YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4588
KARAR NO : 2019/3276
KARAR TARİHİ : 12.06.2019
MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : . Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı …vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 12/10/2015 gününde verilen dilekçe ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 14/10/2016 günlü karara yönelik taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine …Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesince yapılan istinaf incelemesinde; HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince; davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine, davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin 14/10/2016 gün ve 2015/1661 esas, 2016/372 sayılı kararının kaldırılmasına ve HMK’nın 353. maddesinin 1. fıkrası (b) bendinin 2. maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmiş; verilen bu kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 20/02/2018 gün ve 2017/2661 esas, 2018/1105 karar sayılı ilamıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371/1-a maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine dair verilen karar üzerine; Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda ilk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinin 1. fıkrası (b) bendinin 1 numaralı alt bendi gereğince; davacı ve davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen 27/06/2018 günlü kararın davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Davacı vekili; davacı …’nın Kültür ve Turizm Bakanlığı çok sesli korosu sanat yönetmeni ve sürekli şefi olduğunu, davalı …’ın ise ünlü bir piyanist ve bestekar olup aynı zamanda Cumhuriyet Gazetesi’nde köşe yazarlığı yaptığını, davalının Cumhuriyet Gazetesi’nde farklı tarihlerde kaleme aldığı köşe yazıları ve sosyal medya hesaplarında yaptığı paylaşımlar ile davacının kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu belirterek, manevi zararın giderilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; davaya konu köşe yazılarından dolayı davacının kişilik haklarına saldırı mahiyetinde davalının hukuka aykırı bir eyleminden söz edilemeyeceği; davalının sosyal medya hesabında yapmış olduğu paylaşımların ise davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu gerekçesiyle istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükme karşı, taraf vekilleri tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davacı tarafın istinaf başvurusunun reddi ile davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulüne, … 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/1661 esas 2016/372 karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak davanın reddine dair verilen karar; Dairemizin 20/02/2018 tarihli 2017/2661 esas 2018/1105 karar sayılı ilamı ile, davalı tarafından sosyal medya hesabında davacı hakkında kullanılan ifadelerin tarafların sanatçı kişilikleri de gözetildiğinde; bireyin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi kapsamında koruma altına alınan kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu ve kullanılan bu ifadeler ile eleştiri sınırlarının aşıldığı, olay ve yazı bütün olarak değerlendirildiğinde kaba, nezaket dışı, rahatsız edici söz ve ağır eleştiri olarak kabulünün mümkün olmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle bozularak dosya Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiş; Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda yeniden hükmü kurulmayarak HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince davacı ve davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmekle yetinilmiş; kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen ilk karar, davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine davalı tarafın istinaf başvurusu kabul edilerek Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kaldırılıp davanın reddine yönelik kurulan yeni hüküm, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce davacının kişilik haklarına saldırı olduğu ve ret kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile bozulmuştur. Bu haliyle, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Dairemizin bozma kararına uyulmasına karşın yeni hüküm kurulması gerekirken, daha evvel yine Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılmasına karar verilen ilk derece mahkemesi kararı ile yetinilerek tarafların istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru değildir. Şu durumda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozmaya uygun olarak yeniden hüküm tesis edilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine ve peşin alınan alınan harcın istek halinde geri verilmesine 12/06/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.