YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3728
KARAR NO : 2022/10027
KARAR TARİHİ : 12.09.2022
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Kayseri 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Av. … tarafından, davalılar …, … ve … aleyhine 23/08/2017 gününde verilen dilekçe ile araç mülkiyetinin tespiti ve tescili istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 12/02/2019 günlü karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kararın gerekçesi değiştirilerek davanın reddine dair verilen 30/09/2020 günlü Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi kararının Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
KARAR
Davacı vekili; davacının davalılar ile birlikte muris …’in mirasçıları oldukları, murisin 23/11/2015 tarihinde vefat ettiğini, davacı adına tescilinin talep edildiği ….. plaka sayılı araç trafikte muris … adına kayıtlı ise de dava konusu aracın müvekkili tarafından murisin sürekli hastaneye gidip gelme durumu nedeniyle satın alındığını, otomobil için davacının Türkiye İş Bankası’nın 5313 numaralı şubesinden satıcı hesabına 27/10/2015 tarihinde 117.000TL havale gönderdiği, murisin vefatı üzerine diğer mirasçıların da olayı bilmelerine rağmen davacı üzerine dava konusu aracın devrini gerçekleştirmediklerini, Kayseri 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2017/1285 Esas sayılı dosyası ile ortaklığın giderilmesi davası açtıklarını; ancak davacının tamamen iyi niyetli olarak muris olan babasını üzmemek için böyle bir eylemde bulunduğunu belrterek 38GS994 plakalı aracın muris adına kaydının iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, taraflar arasında tenkis ve muris muvazasına dayalı davaların mevcut olduğu, davaya konu olan aracın muvazalı olarak murisin adına devri söz konusu olmuş olsa bile taraflar arasında görülen muris muvazası ve tenkis davalarına konu olabileceği, işbu davada inanç sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği, davacı tarafça usulüne uygun herhangi bir yazılı delil başlangıcı sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davacının davaya konu aracın ödemesinin kendisi tarafından yapılmasına rağmen murisi olan Ömer Arslaner’in üzülmemesi ve sağlık durumu göz önünde bulundurularak aracın tescilinin muris üzerine yapıldığını belirterek aracın kaydının iptali ile kendi adına kayıt ve tescilini talep ettiğine göre, davacının inanç sözleşmesine dayandığı, araç bedelinin davacı tarafından ödenmesinin tek başına inanç sözleşmesinin varlığını ispat için yeterli olmadığı, davacı tarafından sunulan banka dekontu yazılı delil başlangıcı kabul edilse dahi, inançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşme olduğundan, ilk derece mahkemesince dinlenen tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davaya konu aracın belirli şartlar gerçekleşince muris Ömer Arslaner tarafından davacı … Arslaner’e iade edileceği yönünde muris ile davacı arasında yapılan bir anlaşmanın varlığının ispatlanamadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak gerekçesi değiştirilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına, dava şartları, delillerin toplanması ve hukukun uygulanması bakımından da hükmün bozulmasını gerektirir bir neden bulunmamasına göre taraf vekillerinin yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün HMK’nun 370/1. maddesi gereğince ONANMASINA, HMK’nın 373. maddesi uyarınca dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 26,30 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 12.09.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.