Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/14893 E. 2021/7356 K. 25.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/14893
KARAR NO : 2021/7356
KARAR TARİHİ : 25.10.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 20.10.2021 Çarşamba günü davacı vekili Av…. ile davalı vekili Av…. geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan tarafların vekilleri dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacı vekili; davalının trafik sigortacısı olduğu araçların yaptığı kaza sonucunda, araçlardan birinde yolcu olarak bulunan davacının yaralanıp % 29 oranında malul kaldığını, davalı tarafından yapılan ödemenin yetersiz olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL. sürekli işgücü kaybı tazminatının avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 23.11.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle taleplerini 45.138,54 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; 11.09.2017’deki 84.204,86 TL. ve 26.07.2018’deki 27.145,82 TL’lik ödemelerle sorumluluklarının son bulduğunu, kusur ve maluliyet oranına itiraz ettiklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; dosyaya sunulan maluliyet raporunun süresiz olmadığı ve yeterli bir rapor olmadığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine dair verilen karara davacı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davacı vekilinin itirazının kabulü ile UHH kararının kaldırılmasına; davanın kabulüne ve 45.138,54 TL. sürekli işgücü kaybı tazminatının 11.09.2017 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine; özellikle, davacının maluliyet oranını kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik ve ekindeki cetvellere göre belirleyen 11.07.2018 tarihli uzman doktor bilirkişi heyeti raporunun karara esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin diğer tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. KTK’nun 86/1. maddesi gereği ise, işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusursuzluğu oranında sorumluluğunun kalkacağı açıktır.
İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davaya konu kazaya karışan 3 aracın sürücülerinin kazadaki kusur durumlarının belirlenmesi bakımından herhangi bir araştırma yapılıp rapor alınmadığı; davaya konu 3 araçlı trafik kazasına karışan araçlardan ikisinin davalı tarafından sigortalı olduğu ve kaza tespit tutanağı gereği bu iki aracın kazada % 75 kusurlu olduğu gerekçesiyle, bu kusur oranı üzerinden hesap edilen tazminatın hüküm altına alındığı görülmektedir.
Kaza tespit tutanağı incelendiğinde; davalıya sigortalı olup davacının yolcu olarak bulunduğu … plakalı aracın ışıklı kavşakta sola dönüş yaptığı esnada, dava dışı (davalıya sigortalı olmayan) 35 AV 3497 plakalı aracın sigortalı aracın sağ arka kısımlarına çarpıp savrulduğu; ilk çarpmadan sonra savrulup sol şerit üzerinde duran dava dışı bu araca ise, aynı yönden gelen davalıya sigortalı 35 KD 8463 plakalı aracın çarptığı; kazaya karışan tüm sürücüler kavşaktaki yeşil ışıkta geçtiğini iddia ettiğinden kontrolsüz kavşakta geçiş kurallarına göre kusur belirlemesi yapıldığı görülmektedir.
Tutanaktaki bu tespitler ve kazanın oluş biçimine göre, olay yerinin ışık kontrollü kavşak olduğu dikkate alınıp, olay anına ilişkin trafik sinyalizasyon sisteminin çalışma şeklinin araştırılması gerekli hale gelmektedir. Diğer yandan, kaza tespit tutanağında 3 araçla ilgili kusur belirlemesi yapılırken, davacının yaralanması ile sonuçlanan ilk kaza ve devamı niteliğinde olup sadece dava dışı (davalıya sigortalı olamayan) araçta maddi hasara yol açan ikinci kaza ayrımı yapılmadığı görülmektedir. Davacı, uğradığı bedensel zarar nedeniyle tazminat isteminde bulunduğu için, bu zarar ile illiyet bağı taşıyan eylemi olan sürücü kusurlarının belirlenmesi ve davalının sigortaladığı iki araçtan ( … ve 35 KD 8463 plakalı) sadece yaralanma ile illiyet bağı içinde kusuru bulunan araç sürücüsünün kusur durumuna göre değerlendirme yapılması gerektiği açıktır. Bahsedilen tüm bu tespitlerin yapılması ise, uzman bilirkişiden kusur konusunda rapor alınmasını gerektirdiğinden, İHH kararı eksik incelemeye dayanmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davalıya sigortalı olup davacının yaralanmasına yol açan ilk kazayı yapan araçlardan sadece … plakalı araç sürücüsünün kusurunun eldeki davaya konu tazminat talebi bakımından önem arz ettiği de dikkate alınmak suretiyle, davaya konu kazada ışık ihlali yapan aracın tespiti için, kazanın meydana geldiği yerdeki trafik sinyalizasyon sisteminin olay anındaki çalışma şekli konusunda ilgili yerden araştırma yapılması (net biçimde bu tespitin yapılamadığı durumda ilk kazaya karışan her iki araç sürücüsünün % 50’şer kusurlu kabul edilmesi); daha sonra, konusunda uzman makine mühendisi bilirkişiden, dosya kapsamına göre davalıya sigortalı olup davacının yaralanması ile sonuçlanan ilk kazayı yapan araçların kusur durumunu gerekçeli, denetime elverişli biçimde saptayan rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16/13. maddesi ve karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’nin 17/2. maddesi gereği, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin, tarifeye göre belirlenen nispi vekalet ücretinin 1/5’i tutarında (maktu ücretin altında kalmamak kaydıyla) olması gerektiği gözetilmeden, fazla vekalet ücretine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; dosyanın hakem kararının saklanması kararını veren … 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine;
3.050,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 25/10/2021gününde oybirliğiyle karar verildi.