YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1578
KARAR NO : 2023/641
KARAR TARİHİ : 18.01.2023
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/321 E., 2020/222 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Alaşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/415 E., 2018/632 K.
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalıların istinaf davalarının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı …’tan alacaklı olduğunu, borcun tahsilini teminen davalı borçlu aleyhine Alaşehir İcra Müdürlüğü’nün 2013/3145 sayılı dosya ile takip yapıldığını, takibin kesinleştiğini, davalı borçlunun adına kayıtlı menkul, gayrımenkul mal kaydına rastlanılmadığını, mal kaçırma gayesi ile adına kayıtlı Manisa İli, Alaşehir İlçesi, … Mahallesi, 1150 ada, 2 parsel üzerinde bulunan zemin kat 7 nolu dükkanın davalılar … ve …’e devrettiğini, davalılar … ve …’in de taşınmazı diğer davalı …’nun 1/4 hissedarı bulunduğu aynı parsel üzerinde bulunan 5 nolu dükkan niteliğindeki bağımsız bölüm ile 24.12.2014 tarihinde trampa etmek suretiyle temlik ettiklerini beyan ederek, davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalılar … ve … vekilli cevap dilekçesinde; davanın haksız ve yersiz açılmış bir dava olduğunu, dava konusu Manisa ili, Alaşehir ilçesi, Kurtuluş mah. 1150 ada 2 parselde 1/30 arsa payı karşılığına isabet eden zemin kat 7 nolu bağımsız bölümü daha az tapu harcı ödemek için gerçek satış bedelinden düşük gösterilmek suretiyle satıldığını, gerçek değeri ödenerek satın alındığını, davalı borçlunun aciz halinde olmadığını, beyan ederek yasal şartları oluşmayan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
2. Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle açılan davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu taşınmazdaki 1/4 hissenin bedeli ödenerek taşınmazın ilk sahibi olan … oğlu …’dan satın alındığını, taşınmazın diğer kalan 3/4 lük hisseyi de satın aldıklarını, iyi niyetle taşınmazları aralarında trampa ettiklerini ve tapuların devrini gerçekleştirdiklerini, bu nedenlerle trampa işleminin tamamen iyi niyet kuralları içinde yapıldığını, beyan ederek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
3. Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu olan ve satın alınan gayrımenkulün gerçek satış bedelinin 135.000,00 TL olduğunu, bu satışın o bölgedeki rayiçlere uygun olduğunu, davalı borçlunun acz halinde olmadığını, bonoyu tanzim ettiklerinde tarih yazılı olmadığını, bunun sonradan yazılmış olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu … Mahallesi 1150 mevki 2 parsel zemin 7 nolu bağımsız bölümün borçlu … adına kayıtlı iken 05.06.2013 tarih 5459 yevmiye nolu satış sözleşmesi ile 1/2 payının ayrı ayrı davalılardan … ve …’ye 2.000,00 TL bedel karşılığında satılarak bu davalılar adına kayıt gördüğü, daha sonra taşınmazda 24.12.2014 tarih 13628 yevmiye nolu trampa sözleşmesi ile hissenin tamamının …’ya 1150 ada 2 parsel zemin kat 5 nolu bağımsız bölüm karşılığında devredildiğinin anlaşıldığını her ne kadar tapuda satış bedeli 2.000,00 TL olarak gösterilmiş ise de gerçekte taşınmazın 135.000,00 TL’ye satıldığı, Yapı Kredi Bankasından gelen cevabi yazıdan …’e ödenen başlığı altında 04.06.2013 tarihinde 65.000,00 TL 05.06.2013 tarihinde 110.000,00 TL para akışı gerçekleştiği, tasarruf tarihinin 05.06.2013 olması karşısında ilgili para akışının davalıların iddia ettiği gibi davaya konu taşınmazın satışına ilişkin olarak gerçekleştiği, her zaman düzenlenmesi mümkün olan tek taraflı ortaklı defterinin tek başına hükme esas alınması mümkün olamasa da davalılar tarafından ibraz edilen biri davalı …’ye diğeri …’e ait olan ortaklık defterlerinin her ikisinde de 05/06 Karakoç MĞZ çıkışı 1/2 karşısında 67.650,00 TL ibaresinin bulunduğu, ilgili defterin banka yazı cevabı ve tanık anlatımları ile desteklenmesi sebebiyle sonradan düzenlenmediği, hükme esas alınabileceği, taşınmaz üzerinde 13.07.2009 tarihli kamu haczinin bulunduğu, haczin satış tarihinden önceki gün 04.06.2017 tarihinde terkin edildiği, dinlenen tanıkların davalılardan … ve …’in tüccar oldukları ve taşınmazı depo olarak kullanma gereksinimleri sebebiyle taşınmazı satın aldıkları şeklindeki beyanlarına itibar edilerek davalılardan … ve …’in dava konusu taşınmazı depo olarak kullanma amaçlı aldıkları, taşınmazı alabilecek güçlerinin de bulunduğu, taşınmazın sonradan el değiştirmiş olması, satış sözleşmesinin tarihi (05.06.2013) ile trampa sözleşmesinin tarihi (24.12.2014) arasında uzunca bir süre farkı olmuş olması, trampa sözleşmesine konu 5 numaralı bağımsız bölümün 11.12.2014 tarihinde 3/4 hissesinin …adına kayıtlı iken davalılar … ve … tarafından satın alındığı, kalan hissenin … adına kayıtlı olduğu, davalıların davaya konu taşınmaz olan 7 nolu bölümsüz bölümü davalı … ile trampa ederek dava dışı 5 numaralı bağımsız bölümün tamamına yarı yarıya sahip oldukları, trampa sözleşmesinin akdedilmesinde de hukuki yararları olduğu, dava konusu taşınmazın davalı borçlu tarafından davalılar … ve …’e satılmasından sonra tüm tasarruf işlemlerinin davalılar tarafından gerçekleştirilmiş olması, trampa işlemine konu taşınmazlarının değerlerinin de bir birine yakın olmaları (5 numaralI bağımsız bölümün 126.850,00 TL, 7 numaralı bağımsız bölümün 123.975,00 TL) göz önüne alınarak hepsi bir bütün olarak değerlendirildiğinde tasarrufun iptalinin şartlarının oluşmadığı ve gerçek bir satışın söz konusu olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava şartlarının oluştuğunu, davalı alıcılar … ve …’e ait ortaklık özel defterindeki kayıtların delil olarak kabul edilemeyeceğini, davalı …’e ait banka hesap hareketlerinden 04.06.2013 tarihli 65.000,00 TL bedelli ve 05.06.2013 tarihli 110.000,00 TL bedelli para çekişinin tasarruf tarihi olan 05.06.2013 tarihi itibariyle taşınmazın satışına ilişkin olarak gerçekleştiğinin kabul olmadığını, çekilen paranın taşınmaz bedeli olarak ödendiğinin kabul edilemeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine ” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesindeki sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının hatalı olduğunu, belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun’un 277 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.