Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2014/14212 E. 2015/11791 K. 21.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14212
KARAR NO : 2015/11791
KARAR TARİHİ : 21.10.2015

MAHKEMESİ : İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 27/02/2014
NUMARASI : 2010/27-2014/65

Davacı Esen tarafından, davalı Muhammet ve diğerleri aleyhine 19/01/2010 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı Muhammet hakkındaki davanın atiye terk edildiğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, davalı Nuri varislerinden mirası reddetmeyen Ö.. A.. yönünden davanın kısmen kabulüne dair verilen 27/02/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı Ö.. A.. vekili Avukat Ömer tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 21/10/2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Davacının müdür başyardımcısı olarak görev yaptığı lisenin “Yıllığını” hazırladığı, yıllıkta bir kadın modelin çıplak reklamına, göğüsleri dışarda bırakan giysiler giyen öğrenci fotoğraflarına ve poker kağıtlarına ilişkin reklama yer verilmiştir.
Davalılardan Muhammet isimli muhabirde diğer davalı gazetede bu yıllıktaki fotoğraf ve görüntülerden hareketle ” L.” başlığı altında haber yapıp, haberde “okul yönetimi baloda ahlaksız görüntülere yer verdi” ” kadın bedenini teşhir eden reklam aldı” kumar oynamayı teşvik edecek şekilde “p.” şeklinde değerlendirmeler yapmıştır. Ve ayrıca davacının ismini yazarak yıllığı hazırlayan olarak haberde takdim etmiştir.
Yıllıkta yer alan fotoğraf ve görüntüler göz önüne alındığında davalı muhaberin değerlendirmelerinin hedefi davacı olmayıp, genel bir değerlendirme olarak okul yönetimi hedef alındığı gibi, ayrıca değerlendirmeler tamamen değer yargısı, basının toplumu bigilendirme görevi ve eleştiri niteliğinde olduğundan davacının kişilik haklarına saldırıdan bahsedilemez. Davanın tümden reddi gerekir düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüş ve kararlarına katılmıyorum.21/10/2015

KARŞI OY YAZISI

Dava; davacı İstanbul’da yayın yapan A. V.Gazetesi’nin 24 Aralık 2009 tarih, 2908 sayılı nüshasının 18. sayfasında Muhammet adlı muhabirin “L.” başlığı altındaki haber ve yazının içeriğinde mezuniyet yıllığında ahlaksız görüntülere yer verildiği, bir kadın modelin çıplak fotoğraflarının yer aldığı, yıllık fotoğraflarında kız öğrencilerin göğüslerini ortaya çıkaran giysiler giydiği, öğrencileri kumar oynamaya teşvik eder bir profil çizildiği kendisinin toplumun ahlak kurallarına saygısız ve ahlaksızca davrandığını yansıttığından bahisle davalılardan manevi tazminat isteminde bulunmuş, mahkemece davalılardan Muhammet hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalılardan Nuri mirası reddetmeyen mirasçısı dahili davalı Ö.. A.. yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karar, dahili davalı Ö.. A.. tarafından temyiz edilmiştir.
Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Basının modern toplumlarda oynadığı rolün önemi dikkate alındığında basın organlarının sorumluluğu günümüzde daha da önem kazanmıştır. Bu çerçevede medya organları sadece bilgi vermekle yetinmemekte, diğer yandan bilgileri sunma tarzı ile hedef kitlenin bunu nasıl değerlendireceğini de belirleyebilmektedirler. Gerek geleneksel gerekse elektronik medya araçları aracılığı ile ve giderek daha çok aktörün müdahale ettiği yoğun bir bilgi akışı ile karşı karşıya kalan bireylerin yaşadığı günümüz dünyasında gazeteci deontolojisine saygının denetlenmesi daha da önem kazanmıştır.
Somut olayda 24/12/2009 tarihli gazete haberinde davacının şahsına yönelik bir itham, hakaret veya örseleyici ibare bulunmadığı gibi, haber tamamen değer yargısı ve olaya dayalı bilgilendirme kapsamında kalmaktadır. Bu çerçevede davacının MK’nın 24. ve 25. maddelerinde yer alan kişilik haklarına saldırıda bulunulduğundan söz edilemez. Nitekim anılan gazetenin aynı haberinin son paragrafıyla ilgili olarak okul müdürü Sırrı tarafından davalılar aleyhine açılan ve reddedilen manevi tazminat davası Dairemizin 2014/15513 esas, 2014/17790 karar sayılı ilamı ile onanmış olup, bu davacının davasının kabulü bu yönden de usule uygun olmayacağından, yerel mahkeme kararının bozulması görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum. 21/10/2015