Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/1505 E. 2021/4495 K. 13.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1505
KARAR NO : 2021/4495
KARAR TARİHİ : 13.09.2021

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Andırın Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki İlk Derece Mahkemesinde görülen tasarrufun iptali davasında verilen davanın kabulüne ilişkin hüküm hakkında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; esas yönünden istinaf isteminin reddine ilişkin kararın, süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili; davalı …’ın vergi borçlarını kanuni süreleri içinde ödemediği için davalıya ödeme emirleri tebliğ edildiğini, ödeme emirlerinin dolayısıyla kamu alacağının kesinleşmesi üzerine borçlu hakkında takibata girişilmiş olmasına rağmen herhangi bir tahsilatın da elde edilemediğini, ancak davalı …’ın adına kayıtlı dava konusu taşınmazını 21/12/2011 tarihinde kardeşi olan …’a sattığını, …’ın ise arsayı 26/03/2012 tarihinde … adlı kişiye sattığını, …’ın ise aynı arsayı 22/04/2014 tarihinde …’ın kardeşi …’ın eşi …’a ipotekli olarak sattığını, arsanın aile içinde kalmaya devam ettiğini, satış silsilesinde bulunan kişilerin borçludan mal kaçırmak kastıyla hareket ettiklerinin kabulünün gerektiğini belirterek Kahramanmaraş ili, .. ilçesi, … Mahallesi, … Sokak 103 ada 4 nolu parselde bulunan kargir ev ve arsanın tasarrufunun alacak miktarı kadar 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun 24 ve devamı maddeleri gereğince iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece,davanın kabulü ile Kahramanmaraş ili, … ilçesi, … Mahallesi, … Sokak mevkiinde bulunan 103 ada 4 parsel sayılı Kargir ev ve arsa niteliğindeki taşınmazın satışının muvazaalı olduğu anlaşılmakla satışa ilişkin tasarruf işleminin tasarruf tarihine kadar olan alacak ve fer’ileriyle sınırlı olarak iptaline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava 6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir.Bu tür davalar aynı yasanın 25. maddesi uyarınca borçlu ve borçlu ile hukuki işlemde bulunan kişiler aleyhine açılır. Zorunlu dava arkadaşı durumunda olan kişilerin tümünün davalı olarak gösterilmemesi halinde eksik gösterilen kişi veya kişilere dava dilekçesinin tebliği ile davaya dahil edilmeleri sağlanmalıdır. Somut olayda, davaya konu taşınmaz, 21/12/2011 tarihinde davalı borçlu … tarafından dava dışı …’a, 26/03/2012 tarihinde dava dışı … tarafından dava dışı …’a, 22/04/2014 tarihinde ise dava dışı … tarafından davalı …’a satılmıştır. Davacı vekili tarafından dava dilekçesinde, borçlu … ve taşınmazı en son satın alan … taraf olarak gösterilmiş, ancak borçlu ile işlemde bulunan … ve … davaya dahil edilmeksizin davanın esasına girilerek kabulüne karar verilmiştir. Bu durumda mahkemece, davacıya borçlu ile işlemde bulunan … ve …’ı davaya dahil etmesi için süre verilmesi ve bu şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra davanın esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
2-Kabule göre de; 6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali davalarında dava kabul edildiği takdirde tasarruf tarihine kadar olan vergi borcu ferileriyle hesaplanarak bu miktar üzerinden tasarrufun iptaline karar verilmesi gerekir.
Somut olayda, davacı hazine, dava dilekçesinde 10/02/2016 tarihi itibariyle toplam 245.815,67 TL vergi alacağı olduğunu belirtip, tasarrufun iptalini istemiştir. Tasarruf (satış) tarihi 21/12/2011’dir. Bu durumda uzman bilirkişi incelemesi yaptırılarak, davalı borçlunun tasarruf tarihine kadar olan ve kesinleşen vergi borçlarının ferileriyle birlikte belirlenerek bu miktar üzerinden davacının alacak ve ferileriyle sınırlı olarak dava konusu taşınmazın satışına ilişkin tasarrufun iptali ile davacı alacaklıya bu miktar üzerinden taşınmaz üzerinde haciz ve satış yetkisi verilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere tasarruf tarihine kadar doğan vergi borcu tespit edilmeden ve davacıya haciz ve satış yetkisi verilmeden yalnızca tasarrufun iptaline karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Ayrıca; bu tür davalarda dava değerini, takibe konu alacak miktarı ile iptali istenilen tasarruf bedelinden hangisi az ise o bedel oluşturmaktadır. Somut olayda, tasarruf konusu taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değerinin bilirkişi raporuyla tespit edilmesi ve yukarıda belirtilen şekilde tasarruf tarihine kadar kesinleşen vergi borcunun ne kadar olduğunun belirlenmesi ve buna göre az olan değer üzerinden harca hükmedilmesi gerekirken dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden harcın belirlenmesi de doğru değildir.
3-Yine kabule göre; 136 sayılı Avukatlık Kanununun 168. maddesinde değişiklik yapan 5904 sayılı Yasanın 35. maddesi “6183 sayılı Yasanın uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir” hükmü gereğince maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nispi vekalet ücreti takdir edilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyize konu yerel mahkeme kararının HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA; HMK 373/1 maddesi gereğince istinaf mahkemesinin esastan red kararının kaldırılarak dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesine gönderilmesine; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 13/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.