YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6161
KARAR NO : 2012/10403
KARAR TARİHİ : 14.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 06/12/2010 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 29/02/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, kişilik haklarına haksız saldırı nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, görevsizlik nedeni ile dava dilekçesinin reddine dair verilen kararın Dairemizin 18.04.2011 gün ve 2011/4269-4245 Esas Karar sayılı ilamı ile bozulması üzerine yeniden yapılan yargılama sonunda davanın esastan reddine karar verilmiş; karar davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, davalı Sincan Cumhuriyet Başsavcısı’nın görev ve yetkisi olmadığı halde hakkında idari yaptırım kararı düzenlediğini, karara itirazının reddi nedeni ile Adalet Bakanlığından kanun yararına bozma talebinde bulunduğunu, isteminin kabul edilerek itiraz üzerine verilen ret kararının Yargıtay 2. Ceza Dairesi tarafından Başsavcının idari yaptırım kararı vermesinin olanaklı olmadığı gerekçesi ile kaldırıldığını, böylelikle davalının kişisel kusuru ile manevi zarar görmesine neden olduğunu ileri sürerek 5.000,00TL manevi tazminat ödetilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, bozmaya uyularak, davaya … dahil edilmiş ve işin esası hakkında yapılan değerlendirme sonucunda, davalı C.Savcısı olduğundan hakkındaki davanın adli yargı yerinde ve genel mahkemelerde görülmesi gerektiği kanısı ve davalının şahsi kini ile işlem yaptığının kanıtlanamaması nedeni ile reddedilmiştir.
27846 sayılı bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin 6110 sayılı yasa, Türkiye Büyük Millet Meclisince 09.02.2011 günü kabul edilmiş, 14.02.2011 günü resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Anılan yasanın 12. maddesi ile 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 93. maddesinden sonra gelmek üzere 93/A maddesi eklenmiş olup tazminat davaları başlıklı maddede “Hakim ve Savcıların bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar nedeniyle ancak devlet aleyhine dava açılabileceği, kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk sebeplerine dayanılarak da olsa hakim veya savcı aleyhine tazminat davası açılamayacağı, ….hakim ve savcıların bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar nedeniyle devlet aleyhinde açılacak tazminat davaları ile rücu davalarında bu madde hükümleri; bu maddede hüküm bulunmayan hallerde ise ilgisine göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Ceza Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır.” Hükmünü getirmiştir. Aynı yasanın 14. maddesi ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 573. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi “Hakimlerin yargılama faaliyetlerinden dolayı aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir” şeklinde değiştirildikten sonra, Geçici 2. maddesinde- (1) “6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu yürürlüğe girinceye kadar Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 573. maddesindeki sebeplere dayanılarak açılacak tazminat ve rücu davalarında; a-Hakimlerin bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar nedeniyle Devlet aleyhine açılan tazminat davası, Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde açılır ve ilk derece mahkemesi sıfatı ile görülür.”, (2) Hakimler ve Savcılar Kanununa eklenen 93/A maddesi ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun bu kanunla değiştirilen 573. maddesi hükümleri bu kanun yürürlüğe girdiği tarihte a- görülmekte olan davalar, b-kesinleşmemiş hükümler, c-miktar veya değeri itibariyle temyiz ve karar düzeltme yoluna gidilemediği için kesinleşen hükümler, bakımından da uygulanır ve davaya Devlet aleyhinde devam olunur” hükmünü getirmiştir.
Şu durumda, 2802 sayılı yasaya eklenen 93/A maddesinde açıkça “Hakim ve Savcıların…” ibaresi ile savcılar yasa metninde sayılmış ve yürüttükleri bir soruşturma, kovuşturma ile ilgili yaptıkları işlemlerden dolayı haklarında açılacak davaların devlet aleyhinde açılacağı düzenlendikten sonra bu maddede açık hüküm bulunmayan haller için 1086 sayılı HUMK nın 573. md yollama yapılmış bulunmasına, 1086 sayılı yasanın geçici 2. maddesi ile de …HUMK 573. maddesi uyarınca devlet aleyhinde açılacak davaların Yargıtay ilgili hukuk dairesinde ilk derece mahkemesi sıfatı ile bakılacağı ve görülmekte olan davalar için dahi hükmün uygulanacağı düzenlendiğine göre; davanın görüm ve çözüm yerinin Yargıtay ilgili hukuk dairesi olduğu sonucuna varılması ve görevsizlik kararı verilmesi gerekirken adli yargı yerinde genel mahkemelerin görevli olduğu gerekçesi ile işin esastan incelenmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 14/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.