Davalı, şikayete konu olayın yaşandığı konusunda davacının bir itirazının olmadığını, gerçek olan olayla ilgili olarak yasal şikayet hakkını kullandığını söyleyerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; bir kısım tanıkların “davacı tarafından tehdit edildiğimizi hissettik” şeklinde ifade vermelerinin, bilirkişilik görevinin kötüye kullanıldığını göstermeyeceği gerekçesi, davalı tarafından şikayet edilen davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu benimsenerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda; Kartal Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmekte olan bir soruşturmada davacı bilirkişi olarak atanmıştır. Ancak davacı bu görevlendirmeden önce davalı kurum tarafından yanlış tedavi edildiği iddia edilen bir şahısla ilgili olarak, davalı kurum ile o kişi arasında arabuluculuk yapmak istemiş, bu talep kurum tarafından reddedilmiştir. Davalı kurum arabuluculuk talebi reddedilen davacının, bilirkişilik görevini yaptığı sırada, stres ve baskı oluşturarak, bilirkişilik görevini kötüye kullandığı iddiası ile savcılığa şikayette bulunmuştur.
Şikayet konusunun, yargılama yapmayı gerektirir nitelikte görülmesi, davacının arabuluculuk talebinde bulunduğu hususunda bir itirazının bulunmaması ve bir kısım tanıklarında “davacı talebinin kabul edilmemesi üzerine baskı yapma yönünde davranışlarda bulunmuş ve yaptığı bu davranışlarla baskıyı hissettirmiştir.” şeklinde ifade vermeleri göz önüne alındığında, yerel mahkemece, şikayet için yeterli emare olması nedeniyle davalının yasal şikayet hakkını kullandığı sonucuna varılarak, istemin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, şikayet hakkını hukuka uygun kullanmadığı gerekçesiyle, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 12/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.