YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4917
KARAR NO : 2012/10299
KARAR TARİHİ : 12.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 18/01/2000 gününde verilen dilekçe ile depremde uğranılan zarar ndeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın reddine dair verilen 13/12/2011 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 12/06/2012 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat ………. ile karşı taraftan davalı vekili Avukat ….. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Dava, haksız fiil nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair kararın dairece bozulması üzerine bozmaya uyularak dava reddedilmiş; kararı, davacı temyiz etmiştir.
Davacı, deprem sonucu oturduğu dairenin yıkılarak zarar görmesi nedeniyle eşya zararı için maddi ve manevi tazminat istemiştir. Yerel mahkeme ilk kararında davayı kısmen kabul etmiş, davalı temyizi üzerine karar dairemizce, davalı yüklenici tam kusurlu bulunmuşsa da, inşaatın yapıldığı tarihteki deprem yönetmeliğine aykırı olup olmadığı ve inşaatın bulunduğu yerin 2. derecede deprem bölgesi iken 1. derecede deprem bölgesi olarak belirlenmesinin yüklenicinin kusur durumunu değiştirip değiştirmeyeceğinin araştırılması, depremin şiddeti nedeniyle BK’nun 43. maddesi gereğince uygun bir indirim yapılmaması ve faiz başlangıcı yönlerinden bozulmuştur.
Yerel mahkeme daire bozmasına uymuş, bozma ilamı doğrultusunda, önceki bilirkişilerden ek rapor almış, bu raporda binanın yapımı tarihindeki deprem yönetmeliğe uygun olarak yapılmadığı ve yerin 1. derecede deprem bölgesine alınmasının yüklenicinin kusur durumunu değiştirmeyeceği sonucuna varılmıştır. Bunun üzerine yerel mahkeme başka bir bilirkişi heyetinden rapor almış ve bu raporda ruhsat alınmış bir projenin ilgili meslek odası ve ilgili belediye İmar Müdürlüğü denetiminden geçmiş olması gerektiğinden hareketle, binanın deprem yönetmeliğine aykırı projelendirilmediği, tüm kontrollerden geçerek iskan ruhsatı alındığından ve deprem yönetmeliğine aykırı olarak inşa edildiğine dair belgeye rastlanılmadığından yapının dönemin koşullarına göre inşa edilmiş olabileceği, gerçekleşen hasarın çok bilinmeyenli ve yüksek şiddetteki deprem sonucu olduğunun bilindiği hususlarına yer verilmiştir. Yerel mahkeme bu rapor doğrultusunda, binanın yapımında yüklenicinin kusuru olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
Dairemiz bozmasında; ilk karara dayanak bilirkişi raporunda davalının binanın deprem yönetmeliğine uygun yapılmaması, kullanılan malzeme ve işçiliğin kalitesiz olması, kolon bağlantı etriye aralıklarının fazla olması, mesnetler ve ilave teçhizatların konulmaması gibi teknik hatalara göre tam kusurlu bulunması üzerinde durulmuştur. Yukarıda sayılan eksiklik ve hataların davalının kusurunu oluşturduğu kabul edilmişse de, binanın yapımı tarihindeki deprem yönetmeliğine uygun yapılıp yapılmadığı ve yerin deprem bölgesi derecesinin değişmesi ile depremin şiddetinin bu kusur oranına etkisinin araştırılması istenilmiştir. İlk karar öncesi yapılan bilirkişi incelemesi, ceza dosyasındaki bilirkişi raporu ve tespit dosyasındaki bilirkişi raporlarına göre binada deniz kumu kullanıldığı, işçiliğin kalitesiz olduğu, kiriş-kolon bağlantı etriye aralıklarının uygun olmadığı ve teknik hatalar bulunduğu belirlenmiş olup bunlar davalının kusurunu oluşturmaktadır. Kaldı ki, mahkemece uyulan bozma kararında davalının kusursuz olduğuna yönelik bir belirleme olmayıp, bozma kapsamı dışında kalan binanın yapımındaki ve kullanılan malzemenin niteliği itibariyle davalıya atfedilen kusur bölümüde kesinleşmiştir. Alınan son rapor, davalının hiç kusuru olmadığına dair, tüm yönleri inceleyerek ve kesin olarak bir sonuçta bildirmemektedir. Şu durumda alınan ek rapor doğrultusunda inşaatın yapıldığı tarihteki deprem yönetmeliğine uygun yapılmaması ve deprem bölgesi derecesinin değişmesinin kusuru etkilemeyeceği belirlendiğinden, depremin şiddeti nedeniyle tazminattan uygun bir miktar indirim yapılmak suretiyle zararın hüküm altına alınması gerekir. Yerel mahkemece uyulan bozmaya aykırı, yetersiz ve dosyadaki olgulara uygun düşmeyen bilirkişi raporuna göre davalının kusurlu olmadığından bahisle davanın reddi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA ve temyiz eden davacı yararına takdir olunan 900.00 TL duruşma avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 12/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.